\ -< \ Ansiklopedik Edebiyat Terimleri Sözl ügü
-
Persembe Kitaplan: 5
Ansiklopedik Edebiyat Terimleri Sözlügû Dr. T...
642 downloads
5243 Views
82MB Size
Report
This content was uploaded by our users and we assume good faith they have the permission to share this book. If you own the copyright to this book and it is wrongfully on our website, we offer a simple DMCA procedure to remove your content from our site. Start by pressing the button below!
Report copyright / DMCA form
\ -< \ Ansiklopedik Edebiyat Terimleri Sözl ügü
-
Persembe Kitaplan: 5
Ansiklopedik Edebiyat Terimleri Sözlügû Dr. Turan Karatas
Ansiklopedik
Edebiyat Terimleri
Sözl ügü Ofset Hazrrhk MehmetEmin
Kapak YediGece
Baskr Avo Ofset Cilt
Sistem Istanbul 2001
IsnN 975-7954-12-8
YediGeceKitaplan
Davutpasa Cad . TiM 2 B Blok No: 324 Topkapt - istanbul Tel, (0212) 567 17 79 Fak" (0212) 565 25 84
Dr. Turan Karatas
Önsöz TUR A N
K ARATA~
1961 yrlmda Sivas' ta d ogdu. Ilk ögrenimini Ulas'ta, orta ögrenimini Sivas'ta tama mlad r. 1986 yrlmda Ata türk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakült esi Türk Dili ve Edebiyah Bölü m ü' nü bitird i. Fakü lte ögrencisiyken ba~ ladl~ gaz etecili gi (bir gazetenin tas ra mat baasmda 'd üzeltm enlik' ve yazl isleri soru ml u lugu) 1987 Yl.!ma kad ar sürdürdü. Ayro yrl gazetecilikten ayn hp Atatürk Universites i'ne Türk OOi Dkutmam old u . Bu g örev de yedi yû ça1"i h .
Bu arada, adr geçen ünivers itenin Sosyal Bilimler Ens titüs ü'nd e Yeni Türk Ed ebiyan Anabilim Dahnda Prof. Dr. Orha n Okay derusmanhgmda y ükse k lisans ve d oktora ya ph . Mina, Karçiçegi, Palandöken, Yedi Iklim, Kü ltü r, Kayttlar, Tü rk Dili, Ed ebi yat Ortarru, Derga h, Hece, Kafd ag r d ergilerinde inceleme yaz ilan , d enemeleri ve günlü kleri yay tmland t Erzurom'da çikan Mina dergisinde "Genç Kalemler" kösesini hazrrlayrp yönetti. 1997 y111 içinde yaym lanan Riiyalanm,zm Sa n~ln BugdaYI Çocu k Üzerine Yazrlrrus Siirler Gü ld estesi- (2. bs. Pers embe Kita plan, ist. 2001) adh ilk kitabr, aym yrl Türkiye Yazarlar Birligi tar ahndan çocuk edebiyan dalmda öd ü le layik görü ldü. ikinci kitabt Siir Vadilerinde, 1998 yihnda çikn. Karatas'm doktora çahsmast, Dcgu'nun Yedin ci Oglu: Sezai Kamkoç adryla 1998 yilmda yaymland r.
1993 yihn da arasnrma göre vlisi olara k girdigi Gaz iosma npas a Unive rsitesi Fen-Edebiyat Fakültesi'nde 1994 H azirarundan 1998 Arahgme kadar Türk Dili ve Edebiyatt Bölümü Ba ~kanh~ görevi ni yürüttü . Halen ay m bölümde ögretim üyes i olarak g örev yapan Karata s evli ve ü ç çocuk babasi.
ir bilim alanma, ya da b ir sanat dahna ä~i na ~l m a n~n ilk sarn, 0 sa barun terim leri ni tam ma k ve bilmektir. H er hangt bir aland a ye ter de recede bilgilen me k, dahas r u zmanlasm ak için teriml er; vazgeçilmez "mana kod lanvdrr, Edebi yatta ise terimler d aha bir ö nem kazarur, Ed ebiyat terimlerini b ilrnede n, ne söz konusu ala na ad im ata bi lmek, ne d e edebf eserin d üny asma nü fuz ed ebilmek m ümk ünd ür. Elestirel d üsüncenin / favnn ëdebiyat eserleri üz erinde sag hkh so nuç lara ulasabilmesi d e, yine lerimlerin anlasihp ye rli ye rine otu rtulmasma bagh dtr. Terimler anlasihp kavra ndi kça, dahasr içsellestiril dik çe elesti rini n n esne lligi artar.
B
Terimlerin anlamlanru kav ra ma k, ka psa mla nm bilmek için, diger kelimelerde oldugu gibi, gene l sözlüklere bakmak yetmez. Terimlerin za ten "snu rh ve özel" olan manalanru bilmek lçin yine "özel'' söz lü klere ihti ya ç vardir. Elinizdeki kitap da, edebiyat gib i gen i~ bir alam n terimlerine yeni bir bakis geti r mek arnacryla kale me ahruyor. Teriml erin "tarumlan'' ve "kapsamlan" sü rek li terusilmisur, Bu kitapI a tarns malara son ve rmis d egiliz . Olsa oisa yeni tar nsmala ra ze min hazrrlamrs olu yoruz. Zaten he r kitap, be rab erinde bir de tartis ma ge tirmez mi? Narruk Kemal'i n d eyisiyle fikirlerin çan smasm dan hakikat ~i m~eg i dogacaksa, bund an kaçmmak dogru olur mu l
I'
Bu çahsrnad a, ye nl-eski, edeb iyat vad isinde ku llar ulan, kul larulmasa d a bihnmesinin gerekü old ugu d üsünülen terimIere yer ve rild i. Ban edebiyatlannda s rkça g örül en ve e rad an ed ebi yanrmza geç mis ve kullarulrrus, yer etmis olan terimler de kitaba almd r. Edebi sa na tla n n nered eyse tama rmna yakr ru ta runlmaya , klasik siirimizd e sikça g örû lenlert ve yeni siirimizde d e kismen kull arulanl an örn eklerle açrklanma ya çahsi ldr. Bugün arhk kullamlmayan es kid en de çok seyrek basvurulan söz ve mana sanatlannm bir kaçrru kitaba alma yr gerekli gö rmed im . Eski Tûrk sii rinin nazim sekillerine yer verirken d e hemen hemen ayru tuturn sergilendi. Bu kita p, bir teri mler s özl ügü cldu gu için, terimlerin kelime (s özlü k) anl aml arma, doga l olarak yer veril med i ve han gt dil de n old ugu g österilmedi. 'Is tdah'Iarm geçm isten bu güne yaygm olarak kull arulan, bugün d e en çok bilinen isimlerine itibar ed ild t. Terimlerin meshu t olmus isimlerine itibar etmek i1kesi, oku ru n kitaptan kolayca yararlanmasr husu su nu göz ö nü nde bu lu ndurm ak kaygr smdan d ogdu. Kimilerm ee tu tarsizh k saytlacaguu bile bile, bir terimin yabancr i~ mi n i Irea liz m gibi), di gerinin Türkçe karsrhgrm (gerçeküst ûcûl ük gibi) madde bast yap ma m m seb ebi de bundandir, Öt e ya nd an, henüz d il içinde tama me n yerlesemernis teri m adla n m (yazm gibi ) d ikkate almad im . Terim lerin esk i-yen i-yabancr varsa esanlam hlanru d a bel irttim . Bazr terimlerin biline n müt er adifl eri d e ma dde basma alm dl an cak , b kz . krsalt m astyla ast! mad deye gönderme yaptldl. Terimler açtkland iktan sonra, m ümkün oldu gunca örnekler verildi ya d a örn ekler yardmuyla izahlar g üçtendirildi. Bun unl a m ad d elerin zevkle oku n masl amaç1andl. Ve böylece, oku r, b u kit apia sa hamn baz l güzel sö z ve meti nlerine ula~a ca gl için , elinin alhnd a kü çü k bi r seç ki d e bul un durm u!l olacaktu . Edebiyat teri m leri nin dl~mda, edebiyat egitiminde ka ~lm l za Ç1ka n bazl kavramla ra (açlko tu ru m, anket gibD, henü z te rim l~mem i~ kim i kelime ya da tabirlere d ah asl bazl ma zmunlara da (äb-I hayat, anka, Leylà g ib i' kitablm lzd a yer
'I
vertldi . Daha çok baska alanla rda Iöm egln felsefe, sosy oloji, ga zetecilik, tarih gibi) kullamlan ancak, edebiyat ala runda da za m an zaman kars rlastlan bazr kavramlar ve terim ler de bu sözlükte yer ald r. Bir terimin 'altkü mesi' mesábes inde olan bazr tabirl er 0 as tl terim in açtklan drgr madd ed e yer aldr . (Mesela : açrk hece HECE, sa rma ka fiye KAFlYE mad delerind e yer ahp açrklandr.) Bazr madd eleri anlahrken yaprlan almtilarm çoklu gu na itiraz edilebilir, bu bir kusur saydabilir. Ne var ki, b öylesine genis kapsamh, ansiklopedik bir aresnrmeda, takdir edilmelidir ki, bazr maddelerde konunun uzma m na basvurmak ka d ar d ogal bir ~ey olmam ah. Mü ellifin b ütû n maddeIer konusund a ye tkin bilgiyè sahip oldugunu iddia etmesi, abes le istig áld ir. Ede biya tm yakm c ld ugu alanlarla ilgili maddelerde, hat ta ede biyatm kendi içind eki b ölümlenmelertn kimi mad d elerinde bile, sa ha run u zmanlanndan ya rarlanmak böyle bir çahsmarun bili nen özelligid ir, Kitabm dil ve üs lûbu nd a, yer yer d eneme tü rünû n keyifle okunur serbes tligi ne kendim izi kapnrdr girrnz olmustu r, Îlmi yö nü hep göz önü nd e bulundurulan bö yle bir çalismarun üs lûbu nun yer yer dene meyi and rrrnas r, yazan mn okuru sikrnamak ka ygrsmdan olmahdrr, Dahasr, kimi maddelerin içerigine göre bir anlatma tarzm m denend lgt dahi iddia ed ilebilir, Kitapta ad i geçen sair, yazar ve d iger ed ebiyat ad amlarmm, mümkün old ugunca ve gerektigince, dogum-ölü m tarihleri parantez içinde verildi. Söz konusu tarihler, ed ebî sahsiyetlerin admm ilk geçtigi yerde verilip sonra ki ye rlerd e belirtilmem i!ltir. Ça h~ ma mn so nu na, hem sa ha ile i1gili önem li kayna klan, hem d e yararland tgtmlz kit ap ve ma kaleleri için e alan b ir bibliyografya konutdu. Terim leri izaha çl h~l r ken yap tlan almhlann çogund a, ge rektigi nce kay n ak gös terildi . Ahnh yapllan kaynagm tam künyesi bibliyografyad a veri ld igi için, metin içinde mümkün oldugunca , klsaltarak ya ztld l.
I' ' I
Bas ta ed eb iy a t ar as trrma cila rma ve Türk Dili ve Edebiyah Böl ümü ögr encilerine, soma rum ed ebtya t heveslilerin e kilavuz olmast amacryla ha zrrlanan bu kitapta, edebiyat terimlerinin tümüne yer verdigim iddiasmda de gilim . N e var ki, bugün el altmda ve 'piyasada' bulunan benzerl erinin en iyisi olma iddiasuu tast yor bu çahsma . Ve yazan da, ed ebiyat merakhlannm aradrklan bir çok seyi bu kitapta bulacaklan ürnidini.
Dr, Turan Katatas Tokat, 2001
önce evren sonra kavram maddeden çogalzr anlam var/Ik yeni/endikçe keldm ûstün ü ba~ml yeniler Attila jfhan
'I
I
....e
KISALTMALAR a.g.e. ay. m. Bh . bs . C. DiA. EL. ETS. FDS .
s.
,.
TDEA
Adr geçen eser, Aymmadde. Baknuz . BaskJ. G it . Tür kiye Diyanet VakJl Islam AnsikJopedisi. Edebiyat Lagen, (Tahir'ül-Mevlevll. Edeb iya t VI" Tenk id Söz lügü, (Mus tafa Nih at Ozon). Felsefi Do ktrinier Sözlügü. SaYI. Sayfa. Türk Dili V I" Edebiyan Ansiklopedisi [Derga h Y. I
G ~BI AB-
ABARTMA. Bkz. MÜBALAGA.
ABDAL Dünya isle riy le ilgisini kes ip kend isin i Allah yolu na adayan e rmisleri n bir krsrru için ku llamlsa da , daha çok sii-batinî ina ncma bagh, onu yayma yo lunda m ücadele etmis haIk sa tr leri ne verilen addi r, Tür kçe'd e VI" edebiyatnruzda "d er-vis", "v eli" ye rine ; rind , cezbeli sa ir anlaml annda kull arnldrgr da gö rül ür, Abdaldn-, Rûm ad r ve rilen bi r gru p 13. yü zy dda ~iî ina ncnu Anadolu cog ra fyas ina yaymak için ortay a çrkrms VI" bi r nevi tari kat gö rü n tüsü alrrustir, Giderek söz kon usu zümren in ya ni Anadolu abdallanrun Bekta;;îligi benimsedigt bilinmekted ir. Abdal Musa (14. yy.), Pir Sulta n Abda l (16. yy.), bah sedile n inan cr benimseyen ve ab da l sifanyla amla n haIk sairleridir. Bu ozanlann in a nçlan, dünya görûsleri yazdrklanna si kça yansrrrusn r: Abdalhgm binasrm so ra rsan Allah bir, Muha mmed AH abdaldr r Hakika t ilmi n in ashn ara rsa n Cümle ululardan u lu abd ald rr,
\ ç
\ c d ) 2
t
e ABC
s n
, i,
1" 1
,AElECE
Dertli kernter anladm rru hisabi Seyyid Battal Gazi Abd ülvehhab't Hem doksan bin halifenin sahabi Hünkar Haci Bektas Velî abdaldrr Dertli Nesini sorarsm garip h älimin Çoktan beri yatar hastadtr gönül Ahsrrus gurbete geçmis Hinden Abdala kansmis posttadtr gönül
Kul Mustafa AB ECE. Bkz . ALFABE.
ÄB-I HAYAT. Bengisu, hayat suyu, ölümsüz lük suyu. Îçenlere ölümsü zlük bagisladrgma /verdigine inamlan efsanevî su . iskender-i Zülkarneyn , s öz kon usu suyu çok ara missa da bulamarrus, v eziri olan H1Ztr bulmus ve kana kana içmis, arkadasr Ilyas'a da içirmistir. Bu sebeple, adi geçen bu iki insan ölümsü zlû ge kavustuklanndan krya mete kadar yasayacaklardir. Dogu ve Bah dünyasmda, çok eskiden beri varhgma inarulan äb-r ha yat , Türkçe' nin eski ve yeni ede biy at eserlerinde, zengin anlamlar çagrrstiracak sekilde sikça karsirruza çikan bir mazmund ur. Ab-lhayvan, áb-l beM, áb-l cávid, áb-l ctnndanî, áb-l zindegán, áb-l iskender, áb-l Hursit tabirleri de , "êb-r hayat" yerin e, onunla aym anlamda kullarulrrusnr, Tasavvu fta, zaman zaman hakiki askï: m û rsid -i kêmilin akh dogrulten , gönlü u yandtran/ dirilten sözlerini ve na zanm ifade etmek için de ab-l hayat tabiri kullaruhr,
ABONE. Ücretini/bedelini pesin ödeyere k bir dergi ya da gazeteyi belli bir sü re için sat m a1ma durumu . Bir ya Ylrun abone bed elt, normal fiyat mdan biraz daha azdi r, ya-
ni daha ucuzdur. Ayhk d ergiler ve d iger süreli yay mlar için abon elik sür esi ge nellikle bir yïldrr, An cak , za man
zaman alti ay, hatta üç ay gibi sürelerin d e abonelikte geçerli oldugunu g örrnekteyiz. Ülkemizde, özellikle edeb iyat dergileri abone sistemiyle yaytmml s ürd ürür. ABS OLUTÏZ M. Bkz . SALTÇILIK. AB STRE. Bkz. SOYUT.
ABSÜRD. Saçma, abes. Akla , mannga, akl-r selime uymayan düs ünceler, çikanmlar. Bir toplum tarafmdan benimsenmis ortak degerlere , kurallara; ins an m/ top lu mun ezelden beri ahsrk oldugu davraruslara ters d üsen, her da vrarus 'saçma'dir, Mizah sananrun, sikça kullandt~ zengin bir malzemedir 'saçmahk' . Çagdas edebiyat eserlerinde de 'sa çm a' nm önemli bir yer tuttugunu görüyoruz. Bazr sanatçilar, duygu ve d üs üncelerini, farkh bir sekilde ifade edebilmek için 'saçma' ya basvururlar, Banh düs ün ûr ve sanatçi Albert Camus'n ün eserlerinde "saçma" ternel espri durumundadir. Sartre, gerçek 01makla birlikte álemin saçma oldugu düsüncesini savunur; çünkü, kainat 'zihinle kavranamaz' der. Ahmet Hamdi Tanpmar'm Saatleri Ayarlama Enstitüsü romerunda da , "ab es"in mühim bir yeri vardïr.
0
AÇIKLAMA. Izah. tavzih . Bilinmeyen, az bilinen ya da anlasrlmasm da gü çlük çekilen ifadeleri, sözl eri, metinleri, bilindigi varsaytlan ögeleri kullanarak billnebilir, anlasrlabilir duruma getirmek. Bir edebî esen, daha genis okuyucu kesimine anlasrhr kilmak için yaptlan bu ugra~, dil dedigimiz sistem içinde ve söz konusu sistemin a'nlarn bütünlügünü zedelemeden, bozmadan, zorla mad an yaprlm ahdrr. Açiklama yapan k isinin, eçikleyecagi seyin mahiyetini iyi bilmesi, sözkonusu ibarenin/yazmm / metni n /eserin içind e ye r ald lgl alana hakim olmas t gerekir, Açrklama , ~erh etme, yorumlama ve tahlil etmeden farkhd ir, Bu saydtguruz edebi ugra§lar, daha kapsay rcidrr ve 'açrklama' yr bir metod ola rak ku llana b ilirler. 13 1
AÇlKUK
AÇIKllK. Vuzûh. Bir ed ebi metinde me rarrun kolayca a nlasilmasi için ifaden in açrk olmasr. Edebiya tta bit üslûp özelligi olan açrkhk, duygu ve d ü süncelerin izaha, yoruma gerek du yulmaksizm dil e ge tirilmesi, anlattlmasidrr, En girift, en derin, en zor meseleleri açrk bir bi çimd e d iIe getirmek zord u r.
Mustafa Nihat Öz ön, kelimelerin bilinir olmast ve yerli yerinde kullarulmesmm, cümlelerin düzgün srralanma smm, d üs ün cenin dolambaçsrz söylenmesinin açrkhgi rne ydana getirdigini belirtir. "A çikhg m birinci sarn, anlanlmak istenilen seyin anlatacak kimsenin zihnind e açikça belirmis olmasr, sonra onu anlasma kurallarma . uygun olarak s öylemesidir. C..) Açikhk bulunmayan ya zida d ügûmlû l ük, belginsizlik, karanhk, kapahhk var demektir." (ETS , ay. m.) Açikhk, özellikle siir tûründe bir çoklan tarafmdan göreceli bir durum sayrlrrus hr. "Kime g öre açikhk" sorusu hep sorulmustur, Bu sebeple olsa gerek. özel bit okur istey en silrde açtkhk, bir çok sa ir ve elest irme ni n tasvip etmedigi bir dururndur. Açikhk, basitlik anl amma gelmemelidir. (Bkz . SADELiK.) AÇIKOTURUM . Pa nel. Kitle iletisim araçlarm da basvurulan bir anlatma, bilgilendirme bi çirni . Bit konunun bird en faz la konusmaci tarafmdan dinleyeciler ön ünd e tartisilma SI seklind e gerçekles tir ilir. Tartrsrlan kon unun top lu mu n bûy ük kesimini ilg ilen d irm es i ve guncel olmaar açi kot uru rnu n ön em in i artrnr. Kend i alarund a u zma n / taru nrms hatta s öh retli simal arm çagrtlmast ve oturumun ge nis, elve r isl i bit salonda , kalabahk bit izleyici/ dinleyici ön ünd e yap ilmasr on a olan ilgiyi ve ondan saglanac a k fay day t faz lasly la arhnr. Açlkoturu m da am aç, ta rt l~ llan konuyu to plum a anl ~tmak ve dinleyenleri söz konusll me vzu d a bilg ile ndirmektir. Yoks a, uz u n uzun açlklam ala r ya pa ra k vey a an lamslz t a r tl~m a la rl a
.
"I
ADAPTASYON
A
d inleyicileri biktirmak marifet de gildir. Sonunda bir fi kir blrligine va n lm as r da açrkotu ru md a ki tartrsmarnn a m açla n arasmdadir, AÇIK-5AÇIKllK. Söylenmesi yazrlmasi aytp sayrlerc gelenege, örf ve êdete aykin olan; toplumun çogunlugunca hol' karsilanmayan yüz krzarhcr ifadelerin bir edebiyat ya pitmd a kullerulmasu bu sekilde bir durumun be timlenip açimlanmasr. "Edebiyat edeple kaimdir" düsturunu siar edinen bir milletin edebiyat eserlerinde eçrk -saçrk sözlerin, sahnelerin yer almast dogru degildir. Eserlerinde bu tür ifadelere ve enstantanelere yer veren ya zarlarm bu tutumlanna mazeret olarak gösterdikleri insan gerçeklîg inÎ oldugu gibi anlatmak sa vi, inandmcr degildir. Us ta sanatkêr isterse daha usturuplu ve üstü kapah sözlerle merarrum anlatabilir. Açrk-saçrk s özlerin bulundugu kitaplar, bütün toplumlarda, çocuklar ve genç1ik için
4
sakincah sa yrlnustir, ADAPTASYON. Ad apte de denir, Uyarlama. Yabancr bir edebiyat eserinin içerigi korunarak eserdeki yer adlanrun, kahraman adlanrun, deyimlerin, gelenek ve göre- • neklerin yerli hayata uyarlanarak ektanlmasi. Ad a p tasyona, çok keyfî, serbest bir çeviri d e denebilir. Türk edebiyatmda daha çok tiyatro türünde g örülmüstûr. ilk adapte öm ekleri ni, Moliere' d en yap trgr uyarlamalarla Ah m et Vefik Pasa ortaya koymustur. Direktör Áli Bey de, özellikle Ay yar Hamza isimli eseriyle bu konuda ismi arulm asi gere kenlerd en biridir,
Á
Ada pte, ilk d önem lerde , Bah'da ki ed ebî gelismeler i, sa nat sal faali yetl eri ülkemiz ed ebiyatma ve dol ayï siyla insar urruza ya nsitmak bakmundan mübah sayrlabilir. Faka t bugün, okur-yazar ora mn!n ve yaba ncl d il bilen insanlatin a rttig l, kitle ileti~i m a ra çlanmn bütün olu p b itenl eri bir yerd en bire yere an md a aktard lgl bir d önemde , ada ptasy on ça h~ ma l a rma gere k yoktur kanaatind eyiz .
115 'I
AGIT
Af ORlZMA
AFORiz MA. Aforizm. Çesitli konulardaki d üs ünceler i, çarPlCl, kimi zaman mizahî bir sekild e ifade ed ee krsa, yogu n, özlü s özler. Ban' ya has bir s öyleyis b içimidir. Bizdeki vecizeye benzer ancak biraz daha uzundur ve felse fîdir. Aforizmalarda ileri s ûrülen fikirler, da ha ziyad e, bas kalanrun kabulünü beklemeyen yazann sü bjektif kanaatlerid ir. Edebi yaturuzm batthlasma d öneminde, Bah' daki ömeklerinden etkilenen, esin lenen kimi edi plerimiz, aforizma benzeri denemeler ya zrrustir, Bunlann en ün l üs ü, C cn ab $chnbcddin'in (l870 -1934)Tiryaki Söz leri' dir. Bugûn, ba zr gazete ve dergilerde revaçta olan "d uvar yazilan", bir bakrma aforizmalann daha basitlestirilmis veya "s u land m lrrus" seklidir denebilir. Bir aforizma örn egi: "jnsamn belli ba~h iki gûnatn t ardir, öbürleri bunlardan pkar: eabtreu lik ve tembellik. Sabtrstz 01duklan için Cennerten kovuldular, tembelliklerinden geri d önemivorlar." (Franz Kafka ) ÄGÄZ-I DÄSTÄN. Eski Türk ed ebiyatind a destana ve hikayeye baslamaya : herhangi bir kitapta ve öze llikle mesnevilerde as û konuya girise verilen isimdir, Iran edebiyatmda n geçmi sy ahnrrus bir edebî gelenektir. Ägäz-i dästên yerine yer yer dtbace-ihikaye, ibtidd-Yl dástdn, ibtidá-Yl mnnzume, ágáz-l kitab tabirlerinin kullaruldrgr da olmustur.
AGIT. HaIk siiri na zim b içimi olan kosmarun bir türüdür. Dah a ziyade genç yasta ölen sevilen bir kimsertin arkasindan söy lenen ve 0 kisinin üstünlü kleri ni, meziyetlerini anlatan, öleni yücelten halk siiri örneklerine verilen addr r. Sevilen kisilerin ölüm ü, gençlerin amansrz bir has ta hg a, cina yete kurban gitmest ya d a sehit olmast. agul ann ortaya çikmesmda b üy ük etken olmu~tu r. Agtt, ölü mü n aClSlyla söyle nd igi için , ked erli , karamsar, yürek yaktct özellikler ta~tr. Ag ltlar, okuy am/ dinleyeni, ölü mün ma hiyeti, dünyamn ve faSlZh& üzerine dü~ünmeye d e sevk eder.
islamdan öncek i Türk topl umlarm da öl ünün arkasindan yapilan t örenlerd e (yug törenlcri), top lannlarda "agitçi" dcnilen kadmlar veya ozanlar tarafmdan, bugün agl t ad i vc rdigimiz dortlûklcrden ol usan ma nz um "sagu'Tar öze l bir ezgi ile söy lenirmis. Bug ün, ölüm törenlerinde "agIt yakma " gelenegi yaygm degildi r. Günümüzde yapilan me rasimlerde, ölenin acisryla söyle~en yürek daglayici bazr sözler aglt kat ma yükselmez. Olenin dilinden söylenrnis gibi takdim ed ilen agitla r da vard rr.
Belli bi r kisi tarafmdan yazrlsa d a, zaman la tür k ûleserc k anonim lesen agr tlar vardrr: "Eolerinin önii yonca/ YOllca ka/kmI? diz bOYlIIlca/ Bil yoncaYI kim biçecek/ Cc/al oglan 01maymca". Kagiz ma nh Hi fzr' run genç yas ta ölen amcast kizr için yazdig i agitta n bir ka ç d örtlük: Sefil bay kus ne gez ers in bu yerde Yok mu d ur va ta run illerin hani? Küsmüs m üsün se lam im i almad m? Seyda bül bü l si ri n d illetin hani? Ecel tuzaguu açamaz rrusm? Açip dn içinden keç amaz rrusm?
Azád eyleyescler u çamaz rrusm? Kink mi kanad m kolla n n han i? Emm im km aç kapi yi gi reyi m Hasta rrusm hálin hat rm so raYlm Sus uz degil misin bir su ve reyim Çay lard a çalkanan sellerin h an i? GcHn olan klzlann, büyük felà ketlcrin ardmda n d a, agl t ~a.~lldIgl oJmu~tur. Bu scbepJe, ag ltla r, "kaytp, ayn hk ve olu m ~iirleri" olarak da tamm lamr. Divëm ~iirinde yay .
gm olan mersiye, bir ag lt tü rü d ür. (Bh. MERSiYE.)
I"
ft..
W;
AGIZ
ÀHENK
Modern Tü rk siiri nde de ag lt özellik leri ta~lyan siir örnekleri vardtr. Recaizêde Mahmud Ekrem'in oglu Ne-, jat'm vefan sebebiyle söyledigl "Ah Nijat" ve Alaeddin Özdenören'in oglunun ölümü üzerine yazdtgl "Kerem' e Aglt" bu baglamd e zikred ilecek gü zel örn eklerd ir. Cahit Kü1ebi (1917-1997), b ir sairin, sair Ceyhu n Atûf Kan su ' nun (1919-1978) ölü münden duydugu üzüntü yü bir agltia dile getirmistir : Ceyhun kardas sen bu elden gideli Daglanm yikrld ï, çöllerim bombos. Sögüt lü de reler, igdeli beller, Kura ktan çatlarr us göllerim bombos. Tuthal yöresinden, Yildszeli'nden, Çocuktan, büyükten, krzdan, gelinden. Kurtarrrustm sa ynhgm elinden, Simdt sayn kald rm, ellerim bombos. Her sevdigin ~eye se n gü lü m d erdi n, Însanla n bebe gibi severd tn, En sonund a kend i y üregln verdin, Kmldr dallanm, güllerim bo mbos . Kule bi der ölü m geli r yava~ta n, Ben de brknm bu anlamsi z savastan, Dagdaki geyikten, gökteki kustart Beter oldum, telirn telegim bombos . AGIZ. Sadece kelirneleri s öyleyis (telaffuz) fa rkhltklan sebebtyl e bit ana d il içinde olusa n/ gö rü len kü çük d il birlikled. Ba~ka bir deyi~le, ay m di li kon u ~ a n /kull anan b ir ül ~ kenin degi~ik bölge ve ~ehirleri nd e, çoktuk bölgenin öze llikleri , ö rf ve äd e tle tin yö nlend it mes iyle konu~ma dilind e gö rü len söylcy i~ farkhhklan, lizel bir telaffuz bi -
çimi. Za manla bir çok insanda kisisel ahsk anh klar haline d önüsen bu farkhhk la r salt s öyleyiste kahr, yazi d iline ve bazr hikaye ve roman kahramanlannm konusrnasr di smda edebiyata pek ya ns lmaz. Ag.zlarda, yöreselyyerel kelimeler drsmda kelime farkh hgr g örülmez. Aym anedilin geçerli old ugu ül ke nin çesitli bölge ve sehi rleri, sözcükleri deg i ~ik söyleyerek kendi yör elerinin adla nyla arulan agrzlan olu stururla r: Erzurum, Adana, Ba h A nadolu aglZlan vb. gibi .
Ayru dili konusan bir toplumdaki katmanlann söyleyis farkhhgma da agu denir (Kabadayt agzr, es naf agzl, köylü agzt, sehirli ag zi vb .). . ÀHENK. Armoni, kismen fesá ha t. Ed ebî eser d e kull arulan ke lime ve keli me gruplanmn ke ndi aralanndaki ses uyumundan dogen ve kulaga hos ge len, okuyanda adeta bit musikî tesiri yapan ses d üzeni. ( "A ~ m , y ine ak~m , yine a~ml Göllerde hu dem bir kaml$ olsam" Ahmet Hasim) Belága tin ö ne m li konulanndan b iri olan ähenk, si irde esten k e tkinin m ûhim bi r kisrrnru temin eder, Musikide makam neyse, siirde d e êhe nk od u r denebilir, Ähenk, bir ses olayrdi r ama anlama katkist nisbetinde de ö nem kazamr. (Bkz. RiTM, RiTiMLl .)
G
Her sesin ke ncline ha s bir müzika l degerl va rdr r; Kelimelerde bir a raya ge le n sesler karakt eristik özellikle rine göre bi r ses d ûzenegi m eyd ana get iri rler. lste bu d üzen ähengi clus turur; Klasik siirirnizde büyü k bir yer tuten êhenk, bel ägafkitaplannda uzun uzadrya anlatilagelmistir. Eski belágatta "insica m" , "tecänus" , "teellüf" , "selä set" teriml eri de ' áhenk' ! karsïla mak üzere kullarulrrus tir. Eskiden be ri, umGmî, taklîdf ve tasvirî olmak ü zete üç çeàhenkten sö z edilir. UmQmÎ dhenk, sö ylenen ve ya zlla n sözd e telaffu z / söyleme gü çlü gü (tena ru r), Sik tekrar, zincirleme tamlama, yersiz u zatma ve klsa ltma butunmama smdan do gan áhenktit; gene t bi t ses dü zenliligid it.
~it
I"
AKD ÜHALL
ÁHENK
Taklîdî dhenk, tabiat taklidi seslerle olusturulur. Daha ge ni{; bir ifadeyle bir fikri, bir duyguyu, bir hayali kel imenin anlammdan çok, çrkardrklarr seslerle anlatmakhr. Îki çesidi vardrr. Î1kibasit ve açik olamdir ve takIîdî dhenk d iye bilinir:
kapahca, sanatkûráne
AKADEMi. Ünlü Yuna n filozofu Eflatun'un dors ycniigi ycrc
ya ~
p rhr. Çogunlukla, baska anlamlar da çagrtstrrabilecek bir kelimenin s öylenisinden ortaya çikar:
Güm güm öter asman sadädan Cumgeste zemîn bu macerêdan $eyh Galib Tastnri àhenk, duygu ve d üs ûncenin ifadesinde tercih edilen kelime d izilisinin insan zihninde bir tasvir uyandirmasidir. Bu bir bakrma, seslerin yardmuyla manamn guçlcndirilmcsid ir, Tevfik Fikret'in "Yagmur" siirinin asag rya aldrgumz dizelerinde, seçilen kel imelerin sesleri nd en ya gmurun sesini duyar gibi oluruz: Küçük, muttarid, muhteriz darbeier Kafeslerde, cam lard a p ür-ihtizäz Olm dembedem nevha- ger, nagme-sáz Kafeslerde, cam larda pür-ihtizá z
Kûçûk. muttarid, muhteriz darheler... Soka klar da seylá beler eglas rr, Ufu k yaklasn; yaklasrr, ya klasrr: 20
I
Ahrem. "Mef û lü n" He baslayan bir aTUZ veznidir. Rübaide kullamhr. 12 tanedir. (Bkz . RÜBAÎ.)
AHZ Ü SiRKAT. Bkz. iNTiHÀL.
Hakka dogru durahm eeer ki~;j niye tine. Nannk Kemal V~
rak bilinir. Rübaide kullarulan 12 ahreb vezni vardrr. Bun lann en ço k bilinen kahbi Me{û/ü , mefdîlü, mefdîlün fa'drr.
AHSENÜ'L-KASAS, Bkz . KISSA.
$lp êtp diye indi merdivenden Açti kapiyt küs äde-gerden
Ikincisi 11511 tablidi alter/kür
AHREB. "Mef ûlu " He baslayan aruz kahbi. Rübai vezni 01-
verilen isim. Bugûn.rbüim, sanat ve edebiyatta ilerlemeyi. gel ismeyt saglamak emacryla çahsen btr okul ya da kurum"a; veyahut yüksek tahsil, ihtisas yaptlan yerlere iIf:. bu ad verilmistir. Beraberce çahian bi/gin/er ve sanatkàrtar ~ topluluguna da akademi denmistir, Y üksek biIirn ve sanat kurulu anlammda da yine bu terimin kullamldigr g öru lü r.
Eskiden E{latun'un dü~iinü$ eietemi için kularulan akademik tabir i, simdilerde ilmî bir üslûpla yazrlrrus yazrlar için de kul1amhyor. Güzel sane tlann hemen her dahnda eskl klasiklere bagh kalma ve onlarm estetik tavnru s ürdû rm e anlayisma da akademizm denir.
AKD Ü HALL. Orijinali d üzyazi eeklinde ortaya konmus b ir eseri, na zrna çevirip sö ylem eye "akd": bir siiri veya manzum bir eseri d üzy azi biçimine getirmeye de "hall" denk Edebiyaturuzda akd' den çok hall öm e klerine Tast larur, Fuat Köprülü ve Orhan Veli'nin N asrettî n Hom Fikra/ar/ ' m nazmen ifade ettikleri çahsmalan akd'in; Abdûlbaki Gölpmarh'nm Mevlana'nm M esnevi' sin i ve Divan-I Kebir'ini düzy azrya çev irerek yayimladigr kitaplar da hall'in güzel örnekleridir. " BiT yere misafir gidilirken eli bos gid ilmez. hahî! Ben d e bos gel me d im , suç getird im. Cetirdigim, da glan n çe kem edig i agir bir yüktü . Ben o nu iki kat sirtunla tastd im 21 1
'KIM
ve getirdim." seklindek i yaz l parças ml, Têhir'ûl-Mevlevi, akd yaparak na zmen söy le ifad e eder: Eli bos gidi lmez gid ilen ye re Rabb im, bos ge lmed im, be n su ç ge tirdi m Daglar çekemezken 0 agt r yükü iki ka t strtunla pek güç geti rdim. AKICIUK. Se lêset. Söylene n, yazs lan sözlerin d ile takilmadan, kolayca ve àh enkl i bit biçimd e oku nup an lasi labilmes i hall. Söz ü n akrcr olma st baska bir deyisle için d e herhangt bir ses pü rü zü olma masr için, duygu ve d ûsüncelerin bir düzen içind e anla nl masi , çogu nlugun á~i na oldugu ve anl arru kolayca kavranan kelimelerin tercih ed üm est , söylenilmes i/ telaffuz u zcr olan seslerden ve ke limelerden kaçrrulmasr, cü mlelerin ya p l bakirmndan d ogru olmasr, genellikle krsa cumlelere itibar edilrnesi gerekmekted ir, Bu kêbil söz ve yazl1ara eskiden selis denirdi. Bir üslüp özelligi olan ak rcrhk, edebî eserin kolay okunmasrru hu ves iley le de yay rlma sir u, zihinlerde yer etm esini sag lay an öne mli bir niteliktir. Náilî'nin su beytini bir se láe t örnegi olarak zikred ebiliriz:
Hev ê-yr eska uyup kÜY·1 y áre d ek gide riz Nesim-i subha refikiz bahä ra d ek gid eriz.
AKIM. Bu terim, edebiyutrrruzm çesitli dönemlerinde "mes lek-i edeb", "mekteb-i ed eb" , "edebî mekteb", "edebî mes lek" , "edebiyat mekt ebi", "e de biyat oku lu", "ya zm okulu", "edebi cereyan ", "cdebiya t akimi", "ed ebiya t Çl· gm", "ed ebiyat ek olü " gib i isimlerle a m l m 1~ h r. Aktm, bir milletin edcbiya tm m belli bir d öneminde top. lumsal a n la Yl~m ve d egi~imin bir ge regi olara k ba~la yan, geli~ en ve so na ere n; kendine ha s duyu~u , görü ~ü , anlah~1 ve d ü ~ ün ü ~ü ola n bi r ol u~ timd u r. Edebiyat aklmlarmm bir kis mi, dogd uk lan ü lke lerin smlrlan Oi
"I
-
ase ra k evrensel bir mahiyet ka zarup etkilerini yüzytlla r boyu deva m ettirebilirler, Bu manad a, Ban' d a d ogup ge· lis tikten sonra ül kemizd e de ter aftar bu lan , itib ar ed ilen edebiyat akJmla n klasisizm , romantizm , realizm , parnasizm, natûralizm. sembolizm, sürrealizm zikred ileb ilir. Bunlar, büyük ed ebi cere yanl ardrr ve evrenseldir, Öte ya ndan, bir milletin kendi ed ebiyat srr urlan içinde ka Jan ve edebiya t tarihin in belli bir d öneminde etkili cl an, da hasr 0 d evre adrrn veren "akim", "me kteb" dedigimiz olu su mlar vard rr. Ortak ilkelere baglanma, d ünya g örüsü ve sa na t anlayisr bakmund an bazr ilkelerde birlesme, sa na tsal bir manifestoya sahip olma ve baska ortak es tetik kaygtlan pa ylasma itibariyle bir araya gelen sanatçda n n olus tu rdu klan ve srralanan ka yg tla rla orta ya koy duklan eserlerle sü rdürdükJeri olusu ma da "aktm" denir, Bu rür akrmlar; edebiyat tarihinin belli bi r d önemine d amgasrru vurmakla kalmaz sen raki kusakte TI da bü yük ölçüde etkileyebilirler. Servet-i Fiinûn, Garip akrml an gibi. Her iki anlamda da , ede bî akim ye ni bir araYl~1O ve olusumun sonucu olara k ortaya çtkar. Öz ü n d e blr önceki d öneme karsr bir tepkiyi ve bir yenil igi banndmr. Her edebt cereyan, yeni bir iddia ve tea üz re vû cu t bul ur. iJk çrkrsta Bed sürülen d üs ün celer giderek be· lidi ilkelere d ön üsü r ve söz konusu ilkeler etra fmd a birlesen sanatkê rlar çogalmca, edebî akim olusmus, edebî mekteb olmega hak kazannu s olur.
A
C
Bir ede biya t mekfebinde yer alan sanatç rlarm mizaç ve ka rak ter baklmmdan mü~terekleri olm akl a birlikte, ye· ti~me tarzl, an l aYI~, dünya görü~ü ve aym za ma n kes i· tin d e ya~a m l~ olmak yani akran saytlabilecek bi yolojik ëzellikleri ta ~lmak gibi ortak hususiyetl er e sa hi p oJma · Jan gerekir. Ancak , gru p içinde yer alan bü tün sana tçlJaTIn belirl enmi ~ ilkelere, ortak kurallara kesinkes bagh kaJmasl d ü ~ü n ül em ez . Zat en böy le bir ~ey, sanatm ve sanat kä rlO tabiatma ay km d u . Aym ekole bagh sa natçtla r
I" 'I
AKIS
AKROSn$
arasmda özd e bir birlik rnevcutsa , ay rm nl ara ve birey sel çrkrsla ra fazla it ib ar edilmez.
Noksen akis ör n ekl eri:
He r ed eb î m ekteb, bunyesinde v ücut buld ugu çagm kültü rel, siy asî, ekonomik v e ictimaî sartlanndan da izler tasrr. "Edebî ak rm, zam a rurun her türlü edebî zevklerinin degisiminde sosyal ve fikrî ya pilanmalann d egisimi ve yeni den olus u mu nda ya belirl eyici rol oynar ve etken konumdadir ya da 0 edebî akmu, 0 sosy al atmosfer d ogu rm us tu r." (Nu ru llah Çetin : "Edebî Akim" Terim i.)
Cih anda adem clan bîgmll olmaz Anunçü n bîgmn clan adem olnmz
AKis. Aks,
çaprazlama. Tard ü aks veya aks ü tebdil de denir. Bir rrusra veya c ümledeki kelimelerin, ifade ve ibarelerin yin e anlamh bir sekilde yerlerini degistirerek yaprlan bir ed ebî sanat trr. Eski siirimizde seyrek olarak karsirr uza çrka n bu sanatm "tam akis " ve "noksan akis " di ye iki çesidi vard rr, Kelimelerin tümünün sirnetrik olarak yer de gi ~ti r m esi su retiyle yaprlaruna "tam akis": kelimelerin bir kismmm yer degtstirmesiyle yap ilar una da "noksan akis" denir. Aym kelimelerin /ifadelerin dizilisinden elde ed ilen iki anlam arasmda ne kadar aynhk olursa, akis sa nat! da 0 de rece basanh olrnus sayihr, s özün etkisi artar.
Ta m akis örnekleri: Dîdem ruhunu gözler gözler ruhunu dîdem Kiblem olah kasm kasm olah krblem Cennet gibidir rûyun rûyun gibidir eennet Ádem doyamaz sana sana doyarnaz adem
Yar/ Ill göremez bugün her kim ki goremez yan m La-e árt
Necatî Utandrm aglay arak, agladlm utanmayarak Mehmet Äkif Ersoy Her an bir yeni su vardr Her yeni sud a bir an Özdemir As!'f
(
AKROSTi~. Muvassah, istihrec, uçlama, abe ccdarius. Bir .'?iirin, rrnsralanrnn ilk harflerin in birlesmesi so nucu or ta ya an1amh bir kelime veya özel isim çikacak sekilde tertip edilmesi: 0 tertipten çikan an1amh kelime. Akrostis, biçimsel bir da yatma arzettiginden, bu " oyu nva yer veren siir örnekleri pek basanti degildir, örnekleri de çok azdir. An cak, Sezai Karakoç'un MOlla Rom s iirinin "Ask ve Çileler " adh Uk b ölûm ünde bi r akrostis ya prlm as ma ragmen. siirin edasmda hiçb ir yap m acikhk hissedilmez. Bu yüzden, s öz konusu eserin ilk b ölûmû, kanaatimizce edebiyanrruzdaki en basanh akrostis öm egidi r.
Nazim Kelêrrun kiban, kibarm kelänudir, Anon im Mü m k ün de gil Huda'yr bilmek de bilmemek de Bilmek de bilmernek de rnümkün degil Huda' yi
Lá-edrî
Var olan bir sen, bir ben, bir de bu bahar. Eld en ne gelir ki? Güze1sin, gençligin var. Dünyada askirmz ölüm gibi mukaddes. inan ki bir d aha geri ge lm ez bu günler, Àlemde bir and ir bize d ost esen r üzg ár, Cahit Sllkl Tarancl
I"
AK SlYO N
ALFA BE
Lal olu r bülbü l, açar go nca , d ud ak hayrán nlur Eld e rruzrab ü rp ertr tellerd e hos seyr ên olu r M est ede r bes te ruhu çagledr kça nagmeier i nce bir kud retle hisler si' r olur, elhän olur A nlatllm az bi r güzellik nazh bi r zevk-i taráb Titresir dillerde binbi r nagme pür-Iem'an olur Läy ikr tak d ir tekrimd ir 0 üst ád Lem' i kim Izn rabr, neses t d ilden di le destên olur Vecdi Bingöl ü
AKSivON. Hikaye, roma n ve tiya trod a, a nla ttla n vakarun tasvir, d üs ü nce ve moral kis rrnlanrn çrkt tk tan sonra geriye kalan entrik. "sa lt olay" krs rm. Aks iyon . ese rd eki genlimi arhran ha tta saglayan u ns urdu r. Çagd as romanda geri plana atrlan aksiyo n, es ki anlati lann ve kla sik ro m arun va zgeçernedi gi bir öged ir. An latm a esas m a ba gh söz konusu eserlerd e, ofaylflrtn akl?l", anlatmak için de "aksi yen" tabiri kullam hr.
sai rlerin siirlerini toplayan kitap bütünl ügund eki bazr eserlere d e albüm d enmektedir. ALEGORi. istiàre-i temsiliyye. Bir d üsün cey i, duyguyu inandmcr v e etkili kilmak için, d ah a çok soyut ka vramlan somutlasnrarak yani simg eleri kulJanar ak anla tma yö n temi. Degi~ik bi r ifadeyle, bir d üsü nce veya kav ra rmn bir va rhk ya da nesneyle scmu tlas nn lara k anlanlmast, Ögretici eserlerde, çogu nlu kla bu ta rz bir an lah m te rcih edi lir; Yus u f Has Hacib' in Ku tadgu Bilig'i, ~ey hr n i n Harnámt'si, ~yh Gälib'in Hüsn ü A~k' 1 alegori k ese rlere öm ek gös terilebilir. Yeni siirde d e, "a nlatma" kaygisr öne çikmca alegor iye basvu ru lmu stu r; Tevfik Fikret'in "De ven in Ba~l" ma nzumesi, bu baglamde tipik bir ör- ~ nektir. insa n yasa nnsmm niteliklerini tasiya n / ye nsu a n. dinl, a hlakî, felsefî ve top lumsal bir d üs ünceyi insa na i1etm eye çahsan, ha yvan, bitki ve herhan gt bi r e~ya n m si mge ola rak ku llaruld rgr ma sallar da alegorik sa yih r,
ALÀKA. iIgi. Bir sözû n ge rçek anla m m m d isind e baska bir anlamda /mecazen kull arulmasr durumunda gözetilen neden . Mecaz ve tesbi h sa na tmda bü yük öne m i olan al áka , b ir çok edebi sa nat ya prhr ke n göz önünd e bulundurulur. "Oglu m uz gird igi bu smavda yü zümüzü agartti" cümlesinde 'agarth' s özcügü nü n 'besa n h oldu', 'basan ka zandi ' anlarrnnda kullar ulma smda , 'agartm ak" fiilinin kokenind e bulu nan 'iyilik', 'hosluk', 'olu mlu luk ' manalanyl a bir ilgi ku ru lmustur. Aläka çesitli ned enlerle ya p l1abilir. Bunl arm ba~h c a l a n ~ u nl a rd l r: Azhk-çoklu k i1gisi, seb ebiyet ilgisi, öze l-ge ne l i1gisi, hu lû l ilgisi, geçmi ~ -gelecek i1gisi, isnad i1gisL..
ALFA BE. Abece. Bir d ildeki ses lerin yaz rd ak! kar~,h g l olan isa re tlerln (ha rf) olustu rd ugu , belli bi r sirast clan y.1 Z I s iste m i. Sesin yazrdaki kar~lh gl ola n isa retin ad r h arftir. Ha rflerin sis tem li srr alam sr da alfabe olar ak ad lan d mlnusnr. Seslerin salt g örece sekillerin d en iba ret olan har flerin temsil et tigi sesle hiçbir ilgisi yoktur. Aym dilin ses leri için, farkh zam an larda degi~ik alfabeier kullarulrrushr. Ç ün kü hari dedijiimiz sekiller degiskendi r, d ild e as lolan ise sesti r. Ne var ki, milletlenn kültürû n ü, ed eb iya tiru hatta medeniyetini kesintiye, kmimaya ugrat h g! için alfabe degi~ikligi dogru degtldir. Tü rkl er, baslangiçtan bu gü ne Göktürk, Uygur, Mani, Bmhmi, Amp, lAtin ve Ki. ril yazl sistem lerin i kull a n ml ~hr. 1928'den beri ku lland tgJm lz bugünk ü alfahemizde 29 har f va rd tr.
ALBÜM. Fotograf , res im, pul ya da ba zl hahra m alzem elerinin içinde to plan d lgl d eft er veya kità p . Bol resimli, klsa açlkl amah kitaplar da bu isim le amh r. $o n ytllarda, kim i
Bir m etnin söyl en i~i ni tam olarak gös terme k için kullamlan alia beye tra ns krip siyon alf ahesi denir. Söz konusu aliabede her sese kar~ill k gelecek bir ~ek iJ va rd! r.
"I
I" 1 28
Allel
ALMANAK
(Bkz. ÇEVIRIYAZ I.) Baska dill erden / yaztl ardan çevrllen ! ah ntrlana n metinlerin orijin alleri gtb i gösten lm es ln de ise transliteration alfabest kull amhr.
Eyt üld e melûl old u g önü l sold u d a l ále Bir käkül~ meyletti gönü l gcldi bu MIe
Alfabe sira st gözetilerek yapila n düzenlemeye alfabetik denir. S özlü k, ansiklopedi, bibHyografya ve benzeri çalismalarde alfabetik sira esa s ahrur,
Üz üm çöpleri, a nnu t sapl an, çekirdek çok çig Oaeeden d üs üncrncdik çok çig çag
All Cl. Bir sana t eserine muhatab olan herkes. Sanatçmm hed ef kitle si clan okur, izleyici ve dinleyici modern elestiride bu terimle ifade edilmektedir. A1ICI terimiyle karsilana n insan1ar çoeuk, delikanu, ye t j~kjn ve sanatp olmak ûzere dö rt gruba aynhr. Ahcmm nit eligi . eserin seviyesin i belirleyen etmenlerden biri sa yrhr. Çagdas elestiri, sana tçir un, eserini olus tu ru rken, alicismm seviyesini ve psikolojisini göz önü n de bulundurmasi gerektigini savu nu r.
ALi NTI. Bkz. iKTiBAS.
Karsi yatan kars r kara daglar kara ytpnr... Oede Korkut Gü l gü lse aglasa bülbül acep degil Zîra kimin e agla demisler kimine gü l
Nedim Seherle seyre koy u ld um semä-yi dery êyr Tevfik Fikret
I
Behçet Neca tigii Çaglard a çagla ya n bir çavla n bir çaglayarum Çah çirpi çadir çrktn bir çavdar uygarhgryim ben
Semi Kamkoç Keçiler kafata sr çmgtrakh keçiler Ka çar kaç arlar da ga dogru Sezai Karakoç A LKI~ .
ALiT ERAS YON. Ses yinelemesi. Bir siirin herhangi bir d izesi nde veya düzyazmm bir cümlesinde, ay m ünsû zleri n ya da benzer hecelerin bi r ahenk olusturacak biç im de tekrarla nmasr su retiyle yap rla n bir edebî sanatttr. Eski ve yeni siir im izd e sikça kullamlan ali terasyon sananyla, anlama da yanslya n bir ähenk olusturmak amacr gü dü lü r. Asa gidaki öm eklerde, koyu yazila n aym ûnsü zleri n tekran suretiyle aliterasyon sanatt yapilrmsnr:
"
Edip Ayel
Bazr agizlard a "algis" scklind e söylenrnesi yay gmdi r, Görülen iyiliklere, tad rla n nirnetlere ve y a~a nan güzelliklere karsi minnet d uygu lanm ifa de etmek için s öylenen d ilek sö zle ri. Alkis. bir ini ululamak/y ûcelt mek, övmek; bir nevi on a ha yir d u ada bulunm ak nr. Folklorumuz içinde önemli bir yer tutan alkrs sözleri. b ir bak un a. s ükra n duygule rnu n ifa desidi r. Bu kabil s özler konus maya renk ve can hhk ka ta r. Örnekler: ACI ylÏzii gönn eyesin, Agacm kurumasm, Allah ne muradm varsa versin, Al/Ilh sana karn ka?lt kam gözJii gelinler versin, Beytllllaha y iiz sttresin, Dallanasm-budakumesm , Hmr yolda~m a/suil, iki cihanda yiizihl ak 01511I1. .
ALMANAK. Bir çesit takvim. Yih n gün, hafta ve ay gibi bölümlerin i; ay ve gü nes m sey rini. iklim hareketlerini, yildönümlerini gösteren; sanat, ed ebiyat, kûltûr ve dig cr konularla ilgili bilgilere. istatistiki verilere, bun larla ilgiH ögüt, fikra, atas özû ve özd eyislere de bu nyesin de ycr veren kitap seklinde bir çesit yilhk takvim. Ceçmis çag lar d a, gök bilimci lcr, hazlrladl kla n almanakla n Yllbil ~l
ANAlOJi
ALP
hediyesi olarak hükümdarl ara su narla rrms. Tûrk çed e y,ll lk (b kz.) yerine d e ba zan bu terim kul lar nlnus trr
ALP. Bilhassa esk i Tü rk de sta nlan nda yigi tligi, kahrarnanhg., cesa reti ve pehl ivanhgryla öne çikan ideal erkek tip i. Türkler islamiyeti kabul ettikten son ra "alp" tipi , ed ebiyahmlzm yine d estansr bazr ese rleri nde "alperen" ve "alpgazi" isimle riy le ka rsmuza çrkar,
AMATÖR. Hevesli, me rakh. Gü zel sanat1ann herhangi bir alarnnda, iddiasr olma dan, bir kars iltk be klemed en. onu meslek edinmed en ugrasan. kendince ürû nler ortaya ko yan kimse. Siiri çok se vdigi için sür çah smalan r apao, ama hiçbir za man sair oldugu nu iddia enn eyen kisi, zevki için resim çizen ve ressamhk iddiasmda buhmmar an kimse bi re r a m a törd ür,
ANA FiKiR. BiT konuyu a nla tm ay r a maçla ya n bir ya zrd aki temel d üsünce, yazann, açrk veya giz li okur a iletm ek istedigi asû rnesaj. Ana fikre, anl anlan konunun ÖZÜ , ondan çrkanlacak so nuç da d enebilir. Peyami Safa, "En bûyük ask romanlanmn bile okura verm ok istedig! bir ana fikir vardrr" der. Yazilarm konu ve bashklanyla ana fikirleri ara smda siki bir iliskinin olmast gerekir, Ne var ki, aym konuyu anlatan kisiler, fatkh fikirlere sahip 01duklan için sonu çte' farkh çikan mlara ulasabilirler, Bu sebeple konu He anll [ikri birbirinden ayn tutmak gerekir. Ana fikir; yazmm bütününe yayilacagr gibi, yazmm herhangi bir yerinde bir cürnleyle de ifad e edi lebilir. Siirde ana fikir de gil d e aMa tema (b kz.) olur.
ANAGRAM. Bkz. KALB. ANAKRONizM. Ya?adl gl d ön em bdli olan bir ~ahsiyeti veya ne zaman meydana geld igi açlkça bilin en ta rihî bir olaYl, ba?ka bir d önemd e ya~ a m l? ya da geçmi? gibi gösterme duru mu . Ana kron izm, ya bilgi eksi kligind en kay na klamr ya da beJli bir maksatl a bilerek yapilabilir. '0
I
Edebiyatrrrnzda en yaygm anakroni zm öm egt, farkh zamanl arda yasarrns Timur'la Nasrettin Hoca'run ay m d önem d e yesanus gibi gösterilerek anl anlan fikra lard e görü lür, Nasrettin Hoc a'run uçakta yokulu k ed erk en ftkraya girmesi d e, belli bir amaçla ve bilerek yaprlan ana kronizm öm egid ir. Bir varhtt, nesneyi hiç bulunmadrgr bir yerde zi kretmek , orada varml~ gibi gostermek yanhs hgina da anakorizm deni r. Erzurum Pasinler ilçesmd e ya-?ayan ve ku rgulad rgr yalanlarla yöre halkmm sevgtlisi olan Teyo Pehlivan'm Iöl. 1999) bir 'yalarn'nda bahsi geçe n Sankarrns' ta ki d eru z, bir anakori zm öm egi d ir. Anlah cmm , çokl uk bu ya n h~hÏI b ilerek yap hgl açiknr.
ANALÎZ. Bkz. TAHLiL. ANALOJi. Kiya s, örn ekseme. Akil yü rûtm e me tod lanndan biri olan ana loji, iki ~ey arasmd ak t ben zerli gi eses alarak, birisi hak kmda verilm is olan hükmü di geri için d e geçe rli say maktir, Baska bir tarunu d a söy le yapthr: kabul edilmis örne klerd en hareketle benzer olay ve olgular aras md aki sebep sonuç iliskilerinden de yar arlanarak zihni sonuçlar elde etme yöntemidir, Modern ed ebiy att a metin tahlilinde; edebî eserlerin çözümlenmesind e, açimlanmasmda hatta anlasilmasmda kullarulan bir me. tod o1arak karsirmza çrkan analoji , elestir inin de basvurdugu yöntemle rd en biridir. Iki edebiyat ese ri arasmda ki benzerligi dayanak alarak, daha öncc ortaya konul an eser hak kinds verilen hükm ü, se nraki için d e verme ktir. An a10ji yoluy1a elde edilen neticeler sag hkh olma yab ilir. ~i h insel bir çlkan m oldugu için ihtimali ve sübjektiftir. O te yanda n, sanatçllar, kullandlklan d ilin çag n~lm imkanlanm, nesneter arasmdaki benzerlik ve and lTl?tan ya rarlana ra k ge ni?letebilirler. Bu baglamda, söz ve an lam sa nat lan mn bir çogu d a a naloji yolu yla kurul m tl ~ tur denebilir.
I"
32
ANANIM
ANAN iM. Çevrik isim. Özel veya g üzel, meshar bir adm ter sinde n oku nmasryla yahu t hecelerin in yer degistirmestyIe or taya çrka n ta kma ad. Yaza rlar a rasmda bu tür takma is imler modad u; öze llikle yabana ülkelerd e. Çevirmece
yoluyla Melin Eloglu, Ethem Olgu nil ve Ni! Meteoglc. ismet Özel d e Metis Elöz müsteanm kullanrmsnr. ANA TEMA. Ana d uygu da denir. Bir duyguyu hatta b ir d üs üncey t hissettirmek, dile getirmek üzere ortaya konen metinlerde hassaten sii rde ana fik rin ye rini tu tan / alan
öz, Belli bir d u ygu etrafmd a okuru ycgunlasurmak, söylenenleri onlann yüreklerinde, iç d ü nyalannd a be lirgi n kilmak ana d uygunu n basanyla sunulmasr sayesinde olu r. Siirdeki d üs ünce d ahi bi r d uygu yumusakhgr ha linde met inde ye r almehdr r.
ANATOMi. Bkz. TE$RiH. ANEKDOT. Hikay e, roman, desten vb. gibi anlatma esasma bagh ese rle rde an lanl a n büyük / esas ola ym basf basma bir bü tü nlü k arz ed en krsunl a rma ve rilen isim.
Aynca, geç rnis d önem insanlannm hayatlarmd an ya nslyan, ha n rala rdan süzü lü p gele n kü çük ib retli olay lan, ilginç durumlan anl atan kisa sözlere, bir çesit nükt e ve latitelere d e anekd ot d enmektedir. Cesmi s d önem lerde, anekdot tabiri "g izli kalrrus, hiç yaym lan ma rrus": "çok eski bir yazann eserlerin d en ya p l ~ Jan ilk bask i' anlamlannda da kullamlrmsttr,
ANI. Bkz. HATIRA. ANJAN 8MAN. Ulanti. Siir cümlelerinin bir mlsra veya be-
yitte tamamlanmay tp diger mlsr a ve beyitlere hatt a bendiere u zamasldlr. Franstz ?iirinde n edebiyattmlza gcçe n anja nb ma n, Serve t-i Fünûn :;;airlerince sevildi ve ku llan lld l; böylece yaygm hk kaza nd l. Öyküye yas lanan manzumelerde ter cih edi len anja nbman, nazml nes re y a k l a~ tJ ra n bir üslûp özelligi kabul edili r. Yeni bi r ritme
'I
ANKET
ve ses açismdan yen! bir söyleytse ul asmak kaygts ryla basvurulan anjanbma n, edebi~a hmlza ilk geç tigi d önemd e, Fikret' in ve Mehmed Akif in manzumelerind e ustahkla kullarulnusnr. A?ag ldaki iki d izeye yay tla n (italik yazi lan) siir cürnlesi, b ir anjanbma n örn egld ir:
o süslü haclelerin sine-i mua ttarma Kosanlar!
Iste bi r insa n ki in liyo r nefesi ; Tevfik Fikret
ANKA. Zü mrüd üanka, zû rnrût, simurg.. sire ng. Bir çok ede-
biyat eseri nd e, özeItikle diva n siiri örneklerind e mazmun ola ra k ka rsumza çikan anka, Kaf Dagr'nda ya~adlgt va rsa yrlan ad r var kend i yo k efsê ne vî bir kustu r, Çok uzun boynu, tengerenk ve upuzun tü yleri, insa rt yüzü ne benzeyen yüzü ve her kus ten bir iz tasryan özellikleriy le aruhr; Yere konmadan havada, ço k yüksekle rde uçara k yasadrgma ina mhr. Boynu çok u zun old ugundan anka, oruz kus bü yüklü g ünd e, otu zrenkl i ve otuz kusun isa retlerini ta?ld lgl içi n simurg, streng; bulu nd ugu ye rd eki ku slan avladigr için ankil-y' mllgrib adla n ve rilm ist ir; Bir s öylen ceye g öre, ~ayvanlan hatta çocuklan ka prp yernege b~~laymca soyu yild mmla yo k edilmis tir. Bir rivayete gore d e, anka, eenne t kusuna ben zer yesfl bir kusmus. Türk ma sallannda ka rs ilasn grrruz an ka kusu , iyiliksever bir ku stu r. Masa I kahramanl anm karsrlas nklan tehlikeIerden kurtarmak için on lan strtma alarak uzak diyarlara, Kaf Dagr'na götürür ve tehlikeden emin kilar. Anka, bazr kaynaklarda, haik arasinda de vlet ku su olarak bilinen "hü mä" v~ "kaknu s" ile kan~tIOJ ml~hr. (Daha geni ? biJgi için bkz. Iskender r ala: Divan $îiri SözIiigii, ay. m.) ANK ET. Soru?turm a. Klsaca "geni~ kitleleri ilgilendiren ko-
nu larda halkm Hkrini alma k" :;;eklinde tantmlanabilir. Bir konudaki benzer sorulan, 0 ko nuy la ilgili far kh in sa nlara sorarak bilgi to plama; bu say ede bir meseIeye 33 1
1 I1
ANLAM ANLATlM
I
,I
açikhk ge tirme Iaali ye tl. Anket, d ergi, gazete ve simdilerd e televi zyonun sikça basvurdugu bilgi, g örüs toplama yöntemlerinden biridir. Edebiya t d ergil eri de, bir ko-
nuyu eni ne boy u na tarnsmak veya bh edebî meseleyi gündeme getirmek, ona di kka tleri çekmek arn~clyla, anket yöntemine basv u rurlar. Aym ko nuda ferk h görüsleri ih tiva etmesi ve bir konuyu çesi tli yönleriyle tarnsmaya açmasr bakrmmda n anketler, itiba r ed ilen, ilgi gö ren bil gi kaynaklan arasmd adir.
I
I~ I
ANLAM. Ma n a. Bir kelime ni n, sözün, sembolün, isaretin , metnin içerdigi d üsü nce ve/veya duygu . Modern d ilbilimi n bakisryla söy lersek; anlam, gösteren He gösterilen arasmdeki iliskid ir, Ede biyat eserlerin d e ku llam la n kelim eler, simgeler vb . u nsu rlar, birden çok anlama gelebili r. Kelimenin çok anlamh olu su , metnin zenginlig tni arhn r. Sözcükleri n ifade ettigi an lam, ge nellikle aslî (temet gerçek) ve mecazi diye ikiye aynhr. Kelimen in sözlükteki ilk anlarru aslî yani as rl/ öz anlamdrr: d iger anlamlar .~s e m:cazîdir. Kelimeler, zamanla, genel bir anlamdan oze l brr anlama kevusmak sûretiyle anlam da ralmasma ya da bu duru m un tam tersi olarak anlam genislemesine ugrayabilirle r. Tûrkçe'deki kelimeler, yaplm ek1eri vasitasryla yeni anla m lar kazamr. Kelimelerin bir k rsrrurun anla rru soyut (m ûcerret), bazrlanrunki de somu t (müsahhas) olab ilir,
ANLAMA. Bir ifadeye, sembol ya da kavrama, kullarul dïgr baglama uygun bir anlam verrne; söze yü kl e n m i~ ~l~n ma na Yl kavrayabilme. Anlamamn ge rçeklesmesi rçm , hem ifadede hem de okurda, bazr sa rtlann olusmus 01mast gerekir. Ifadenin, sembolün, kevranun, im geni n isaret/fmê ettigi ve/ ya çagn~hrdtgl anlarru kav ramak için, belli bir bir ikime ihtiyaç vardrr. Meram anlasrlrruyorsa söyleyende /yazanda, söy lenende /y az~lan~a ya da okuyanda bir anza, bi r eksiklik var de mektu . Söz ko-
"I
nusu ü ç unsurun gerek li sa rtlan tasiyo r olmast halinde "anlama" gerçeklesir, ANLAMOA~;' Mûterêdir, esa nlamh, sinor-im . Neredeyse aymanlama gelen, ar alannda çok kûçük an lam fark hhklan (nûans) bul un an ke lime lerden he r biri . (Çogunluk tarafmdan ay m anlama gelen dense de , esanlam h kelimeIer arasm da u fak tefek farkhlar vardrr.) Artlamd as ke limeierin bi r cûm le içinde, ay m anlama geleeek seki ld e,
gelisigûzel kullarulmasr hos karsrlsnmaz. ANLATI. Tahkiye, hikay e etme, öykü1eme. Narrative terimine karsrhk bulunan bu terim, zih inde kurgulanan b ir d urumun, olaym öyküleme yoluy la anlatrlmasr d ernek- ~ tiroHikaye, roman, tiyatro, d esta n türlerini n anlat ma bi- ~ çimi, bu türI erin hepsinin gene l adr olara k d a ke rsurnza çikmaktadir. Klasik b içimlere u yrna yan bazi roma nlara d a 'anlan' isminin verild igi olmu stur. ANLATIM. ifa d e. Duygu ve dü sû ncelerin, bir durumu n, olaym, bili nen, ögrenilen bir seyin SÖ Z ya d a yaz ryla disa vurulmasi, beyan ed ilrnes i; merarrnn baskal anna d u yu rulu p anlatilmasi. Edebiyahn yegäne vesitasr olan anlatun, genelIi kle "yazryla ifade" anlarrunda ku llarulrr, Yazih anlatirrun nazim ysiir ve nesir olrna k ü zere iki sekli vardir. Edebî bir krymeti olan anlattmlarda, m u hata ba aktanlrnak iste nen d uygu ve düsünceler önce zihi nde tasarlarur, bir dûzene ko nur soma d a sanatkê rane bir ~e kilde ifadeye dökülü r. Söz lü anlatimda, daha dogru bir tab irle irtic álen söyleyiste aulatilmak istenenler bi rdenbire, içten geldigi gibi söylenir; bir düzenlilik arzetrneyebilir. Anlanrrun güçlü ve güzel olabil~esi için, kelime lerin yer li yerinde ku llandmasl gerekir, An latunm biricik malzemesi olan kelime ler b üt ün an lamlan ve esprileriyIe bilinirse anlatmun gücü ve güzellig t artar. Anlanm s öz ve anlam sanatlanyla daha etk ili haIe geti rilebilir. Ne var ki, edebiyat metinlennde, sekil ve üs lûp
/35
ANLAnMCILIK
güzelliginin gere gi nd en faz1a öne çrkanlmasi: edebi sa natlan kul lanmaktan, an latmu söz ve mana sanatlanyla sü slemekten fazlasiy la zevk a1ma tutumu ifade perverlik vey a ifade pervazhk olarak nitelenir. Böyle bir tevrr, ed ebiy at çevrelerinde bazi durumlarda, kim ileri tarafmda n olu mlu karsrlanmaz.
ANLATIMCILIK. Ekspresyonizm, ifadecilik, drsavurumculuk. 20. y üzyihn basmda izlenimcilige (empresyonizm) tepki olarak ortaya çrkan bir sanat anlayrsr. Hareketin edebî cephesine bakngirmzda: iç dünyarruzda olusan, dog art duygulan anlatmaya önem veren bir edebi akrm h üviyeti görürüz. Ekspresyonizm, romantizmin degisik bir versiy onu sayrlabilir. Romantizme yakm duran anlanmcilar, sanann özü nü, kendilermee duygulann anlanrru d emek olan ' yara tm a' eyleminde bulurlar. Ferdi öne çikaran, özg ür ruhun sesine kulak veren bu akrmm en önem li te msilcileri Franz Kafka (1883-1924) ve Thomas Stearn Elio t'dur (1888-1965). ANONiM. Yazam ve s öyleyeni unutulmus, halka mal olmus edebî degen olan söz ve ya zilann genel adr . HaIk edebiyanrruz , zengin anonim ürünlere sahiptir. Dahasi, kimi arasnrmacilara g öre, haIk edebtyan anonim bir edebiyattIr. Söyleyeni belli olan eserleri, bu edebiyatm dismda tutmak gerekir. Bilmeceler; ninniler, maniler, atas özleri, efsaneler ve bazr türküler anonim ürünlerdir. ANSiKLOPEOi. Her konuda ya da belli bir alandaki bilgileri, belli bir yöntemle su nan genis kapsamh eserlere verilen isim . Daha genis bir tammla "Ansiklop ed iler hazrrlandtklan devirlerdeki ilim, kültür, sana t ve teknik gibi çesitli d allann tamarm veya bir bölürnüyle ilgili salus, eser, cografî b ölge ve müesseselerin tamtIml veya kelime , kavrarn, ola y ve konulann izah l gib i her türden bilgiye belli bir sistem içind e yer verirler." (Ayhan Aykut, DiA. ay. m .) Ans iklope diler, madde olarak seçtigi keli-
"I
•
ANSIKLOPEDI
me, ka vram y e ko n u bashklanru u zun uzadiya a çiklama , öm èklerle izah etme metodunu benimserler. Ü1kemiz k ültur üne , bugünkü anlarruyla ve içerigiyle 19. asrm ikinci yansmd a n ifibaren girmeye baslayan ansiklopediler, de gisik konulardakt bilgilere kisa zamand a ulasmayi saglayan, tercih ed ile n, kitlelerin ihtiya cma cevap verebilen genis hacimli, kusancr eserlerdir. ûkuyu cuyu arama zahmetind en kurtanrlar. Sistematik (bili m çesitlerine g öre ), alfabetik (rnaddeleri abece srrasryla ) ve ya rne slekî (sadece bir bilirne veya san ata aynlrms) olarak ha zrrlarurlar. Bugün, daha çok "g enel" alfabetik olanlar tercih edilmektedir. ilim dallarmm çogelmasi, ihtisaslasmarun önem ka zanmasryla ansiklopedilerin uzman bir ekip tarafmdan hazirlanmasi zoru nlulugu dogmustur. (Örnegi n, 1988 Yllmda yaYlmma ba slanen ve henüz 21. cildi yayimlanen Türkiye Diyanet Vakft is/am Ansiklopedisi' yüzlerce ilim adarru, ala rnnda uzman akademisyenin katkisiyla, daha dogrusu her madde, 0 konunun uzmam tarafmdan ya zilmak suretiyle ha zirlanmaktadrr.) Özelli kle çagirruzde, her geçen gün bilgi u rct imi nin ar tmast , bilginin ve anabilim dallarmin ço ga lrnasr, yaym saYlsmm basdö ndü rü cü bir hrzla arhs g östermesi gibi nedenlerle, ansiklopedilerin ihtiva ettigi bazr bilgilerin bir süre sonr a eskidigi, ge çerliligini ke ybettigi görülür. . Ansiklopediler, kapsadiklan konular (ed ebiyat, san at, spor vb.) . düzenlenis biçimi (sis tematik, alfabetik) ve hitap ettikleri okur kitlesi (çocuk, gençlik, kadm, genel) bakmundan gru p lara aynlabilir. Aynca, telif tercüm e. yan telif-yan tercüme, ad apte ans iklop ed iler scklin de bir aynm yapmak da mümkün d ür . $emsed d in Sarni' nin n850~ 1904) tek ba ~m a hazlrla dl gl 6 ciltlik Kámus'u/ Álá m 0 889-1899), bi r tarih, cog rafya ve
ANTiROMAN
biyografi s özlûgû ola rak Tü rkçe' de tam amlana n ijk ansiklopedidir. Cu m hu riyet d öneminin ilk ans iklop ed isi, 1932-1936 yrllan arasmda telifi ve ya Ylml ger çeklestiriIen 10 ciltlik Hayat An siklopedisi'dir. Ülkemizde son elli Y1Ida, gerek d evlet gerekse sivil kuruluslar tarafmdan cidd î telif ans iklopediler yaymlanrrusnr. Bunlarm ilk ak la gelenleri sunlardïr: Tiirk Ansiklopedisi (5. cilde kadar inönü adi yla), 33 dIt; islam Ansiklopedisi (bir krsrm tercûme), 13 cilf Sanat Ansiklopedisi (Ceial Esat Arseven) 5 dIt; jstanbul Ansiklopedisi (Reset Ekrem Koçu tarafmdan ha zir lanan ansiklopedi, yazan m n ölümü üzerine yanm kalrrnstir), 5 eilt; Türk Dili ve Edebiyat.r An sik/opedisi (Dergah Yaymlan), B cilt: Türk Edebivan An siklopedisi (Atilla Özkmmh),4 cilt.
ANTOLOJI ZI eserlerinde de anti-roman ozelliklerini görebiliriz. Türk edebiyatmda, son yrllard a kaleme almen ba zi öykü ve roman denemelerinde antiromarun kim i özellik lerini görmek mümkündür.
ANTOLOJi. Müntehabát, güldeste, gûlsen, seçki. Aym me slege mensup sanatkärlann (sair, yazar, ressam, bestek ár vd.) eserlerinden veya toplumun krymet verdigi anonim ûrûnlerdenseçilmis öm eklerin bir araya gelmesiyle olusen kita p; ya da aym konuda /temada yazilrrus eserlerden yapilan seçki . Eski edebiyahrmzdaki nazîre mecmualan ve suarê tezkireleri, antolojilerin bizdeki ilk /el örnekleri sayilabilir, Antoloji sö zcügü, edebiyatnruzdaki bu türden eserlerc 1930'lu yillarm basmdan itibaren ad olmaya bas larrusnr. Batih anlamda bu türde ilk eser, Ziya Pasa'nm Har áb êt'r (1874) kabul ed ilirse , 0 tarihten 1931'e kadar geçen yakIasrk 60 yilhk süre içinde tabir, yaygm olarak müntehabdt (seçi lmisler, seçmeler), nilmune (örnek), giiisen (gül bahçesi), giilzár (güllük), gûldeste, deste sözcükleriyle karsrlanrrus: bir baska deyisle, bugün an toloji dedlglrruz 0 günkü eserlere, bu kelimelerden biriyle baslayan tarnlamale r, ya da sadece kelimenin kendisi ad olmustur, Bu kelimelerden bir krsrrun m, zaman zam an, aym maksatla bugün de ku llaruldrgr görülmektedir.
ANTIROMAN. Alternatif roman. Bah ed eb iyatlarmd a g örü Ien yeni bi r roman "y aratma" hareketidir. Adi roman olsa da bilinert anlamda geleneksel rom an formu ndan uzak d u rm aya çahsan bir an lah türüd ûr. Antiromamn ternel özelliklerinden bazrlan sunlardrr: "Açrkça bir olay örgiisünün bulunmayrsr, olaylardaki d agtrn khk ve karm as rkhk, kahramanlardaki gelismelerin asgari düzeye inip siradanlesmasi, nesnelerin yüzeysel aynnnlanna itibar edi lip onlann incelenmesi, eserin bir çok yerinde tekrarlara basvurulmasr, kelimelerle.Jmla ve noktalama isaretleri yle , sözdizimiyle haddinden fazla oynanmasl, baslangrç ve bitirislerin bilinenden çok fark hhk arzetmesi, zaman düzeninin allak-bullak edilmesi vb ." Anti-remamn daha asm örneklerind e ise su gibi özellikle re rastlamak da mümkündür: "Kitapta yirnhp atilabilecek ya da yeniden tanzim edilebilecek sayfalann bulunmasr, ba zr sayfalann renkli olmasi, bazr sayfalann bos brrakrlmast, ba zr sayfalarda resimlerin yah u t kabartmalann yer almasr.;" (Yasar Kaplan: "femel Edebiyat Bilgtleri ")
A ntoloji, telif bir eser olmayrp derlemek , topariamak suretiyl e haztrlanan bir kitaphr. 'Seçmek', 'bir aray a getirmek' ve 'tertip etmek' scklinde ü ç asamadan ge çerek okura ulasir, Antoloji hazrrlama s ürecinde en önemli asama, birinci asamadrr. Ant oloji he zir layrcisi, 'seçme" asamasmda, mümkün oldugunca tarafsrz kalmah. bunun yarnsrra sanatm estetik ve etik ölçü tlerini göz ardt etmeden, hosg örû smmru genis tutmahdir,
Antiromamn en bilinen örnegi James- Joyce'un (18821941) me~hur an lahs l Ulyssess'idir. Virgin ia Woolf'un ba-
Antolojiler, okuru genie bir arama zahmetind en kurtardigl için sevilen, aranan kitaplardlr. Bu rurden kitap lann
"I
1'9 40 I
,tlNTROPOLOJI
yaym lan d rkt an sonraki d önemlerde de aranmasi. itibar ed ilmesi için, eme k mahs ûlü ve ehliyetli kisil er tn elind en çrkrrus ol m ast gerekir, Aksi takdirde, N ecip Faz ll' l1~ k üç üm ser bir ed a He bahsetti gi su duruma d üsebilir : "An toloji... ha va srzh ktan bayilrrus sinekler gib i, eski ye ni, gen ç ih tiya r, bütün edebiyat seh itleri ni bi r and a canlandrran . bo gaz boga za getiren ve her b irin i 'ben van m, ben vanm' diye bagrrtan sih irli oksijen damlast. en dogru tabirle, krymet dereceleri yerine, sükûtun ve hiçin ört tügü krymetsizlik derecelerini kaydeden garip kimya k äad i..." (" Manzara 6" )
ANTROPOLOJi. insanhk bilimi. Insanm olusumunu, tarihi ma cer êsnu, da vraruslanru, inançlanru, buluslan ru ve sa· hip oldug u diger özeIliklerini çesitli açrlardan .~ncel eyen bilim dah. Folklorle yakm ilgisi olan antropoloji. ana konu su insan olan edebiyata da kaynakbk ede r, yol gösterir. APRioRi. A priori. Baz r edebiyat eserlerinde de rastlana~ bir çesit akil yûrütme, sonuç çikarma metodu . Herhangt bir meselenin gerçeklikle ilgisini incelemeden, zihnin bir sonu ca varmasidrr. BaZI prensiplerden yola çrkrlarak 50nuca van ld rgr için, ispatlanmarrus, deneyler sonucu e~de edi lmemis bi r d üsünceye ulasrhr. "Deneyden pren sibe u lasma" anlarruna gelen aposteriori felsefî teriminin karsmdir, ARABESK. "islam ve Türk tezyinatmdaki glrift süsleme tarZI" anlarrunda bir sanat tarihi terimidir. 19. asirda ya~ml~ olan bir çok ünl ü Fransrz edebiyatçisr (Beud elaire, Balzee. Flaubert, Hugo vd.) ve Almen sairi Goethe, "Dogu tarzr resim, mûzik, heykel ve bu tarZIn et1cisinde ortaya ç ooru~ bü tün sanat eserleri" için, bu terimi kullanml!llardrr. Bugiin, özellikl e YIgmlan n itibar ve iltifat ettigi "arabesk mü zik"ten sonra, arab esk teriminin, "suadan", "or tamah" , "haIk için üretilen kitaplar"t n itelemek üzere , hakiki sanat degerinden yoksu n, edebî klymeti olmayan eserler anla-
"I
ARANESIl
rrund a kullar uldrgr gö zlenmektedtr. Hu anlanuyla , keli. me, iler iki YllIard a bir edebiyat te rim i olarek da ha genis bir ku llamm alam bul a caknr ka na at ind eyiz.
ARA NESiL. Tanzima r'm ikinci nesli (H ámid -Ekrem -Sezat ) ile Edebi yat -r Cedîde nesli arasmdaki yir mi yilhk (18761896) dönem de ese r veren cd eb iyat ku sagm a veri len ad Bu d ön em sair ve ya zari an nm escrlerinde, Tanzimat d önemi edebiyat çilanyla birlikte ve en çok Recaiz êde Mahmud Ekrem ve Muallim Naci tesiri görü lür. 'Ara Nesil' d en özgün, birinci snuf bir sa natkä r çïkma rrustrr. Ancak , Fransrzca bildiklerind en ve Fra nsi z ede biya tmd an habe rd ár olduklanndan bir çok yabancr eseri Tü rkçe' yc çevirmekle yeni türlerin Türk ed eb iyatm a girmes ine, yayrlma sma hizmet etmislerd ir. Bu nesil, edebiya n sa lt edebiyat yani est enk bir olgu olara k kabul ettikle ri için. onun ge lism esine ve gûzellesm esî ne d e ka tkida bulu nmuslard ir, Edebiyatm ve öze lli kle siirin m eselelen (vezin, ka fiye, tûr vb.) Ara N es!e me nsup edebiya tçrlar tarafmdan gündeme getirilmis ve söz konusu kon ularda yen i g örüsler ort aya konmustur, Bu neslin, dergi cilige olan kat krla n ru d a a rtmak gerekir. Çûn k ü, bu dö n emde bu ne slin m ensuplan sa yesin d c edebî ve diger alanlarda bir çok dergi çikrrusnr, Aynca, bu dö nemd e edebî tenkit önceki dönernlere gö re bir gelisme ka yd e tm ls ve ciddiye ah m r olmustur, Cid dî kal em tartismalan (özellikle eski-yeni münaka salan) bu d önernd e vu ku buldugu için, elestlrel anlamd a iJk eserleri n telif d e bu d öneme tekabül eder. Besir Fuad'm bu baglarnda öne mli hizmetleri olmu~tur. Ara N esil, söz kon usu ed ebî faaliyetleriyle bir baklma Ed ebiyat-l Cedîde'yi hazlrlarnl~ttr de ne bilir. Ara N esil içind e yer ala n belli ba~h ~a hsiyetler: Abd ü lhalim Memd u h 0 866-1905), AH Kemal (1867-1922), Andelib (Me hme d Esad) (1873-1902), Be~ir Fua d 0 852-1887), Fatma Aliye 0 862-1936), ismail
I
ARAsOZ
Safa 0 867-1901> Isonradan Servet-i Fün ûn edebiyah için de ye r al m rsn r ], Mehmed Celäl 0867-1912), Menemenlizàde Mehmed Tahir 0 862-1902), Na bizáde Nêztm 0862-1893). ARA SÖZ. lstttr äd . An latIima k istenen dûsüncenin, duygunun daha iyi anlasilmas r için cümle arasma kon an açtklayrcr iba re, s öz grubu . Bir yazi içind e ara s özlere sikça basvutmak konu nu n bü tü nlügünû bozabilir, Bu sebepIe, ara söz ierin as rl ifadelerin uygun yerlerine ve bütûn!ügü zed eleme yec ek, dagrtm aya cak bir biçimd e ko nma SI gerekir, Eskid en ist itrád d enilen ve yaz i içindeki ye ri bir se kilde belirtilen ara s özler; son za ma nlarda parantez içinde yazilma ktadrr. Kirni zama n d a, ara sözlerin iki çizgi - - arasma ko nd ug u olur. ARGO. Bir top lu mun sosyal altgruplan tarafmd an kullamlan ve çogunlukla ya:l.1diline tas may an " özel bir dilr d eki kelime ve deyimlerin genel adr . {Walte r Porzig Dil Denm Mu ciu adh kitabmda argoyu "ö zel d il"den çok "asm nus ve can sikter esrl ifad evd en bir ka çrs ole rek tarnm lar.) Genel d ilin b ir altkü mesi say tlan ergo, insanla r aras md a d ah a çok "gizli d üs ûncelerin an lan lmasma ya· ra yan " bir d ild ir. Argo, az çok ay rp lanan ya da hor g örü Ien belirli da vrar us b içirnlerini veya eylem leri ifad e etmek üzere gellstirilmis nisbeten yapma bi r d ild ir. Genel dildeki kelimeler altûst edilerek, bozular ak , anlamlan ters çevrilerek yaprhr. Kabadayt agzm da ye r alan kelime ve d eyiml er d e argo olarak kabul edilmi ~ tir. Asdslz, ya· lan söz ka~ l hgmda argod a ~u ke Hmeler ku lla mltr: At· masyon , dolma, dubara, lw/ti, masal, palavra, polim ... Argo genel dil içind e b ir çe~n id i r. Ne var ki, bi r ç~ n i olmakla beraber arg onun dm ifsa d ettigi, ge nel dili olums uz yön· de etkiledigi söyleneb ilir. Bugü n, to p lu msal taba kalan n her kesim inin kendine öz gij birer argosu va rdl r: Asker argosu, denjzci argosu , dilen·
"I
ÁRiF
ei argosu , esnaf argosu, genelev argosu , hapishane argosu, hl'. argosu , kumarlhane argosu, ögrenci argosu , spor argosu ... gibi . Türk argosu nu n gü nûmüzde, ü çbini askm sozcu k dag arcigma sahip oldu gu belirtilmekted lr,
SIZ
Argo ve "uyd u rma dil " için Cem il Mer iç sunla n söyler: "Argo, kanundan ka çanlan n dili . Uydurma dil, tarl hten kaçanl ann ... Argo, korkunun ördügü d u va r; uydurm a dil suursuz lugun. Biri günahlan gizley en peçe, öteki ir· faru bogen kement. Argo, yar ah bir vicd am n sesi; u yd ur ma di l, hafrzesuu kay beden bir nes lin . Argo, her ül keni n; uy d u rma dil , ülkes izlerin." (Bu Ülk~, s. 84) IGmi ~a i r ve ya zarlar, baar argo kelim e ve deyimfere eserlerinde yee vermek suretiyle, s özlü olan argo yu yazl dili ne d e tasirlar. (Bu baglamd a, Mehmet Äkif Ersoy'un ge rçegi ya ns rtmak u gruna manzumelerind e argo ya SIk· ça basvu rduguno: Hüseyin Rahm i ve Neyzen Tevfik'In argoyu kull anmaktan özel bir zevk ald iguu: son d öne m sairler ind en Ece Ayha n ve Can Yücel'In ~iirlerini argo-nun b ir kaynak olara k besl ed igtm belirte lim.) ÀRiF. in sa n-I kä m il/olgun insa n. Ma ddî, kitabi bilgilerden ziyad e, manevl bilgisiyle gerçegi ve Yar ancr'yr bilen : esyan m hakikatine sezgi ve tecrübesiyle ulasa n kim se. Ärif gö nü l gözü eçik, irfan sa hib i, zeki insandir, Içind e yasa d rgurnz ûlem i, manevt sez gilert yle m üs áhede eder. Àrifin bilgisin e ma rifet denir. ilim sa hibi älimle, marifet sa hib i ari f arasmd aki fark ~öyle belirtilir: "Álim zihn î fa· aliye tle mu tlak sû rette bile n, arif ise ahlaki ve manevi an nma s ayesinde sezgi gücü ve d eTÛni tecrübe ile ögrenen anlay and lr:' Divan ~iirind e, arifin "zä hid" in ka ~l · smda ol u~u dikkati çeke r. Ärifler "ä rif-i billah", "ku tb", "ve li" , "ehl·i yaki n", "eh l·i häl", "eh l-i tahkik" gibi isim · lerle de a ntl ml~lanhr. Fuzû1i, bi r beytinde ~yle d er: .Hikmet-i d ünya ve mäfihä bilen ärif degiI Ärif old u r bilmeye dünya ve mäfihä ned ir.
1""1
ARUZ
,l RKArK
AAKAÎK. Ceçmis d önemleri, eski çaglan n ürünlerini, üslû-
bunu çag nsn ran, hanrlatan s öz, yaz i veya eser, Bazr çag · das edebiya t eserlerinde mazîn in / tari hin mi ras r rnesábesind e c lan geçmis yûzytllann kelimeleri, biçimleri, malzemesi kulla mlabilir; eskiye baghhk ifad e eden bu ravrm ad r da a rka iz rndir. Bu gibi eserler, eger, çaga has bir yonilik ve g üzelllk tas imazlarsa faz~a bir krymet ifade et mezler.
L. Sami AkaIm, arkaik terimine su anlamlan verir: 1. Eski ve ilk çaglar ve bu çag lann ürü nle ri.
2. Yaptld lgl çagdan daha ön ceki zamanlann isine henze--
yen ürünler. 3. Eski kl êsik çag üslûb u nd an önceki üsl ûba benzetilerek yaprlan eserle r, 4. Klásikte n öncekl ese rler toplu lugu .
5. Eskiyi and rran söz ya da yaz l. (Edebiyat Terimleri Sözliigfi , ay. m .) ARMONi. Uy um, bir çesit êh enk. Daha ço k müzikt e kulla m-
lan bi r terim olan arm oni, ed eb iyat eseri nd e bilhassa ~ i · irde aym tem ay a ait motiflerin , s özleri n, s özcükleri n bir uy u m arzetmesi, ritmik bir aki s sergilemes i anlam mda kullam hr. Edebiyanrruzdaki yaygm /bilinen ad i êhenktir. (Bkz. ÁH EN K.) Nesir turündeki edebiyat eser ler ind e bir konunun muhtelif kisimlanrun, an ekdotl ann, di ger unsurla n nm bir b ütûnlük içinde g özükmesin e, bir tut arhhk arzetmesine d e armoni dendigi olu r.
AR~iv. Belgelik. Geçmi~ d önemlerin önemli olaylan na ta· ntkhk ede cek klymette olan belgeIerin (bera t, ferman, rnektup, res im, h ari ta, plan , film, p lak, ses band i vb .) korun up sakl and lgl ye r. Ar~ ivde saklanan belge:er, bir milletin tarihi , örfü, d in i, dili , kü ltü rü , ahlakl açJsmdan klY· metli bilgileri haiz olabilir /olma hdlr. Resmi ve öz el ar -
'I b
~ivler, sahip old uk lan belgeleri, belli bir düzen da hilind e ilgi lilerin isnfadesine su narlar.
ARTÎST. Zaman zaman sa natçi /sane tk är ye rine kullamla n bir terim. (Bkz . SANATKÁR.) Sahne sanatlan nd a Itiyatro , sinema ) oyu ncu lu gu meslek edinmis kisil er d e bu tv
rimle amhr. Gü zel sanatlann herhangi bir ala rund a, sanat kaygrsr yl.. ortaya konan eserler için de ba zan artist ik sifan kullaruhr ARuz. M isral arm heet: ~ Yl::;lIl1 ul:g,iI UI:, hecelerin ~eklill i (uzunluk-krsahk, aç rkhk -kapahhk) esas alan na zrm ölçu sü nün ad) . Bu ölçü sisteminden bahseden Urne de aru:
denmisti r, Arapla ra özgü bi r ölçü sisterni olan aru z, onlardan Ira nhler'e, eradan da bizim edebiyatmuza ge çmtstir, Bu geçis esnasmda bünyesine da hil old ug u rnilletleri n dill eri nin ya ptsma ve es tetik zevkine begh 01<1 ra k ba zr degi~ikli klere ugrarrnsnr. Aruz birimlerinin
Sayrsi 19'u bul an aruz b ahirleri (esas kahp, ana makam : su adlarla bilinir: Bahr-I ta vîl, beh r-i medîd , bahr-i bas it bahr-i v áfir; bahr-i k ámil, bahr-i hez ec, bahr-i recez bahr-i remel , bahr-i se n.... , bah r-i m ü nse rih, bahr-i h a fif bahr-i müz ärt' , bahr-i m u kteda b, bahr-i müctes, bah rmût ekárib, ba hr-i mûted ärik, bahr-i cedid, bahr-i ka rîb ba hr-i mü~äki l. Aroz ve zninin Tür k ~iirinde uygulamasmda, kelime1el bazl kahplara he r zaman u yma yabi lir. Çünkü, aru z Arapçanm özellikleri göz önü nde bu lundurularak olu ~ turulmu~ bir sistemd ir. Özellikl e Türkçe u zun kelimel er
..
ASALET ASONANS
Ie, ba zr Arapç a, Fars ça söz cü klerle kurul rnus rrusrala n n ölçü ye u ydurulm asr için yaptlan bazr zoru nlu , kimi zaman h~ta say rlan vasl (ulama), im äle, zihdf ve kasr gibi uygu.lam alar vardrr, (Aruz korusunda genis bilgi için bkz.lpekl en , 5.117-337.) Bin YIh askm bir süre içinde Türk stirinin va zgeçilm ez biçimsel egelerin d en b iri olan aru z, nazm a ahenk saglamak bakrmm dan öne m arzeden bir unsurdu r. Millî siir ölçü mü z ad d ed ilen hece veznine na zaran daha ahenkli ve dalgah olan aruz vezni, di van siirinin vazgeçil mez, hatta zo ru nlu biçim sel unsurla nndan biri olmus tu r, Modem Turk siirinde dahi kull arurn alaru bulmus. adeta kend isine yeni alen lar açnu sn r. Hatta aruzu hat asrz bir biçimd e stird e uygulaya n sairler bu d önemde yesanus hr. Yeni siirimiz içinde Tevfik Fikret, Mehme t Ákif ve Yahya Kemal, aruzu bas anyla kullanan üç sairimiz dir, Hecele rin ses degerin e yaslana n aru z, h älê kull amlan bir nazrm ölçüs ü d ü r.
ASÄLET. Edeb-i kelêm, mümtá ziyet. 5öylene n /ya zl1an sözü n, oku yu cu d a baya gr, igr enç, k ötü artlamla r çagn~h racak ifadeler den , kelimele rd en armrrns olmast. Kadîm sairler, siirlerin d e insanda nefret duygusu u yandrra n, ok uyam tiksindi ren bayagr kelimele rin ye r alma masma özen g öste ri rlermis. "Ö ld ü" yerine "terk-i dünya ett i" , "Hakka yü rü dü", "sizlere ömür" veya "r ahmet-I rahmana kavustu " denmes t gibi." Asáletin zrd d r hasêsett ir, Tah ir'ül Mevlevî "asälet' e örnek olarak N äbî' nin terl emi :i bir güzeli tasvir ed en ~u beytini ve n r: Kat kat dü~üp ol peri hicäba Gark oldu gii läb-I lzhrába
'I
Yine ay m m ûelli f Ziya Pasa'ru n Fu zûli için söyledig f Yaruk nr 0 êsikm kitabt N az m mda kokar ciger kebabr
beyti He Fuzûli'n in sevgilisine hitaben:
Pêre páre dil -i mecrûh u perisaru rndan Ser-i kû yunda gezen her ite bir pare fed a beytint asálete aykm bulur.
Mustafa Nihat ÖZön, ed eb-i kelam terim ine karsthk dolamlam a tabirini kullamr ve su sekild e tammlar : "Belli bir fikri dogrudan dogtuya degil d e ba ska bir s özle an latmaya denir. Oldü yerine ölü elbisesini giyd Î;terledi yen- ~ ne stkmn gülsuyun a bath demek gibi ." (ETS, s. 67) , Özön'ün verdigi öm ekler edeb-i kelam tarurruna denk düsmesine ragmen terime bu ldugu yeni kar~lhgl ve tar urru d ogru addetm ek güçtür.
ASKI. Eskiden saz sairleri arasmda düzenle nen siir yan:imalann da ga lip geleeek olan saire verilme k üzere kah vehan e duva nna as rlara k teshir editen kihç, tabanca , sel, ku mas, he ybe gibi öd üllere verilen isim. Saz sairlerinin yan sma d a basen ka zamp duvarda ki öd ülü almas ma d a askr indirme k d en ir. ASONANS. Bir siirin d izelerin de ayru ünlûlerin tekranyl a ah enk me ydana getirmek sanan. Bazan alit era syon la birlikt e ya pild rgr olur. Aso nans için ba zr ki taplarda "yanm kafiye" ifad esi yer alrr: bu tammm d ogru ol du gu kana atinde degiliz. A~a gt.daki örnekle rde a ve 1/ ûnl uler inin yi ne lenmes inden d olayt bir ahenk d uyulur. Ayd an Yamuk yamuk gelen Bir yum u~ k yu m ro ktu r Yagm u r siz e Sezai Karakoç
\$
Kan kazan bir karabasamm ben Seza j Knrakoç
$IK. Saz sairi, ha ik sairi. Halk edebiyan sahasmda, "saz ~a iri " anlarrunda , yaygm olarak "äs ik" terimi kullarnhr, Hece ölçüs üy le ve uyekh, halkin anlayabilecegi sade bir dille siirler s öyleyen, saz esligind e özel bir ezgtyle ~îir okuyan, türkü s öyley en, ha Ik hik ay esi anlatan, yurdu dola~arak ken d isin in ve ustalann eserler ini s özüyl e sazryla yaymaya çah san sanatkär ruhlu sahsiye tlere äsik adr vertli r. ~i ir s öylemekle beraber hemen çogu saz çaldlgl, sii rlerini saz esliginde okudugu için saz sairi de denen 'ä ~lk'm ~ir1ik yetenegine, rnûsikî bilgisine ve .hikaye anlatma kabiliyetine sahip olmast gerekir, "Bêde" (bkz.) içm is olanlara b êdell a~ lk denir ve bu sifat, à~lklar arasmda çok itibar ed ilen bir niteliktir. Neredeyse, bádesiz olanlar, ásiktan saytlmaz. Bir á~lgm gelen ege uygun sekilde yetismesi için siralana n özelliklerle birlikte bir "usta" mn yanmd a uzun yrllar "çrrakhk" etmesi gerekir.
Ásrklar, yetistikleri ya d a temsil ettikleri çevrelere göre; msaba tie çehir d~Jk faTl , köy á~lklaTl , gäçebe d~,kfar, mezhep ve tarikat á?lklaTi gibi gruplara aynhrlar. Bu nla r arasmda okuma-yazma bil meyen ler (üm mî), az çok álim olanlar, saz çalan lar, b êd e içenle r ve içmeyenler va rd ir. "H alk arasmda sa z sai rlerine di Jk, saz çaIamayan ve fakat az çok okuma ve yazmasl olu p d a ~îi r söy leyebilen ~a irlere kLllem ~ ua rds l näml verilmekte ve ~uarä kelimesi müfret ItekiI] yeri nd e kull ami maktadi r. Meselá: Gev heri, Kara caoglan, Dertli, Tokath Nu ri, Emrah birer á ~lk; Çankmh Zahmi, Bayburtiu Zihni ve Yozgath N azi birer kalem ~u arás1dlT. (...) Saz ~a irlerinden Bekta~i tarikahna mensup ~lanla nna meydan ?Oiri de denirdi." (On ay:T tirk Haik ~j ITlerinin $ekil ve Nev'j, s. 5.)
Öte yandan, 'ask'm ism-i fäili olan á~lk tabiri, sairin en önem li vasfma 'd a isaret eder. Ä~>lk, s ád rk hr, Sab rrhdrr; seba tkêrdrr. Cämm dahi, cän áruna (masû kasma) verecek kadar cömerttir, Çünkü ask, á~l gl "sevilen ugrunda can vermeyi göze alma"ya g ötü ren çetin bir sma vdir, À~lk a~ ka, zá hid akla itibar eder.
Ä!1IK EDEBÎYATl. Saz siiri. Äsrkla nn (saz sa ir lerinin) ortaya ko yd ugu ese rierin olus tu rdu gu, haIk ede b iyan içinde yer alan bir kol. Anonim û rün lerin drsmda kalan yani söyleyeni be lli ola n ma nz u m ese rlerin (kosma, se mai, kalanderi, türkü, aglt vd.) meydana ge tirdigt top lam bu isimle ad land m lrrnsnr. Kimi êsrklarm basmdan geçen ve yaygmlasip s öhret bulan hikayeler de êsrk edebiyan Içinde ele ahrur; Bir tarikate mensup olu p 0 yolda siir söyleyen lekke ~irlerinin ese rleri, á~nk edebiyatma dahil edilmemistir. (Bkz. TEKKE ~iiRi .) Fuad Köprülü , ä~lk edebiyanrun, ha ik edebiyatindan ayn bir edebiyat ola rak kabul edilmesi gerektigini sa vunmussa de, saharun sonraki arasnrmactlan, kan bir aynma gitmemis: ä~lk edebiyatnu ha ik edebiyahnm bir kolu olarak incelemislerdir. (Bkz. HALK EDEBiYATI.)
t
A!?K. Äle min yaran hs sebebi olan bu kavra m, siirin de en tem el varolus ne denid ir. Diger edebi eserlenn 'ya ranm'mda d a 'ask' m bü yü k dahli vard tr. Sana tm ortaya Çlk1~ esprisinin özünde yatan biricik sebe p d ahi ask' nr. Büyük sai r Fuzû li"nin "A? k imis her ne va r álemde" de. yis i bunu n içindir. A~ktn ev saf! SlmrSIZ, tarifi ve tasn ifi güçtür ama, mecazi ve hakiki oimak üzere iki a~ktan ba hsedilir. Ba~ka bir dey~le a~k, mahiyeti itibariyle " meca zi/ ma d d i/ ~eri" , "tasavvufi/ iJahi/ hakiki" diye iki ~kiJde mütaIä OOilîr. Dünyevî olana tutku. baglanma mecazi a$k; a~ km, yü ce bir varhga baghh k ve sevdahhk hali, insamn O 'na yani astl kayna~na uIa~ma ar zusu da hakiki a~k ola rak tamm-
I"
A$K
A
Ian abilir. Bunlar bazan içi içelik d e arzedebilir. Aslmda, hakikî aska mec azdan gtdilir. Çûnkü " mec az hakikatin k öprüsüdür." Buna "güzelvd en "güzellik" e gid is de d enebilir. Yaygm ve êmiyane bi r tabirle, Leylä 'd an Mevlä'ya ulasmak gib i. Ne var ki, mutlak güzellik olan Me vlä'ya varmak için, bazan Leylê gerekmeyehilir. Mecazî ile hakikî ask arasmda genis bir duraklama alaru vardir ki, bu safhaya "platonik" ya da "felsefî" ask d iyenler vard ir, Bûtün bu aynmlar, tasnifler yerine, Kemal Sayar'm "her ask bulundugu kalbin seklini ahr" sözünü hattrlatmak en d ogrusu olur kanaatindeyiz .
Ask çileli bir yol; yakrci bir atestir. Askm mebde" ve mensei, evi olan gönül garn, keder, sitem-i yä r ile harap olmaymca, dünyamn en güz el hazinesi olan ask or taya çikmaz. En ktyrnet li hazineler harabe yerl erde gizlidir. Ask hazinesinin zuhuru için gönlün harap olmast gerekir. Samimi êsik, 'ask belä'smdan uzak durmaz. 'ïunus'un dedigi de budur: "Ölen hayvandurur, êsrklar ölme z." Bu aym zamand a, ask ile dirilen ásrkm tavsifidir, Ne kadar anlenhrsa anlahlsm, hakkmda ne ne söylenirse s öylensin yi ne de ask hakkryla açrklanamaz. Bu sebeple, sözü, askm atesiyle pisen bir pîre, bir Hak ä~lgma, bir ask s özcüs ün e, Yunus Emre'ye (12';0-1320) birakmak en iyis idir: .
Daga d ûse r kül eyler Gönü l1ere yol eyler Sultanlan ku l eyler Hikmetli ne snedir ask Kime kim vurdu ok Gussa ile kaygu yok Peryêd He álu çok FirkatIi nesnedir ask Denialeri kaynatrr Mevce gelir oynattr Kayalan söyletir KuvvetIi nesnedir ask Ák.illeri sasmr Deryalara düsürür Nice elger pisirir Key .OOlu nesnedir ask Miskin Yunus neylesin Derdin kime sö ylesin Varsin dostu toylasm Lezzetli nesnedir ask
Isidin ey yá renler Ktymetli nesnedir ask Degmelere bitinmez Hürmetli nesnedir as k
Isidin ey yä renler A~k bir gûnese benzer Askt olmayan gönü l Mis äl-i tasa benzer
Hem cefêd ir hem sefá Hamz á'yi atn Kaf a Ask iledir Mu stafá Devletlt nesnedir ask
Tas gönülde ne biter Dilinde agu tüter Nice yumsak söylese Söz ü sa vasa benzer
A!;>KJNLlK
Askr var gönül yanar Yumsarur muma döner Tas gönüller karartrus Sarp kan kisa benzer
Bütün mîlletlerin edebiyannda, özellikle siirinde, ask teminin müstesna bir yeri vardir, Siirin olusumunda en büyük etken asktir dense, yanhs olmaz, Çünkü siirin cevheri asktandïr. Mayasma askm êtesîn srcakhgr kansnustm Asktan ahr krvilcmuru has siir ve askm yakici güzelligiyle rstldar. Abdülhak Sinasi Htsarm "Ask, siiri, her nesil tazeleyen bir bahardrr, A~k sonsuz blr asalet kaynagidir. Kurumus edebiyatnu bu kaynaktan sulayamlyan ve eseri yaruk bir sahra olan sanatkàra acnur." cümleleri, askm edebiyatta ve özellikle çiird e ne denli önem li bir yer tuttugunu ispat eder. Yahut Yahya Kemal'In su manidar cümlesi, askm siirde tuttugu yeri ne güzel ifade eder: "Sirde lisan, zevk, fikir, mazmun, her ~ey eskir, yalruz ask eskimez her dem tazedir." A~KINLIK. Transandantal.
Edebiyatta, g örülen, bilinen, yasarulan, tecrübî dünyamn ötesine geçerek, ya da söz ye~ rindeyse ûstû ne çika rak bir nevi askm bir alemie bulusrnarun ruh haliyle yazrlrrus eserleri nitelemek için kullamlan bir terim. lyi sanat eserleri, çogu zaman, "ahcrt srna da, bu askmhgi ya satir.
ATASÖZÜ. Ata lar sözü , darb- ! mesel. Kim tarafmdan söylend igi belli olmayan, dogrusu zamanla söyleyen i unutu lmu s ve halkm ortak mah olmus, insana ögtit ve d er s veren, insarun dünya ha yatmdaki durumunu açimlayan "h üküm seklinde nakledilen" hikmetli, özlü sözler. Atasözleri, veciz anlatim m çok dikkate deger örneklerid ir. Yûzyillan n tecrübe ve gözlemleri gizlidir atasözlerinde. ifadeye canhhk kazandlran, anlatdmak istenen dü~ün-
"I
b-.
ATASÖZÜ
ceye zenginlik ye renklilik karen, yerine göre düs ünceye delil olan etas özleri, ye~de kullaruldrgmda konusma ve yaztlarm adeta tadi tuzu olur. Anonim haik edebiyan ürünlerinden saydan ancak masal , türkü, máru gibi bir ed eb î tûr olmayan atas özleri, günlük konusmalarda, ahbap sohbetlerinde konusarun can kurtaramdrr, Edebiyat metinlerinde, didaktik manzumelerde ve özellikle düzyazrlarda atasözlerinden yararlaruhr. Atas özlerinde, kelimelerin çogu mecazî anlamlanyla karsmuza çikar: AC! patlscant kfragl çalmaz; Akacakkan damarda durmaz; Her horoz kendi çöpliigiil1de öfer... Atasöz lerinin ( ölçül ü ve kaftyell olanlan da vardar. Bir çogu nda alitcrasyon, cinas, intak'o kinaye, tesbih, tezat gibi edebî sanatlann kullaruldigr da olur. Zarnanla d egisime ugrayanlan vardrr, Seyrek de oIsa yöresel atas özferine rastlamr. Vecizeden en önernli farkr, söyleyeninin belli olmamasrdir, Deyimlerden farki ise, bir hüküm ifade etmesid ir.
Kasgarf Mahmud'un (Ll. yy.) Divan ü Lûgat'it-Türk adh meshur eserinde ve Dede Korkut Hiknyeleri'nde atas öz ü örn eklerine rastlarnr, Ne va r ki, Sinasî'n in 0 826-1871) Durûb-/ Emsiil-i Osmaniye (863) isimli derlemesi, bizde etasözlerin i derli toplu sunan ilk kitaptrr. Senraki yillarda . Türk atasözleri çesitli ar asn rmacilar tarafmdan derlenerek alfabetik ve ya konular esas almarak sistematik bir sekilde kitaplastmlrrusnr. Atas özû örnekleri:
Adam sözünden, deli gözünden belli olu r. At sahib ine göre kisner. Bes parmak bir d egildir. Dogru yold an giden yorulmaz. Dünya mali dünyada kahr. C öz ü aç olanm kamt tok olmaz. iyilik unutulmaz, kemli k yu tulmaz . 53
1
_
AzAOE
Keskin sirke küpüne zara r verir. Kötü söyleme esine, aSt kat ar asma . Kötülük her kismin k án, Iyil ik er kisinin k änd rr, Meyveli aga ç taslarnr. N amus a paha biçilmez. Sen d ost kazen , d üsmaru a na n da d ogurur, Tence re kapagryla kaynar. Yaramaz d em irden yahsi kihç olmaz. ATI$MA. Sazsairleri ara smd a, ä ~tgr n söz ve saz gücünü gö rmek / gösterm ek için, belirlenmis bir ayaga uyar ak yapllan sa zh-sözlü ~ ii r yen smast. Deyisme de d en ir.
ATMOSFER. Edebi yaturuzda yeni yeni kullarulrnaya baslanan bir terimdir. Bir edebiyat ese rine hakim olan "zihnî, ahlakî, hissî ve ya he yecan ve rici" hallerin bütünü deme ktir. Bir sanat eserinin, "ahcr" üzerinde uyandrrdrgr "k alite h issi" ne d e atmosfer d enir. AYAK. Sazsiirt ömeklerinde bentl eri birbirine baglayan d izelerin ka fiyelerin e (redifle birlik) ayak dendi gi gibi, aym za manda ha ik sitrtnde ka fiye anlarrunda ykarsrhgmda kulJantian bir terimd ir. Uyak kelimestnd en boz uld ugu varsayrhr. Haik sairleri 'ayak' konusunda fazla titiz d avranmazlar. Onlar için rrusra sonlanndaki tek ses benzerligi hatta mah reçleri birbirine yakm seslerin s öylenmes i biIe kafiye için yeterlid ir. Yeter kj, "kulage hos ge len hafif bir ses ben zerligi" olusturulmus olsu n. (Bkz. KAFiYE.)
Gel gid elim u zeklara sevgilim Bizi söylesinler ellere kar~1 Egil bir yol ba l dudak tan öpeyim Agzmdan d ökülen b allara ka rs r. Kerem eyle beni tam sevdigt m Ugruna koyrnusu m cam sev d igim Bana verirler mi se ni sevdtgtrn Ala yrm kaçayrm ell ere karsr.
(Ruhs atî' nin yuka n ya aldrguruz iki dörtlügünde, s iya h yaztla n kelimeler ayaktir.)
Saz sairleri arasmda ya p ilan ~ii r ya nsmalan nd a, atrsma larda taraflard an birinin yan~maYl baslatmak için ilk d örtlü gü söy lemesi ne ayak açmak; bu ilk d örtlüge d ige rlerinin aym ka fiye ve redif d üzeniyle cevap vermes ine d e ayak uydurmak denir. AVRIBASIM. Herhangi bir dergtde yay im lanmr s bilimsel bir m akal enin, çoklu k ka pa k geçirilere k küçük bir risal e, kitapçtk seklind e mü sta kil h êle ge tirilmes i. ÄZÁDE. Mrsra-r äzê de. Tek nusrahk/ sahrhk siir. Bir manzumeden veya beyitten bagimsrz olarak söylenm is, tek ba sma bir anlarru, ölçü s ü ve bütünlügü olan misralara ve rilen addir; Klêsik Türk siirinin en küçük nazrm biçi.mi olan êzá de rrusralar, di vanlann en sonlan nd a yer ah r. IJ. Mahmud'un hekimbasisr Abd ülhak Molla'run ecza d olabmm üz erine yazd rrd igr "Ne ar arsan bulunur d erd e devädan gayn", Mu alli m Naci 'nin tebbessü m hali nd e çektirdigi bir fotograftrun altma yazd rgr "M ud hikà t-r dehre ben ölsem de tasvirim güler" rrusralan birer êzê d edi r, Yahya Kemal' In "Tûrkçe agz rmda annemin sü tü dür" söz ü d e, böyle bir rrnsradrr.
Bir manzume ya d a b eyitte yeT elan ve eksiks iz bir an lam ifade eden rrnsralar için d e zam an zam an ázêd e tabiri kullarulnustir. (Bkz. MISRA )
BAS. Bölüm , kisrm . Ceçmis d önemler de, bir kitabm konulann islenisi bak urund an bölümle ne n genis kisimlan na ve rilen isim. BÄBIÄLi. istanbu l'un aym isi mli semtind e bul unan gaze- ( tele rden dolay r Tanzim a tta n bu güne kad er, Türk ba srmmo, özellikle d e is tanb ul basm mm sim ges i olan bir terim . Sen yillarda, büyük gazetele r Istanbu l'u n Îkitelli sem tine ta~mdlgl için, "Ikitelli ba suu " se klinde bir ifad e yaz l dilimize girmis bu lunuyor.
BÄDE. Dolu . Haik edebiya h sah asmda eser veren à~lklarm uy ku esnasm da / rüya lannda içtikleri varsayrlan efsanevî, yan kutsal hat ta mitolojik, mahiyet i belirsiz bir su / içki. Rüyas mda kendisi ne pirler ta rafm dan venlen bá d eyi lçen sa zsairleri ne b êdeli ä~ l k d enir ve sóyled iklerin e krymet ver flir. Çü nkü 0 kendind en degil "Hakvta n söyl eme kted ir. Bäde içmeyen êsrklara d a itibar edilmez .
-
BAHARiYE
Ben d egilim Hak söy letir dilimi Bád e içtim kimse bilmez hälimi Su ya lan d ü nya dan çektim elimi Meftûnl nihan var sen n'olacaksm Ruhsatî Tasavvufta ise, Yüce sevgrliye (Allah 'a) ula srnak yo lu nd a á ~lga coskunluk veren bir vasr tad rr bäde. Klasik siirimizd e, hamr, mey, mü l, sahba, db dah i b êde yeri ne kullamlan tabirlerd ir. BAHARiVE. Nes ip krsrmnda baha rm güzelliklerinde n, hoslugund an, dirilticiligin d en, insa na verdigi nesveden bahsed en, ktsacasi ginsinde bah ar tasviri clan kas id elere veri len ad dir. (Bkz. KASiDE.) BÄHNÄME. Ceçmis esrrlarda cinsi kortulart konu ed inen, ele alan kitaplara verilen isim. Ash nd a, ev vela, tip alanmda cinsel mese lelerden bahseden kitap lara bu ad verilmistin Giderek kelime, ere tik d uygulardan, cinsel iliskilerden ba hseden manzum mensu r "gayr-r ahlakî" eserlere ad olmus tu r, Bu tür kitap larda, insanda sehvet d uygula nm uyan d rran yaz i ve resimler ye r ah r. Mod em d ü nyada "b êhnêrne" ad r unutuldu belki erna, onlara biIe "ed ep li" d ed irt ebilecek yüzlerce gazete, de rgi ve kit ap bu alam doldu rd u. BAHR. Ya d a Bahir. Aru z ölçüsü n ün ana ma kamlan nd an her biri. (Bkz. ARUZ.) BAK I~
AÇISI. Persp ekti f men äzrr, Sana tkän n tab ian, esyeYI; nesnelerin arala nndaki du rus farkla nru, mesafeleri belirleyecek sekilde anlatmak, betimlemek, resm etmek için baktlgl nokta . Sanatçmm bakrs aç rst, eser e kendine özgii bi r ayncahk kaza nd mr. Perspektit neredeyse sadece sa nat ese rinde söz konusu old ugunáan. diyalekhktcn farkhd lr.
"I
BASMAKAllP
BALAD. Üç bend ve b ir yan m (krsa) bendden olu san , Bah siirine ait bir nazrm biçimi . Balad m en belirgin ve d egi;;mez özelligi, ilk d izesi kaç heced en olus mussa bendlerinin rmsra saYlSI da ona esit olur, so n beyit in rmsra saYI. SI Ise bunun yan sr kadardir, Mese la, rrusralan sekiz heceli olan bir baladm uzun olan ü ç bend i sekizer dizeden, krsa olan son ben d i d e d ört di zed en olusur. Sekiz hece Ji bir baladm diz e saYlSI8+8+8+4=28'di r. Bendie rin sonunda ki rmsra nakarattrr, Balad nazrm seklinin kesin bir katiye düzeni yoktu r. Naz im tiirü olarak balad, genellikle bir hikayesi o lan ktsa lirik siirlere veya d uygusal sa rkrlara, efsane ve ask konulartrun i~lendigi manzumelere veril en genel eddtr, Ba. n tesirinde gelisen Tür k siirin d e bir nazrm sekli yt ûrû olarak ba lad örnekleri görülse d e, sa irlerimiz fazla ragbet etrnemistir,
15
BASK!. Tab. Herhan gt bir ilm i, ed ebi veya sanatsal çahsmamn matbaada kita p olma serüvenl. Baska bir söyleyisle, ~ bir eserin basimevinde kitap haline ge tirilmesi islemi . Baskrrun niteligi, bir kitap için çok önemlidir. Bir kitabm her yayrml arusr için d e b u tabi r ku llam hr: Birinci baskJ. ikinci basta, besinci baskr. .. gibi. BASIN. Matbuat, med ya . C azete, d ergi gibi siireli yaymlara, bunlan çrkara n insan, kurum ve kurulusla ra, s öz konusu yaymlan n halka ul asm asmd a profesyonel alarak çahsan insanlann yer ald lgl me slek ala runa verilen ge nel isim . C ûnûm üzde, "gó rse l basm" ad ryla televizyon d a bastrun alam içine d ah il edi lmist ir, Bastrun ü lke insa ula nmn aydmlan lrnas mda ve yönlendirilmesinde büyük rolü var d rr, Bastrun g öre vi, ka muyu ilgilen di ren siyasi, sa natsal, edebî vb . güncel olaylan, bu konula rdaki d û~ünce ve gÖTÜ-?leri, yo ru mla n tarafslz bir ~kil de halka iletmek tir.
I"
BA$LlK
kullandr gr s öz, d eyim . düs ün ce ve ben zetmeler, Tekrar edi le ed ile ez berlenm is. adetá klise halin e ge lm is ifade ve d eyiml er. Bu türden basmakahp söz ve ibarelerin , benzet m eleri n, çok bilinert fikirleri n bir edebl metinde yer alma sr, pe k ho ~ karsûanmaz: eserin klymetini d üs ürür,
BA!?L1K. Serlevha . Ed ebi metinlerin basmda yer alan ve onlan n bir baknna adr olan kel ime veya kelime gru p lan . $iir olsun, d üzyazr olsun her edebl metnin bir ba ~hg l va rd rr. Insan için isim ney se, edebî metinler için de beshk odur. Öze llikle d üz ya zrda ba slik önemlid ir. Bu tü r yaz da n n bashklanrun kisa, çekici, ana fikre ve yaz mm ru hun a uygun olmast gerekir. Bir edebiyat eserinde 00 lü m baslanna, ya da u zunea bir yaz rda belirli kisrmlara konart bashkla ra ara bashk d enir.
Gazete ve de rgil erde, heberin veya yaz mm öne mine g öre çesi tli karak terlerde (italik, d üz, bold , negatif ,) ve büyük lü kte tertip edilen, basma kondugu hab eri, ya zlYI ifad e ed en kelime vay a kelime grubuna da baslik denir. Bashk atma /koyma gazeteetlikte çok önemlid ir. Çünkü , habe ri yyazryr oku tan biraz da bashgrdir, BA$ YAZI. Bas rnakale. En önemli güncel konuyla Ilgi li olarak gazetenin/ derginin basyazan tarafmdan kaleme ahna n ve gaze te1erin birinci, dergilerin de ilk say falan nda fer alan makale/ yazr. Basyazi, günün konusuyla ilgili olarak kendi de rgi ya da gazetesinin genel görûsünü, d ü~ü nc esi n i de yanslhr. Söz kon usu makaleyi /yazlYl kalerne alan ki~iye de ba~yazar (sermuharrir) denir. 8EDÀHATEN, 8iL8EDÀHE. Bkz. iRTicÁL. 8ED Î. Bkz. BELÁGAT. 8EOii. Gö nü l o~aya n, zevke hitap eden, estetik degeri ol. n. (Bkz. GÜ Z EL.) 8ELÀGAT. Retori k. Eskiler, belägati "sözün fasih olrnak la beraber mu kteza-YI hàl ve rnakarna rnut ablk olmasldlr"
"I
BELÁGAT
seklinde tarumlarl ar, Bunun anl anu: söyIenen sö z ün ku sursuz olmak la birlikt e duruma ve yere uygun d üsmesi gerektr, d em ektir. Baska bir deyisle, sözü n "ye rtnd e, yetennee ve aa m arnnda " ifad e ed ilmesid ir. Belàgat, s ëz ün güzel, etkileyi ct bir biçimd e ve ye rind e söy lenmesin i konu edinen 'b ilim' d a hdir, Belägati, güzeI yaz rna yolla n rn ögreten, yaz ma ugra~mda gûzelligin ve ustalr gm ilke1erini gosteren bir d isiplin ola rak tamrnlayanlar da vard m Belägat, "meram, en güzel, en etkileyici bir biçimde nasrl Ifade edilir" so rusuna cev ap ara r, Eskiden "edebiya t" anl arnmda da kullarulan belêgat, bu gün, edebiyann bir sub es t konumundadrr,
Belägatin ü
ç
kisrru va rd rr: Meànî, beyan, bedî".
Meani: Söz ün, hàlin gere klerine uyu p uyma drg r dururnlardan bah sed er. Kehme ve sözdizimi ile anl allm arasi nd aki ilisk iler üzerinde d urur. Beyan : Meca z, istiare, tesb ih ve kin aye gibi anlam sanatla n m ineeler. Düzgün, tesirl i söz s öylernen in, enlatrnarun gereklerinden; d üs ün celen degisik yo l1arla ifade etrnenin metod ve kurallarmd an bahsede r. (Beyan tabirinin "anlanm", "bir anla n m arac r' an1arnmda kullaruldlgl de olu r.) Bedi: Kelim e ve anlam sana tlanm ineeleyerek sözûn dis güzelligini konu ed inir. 'Sözü gü zelle~ tirme' ilmi de de nebilir. (Kelimenin bu an lamml göz önü nd e bulundura. rak oIsa ge rek, Edebiyat-l Cedide saQatkàrlan bedi' ted. mini 'es tetik' kelimesiyle kar~I1aml~lardlr.) Ba~ka bir HadeyIe , bedî ' söz va man a san atlanm içine .llan, onIan inceleyen bir disiplindir. (Bkz. EDEB! SANATLA R )
Belàgatin b u ü ç klsmmm sö zü güzelle~tirmekteki i~levi ni, Mu allirn N.lci ~öyle an latt r: "Kelämd a iki tü rlü güzellik ara mr. Biri hü sn- j zati Ikend iliginden güzellik J, d igeri hüsn -i arazidi r Isonrad an olu~turu la n güzelhkl.
'61
BEND
BERCESTE
H ûsn-t zatî; m eanî ve beyan ile, h üsn-i arazî; bedî' ile cilveg ár olur. Söz bir gü zel krze tes bih olu nsa meanî He beyan endarmrun d ü eg ünlügüne, hareketleri nin inc eligine; bed î' ise dis sûslere ben zetilmek Iazrm ge lir. Yalmz bedî' ile müzeyyen olan s öz, tekell ûfl e sûslenmis bir çirkine benzer, Bir güzel sûslenmese de güzeldir. Bir çirkin süslense de çirkindir, ih timal ki gülünç de olur. Hûsn-i zatis iz hûsn-i arazinin ehemmiyeti olamaz. Fakat h üsni zatîy e hûsn-i arazî de munzam olsa elbette älä olur."
BENZETME. Bkz. TE~BiH . BERÁAT-i iSTiHLÁL. H ûsn-i ibtid á, h üsn-i matla. Gü zel baslangrç. Bir ese re veya yazlya, konusuna uygun d ûseeek güzel sözler, özd eyisler, deyimler ve ilgi çekid / çarpIel ifad elerle beslamak. Baska bir ifadeyle, s öze iyi ba slamak anlarrunda bir tabirdir.
Bir ya zlya baslarken asil konuya geçmeden önce, maksadr belirteeek yolda giri-? yapmaya, giri s sözleri söyleme ye de ibtid à denir. ibtidà, edebiyatta giri-? sözü, bas lama sözü anlammda kullamlan bir terim old ugund an ber áat-I istihláli de içerir. Baska bir deyisle beräat-i istihlál, b ir ib tid á çesid id ir,
(lstddhdt-I Edebiyye.) BEND. Bir çok yerde/ anlamda kullamlan terimin edebiyatmuzda ki yaygm, bilinen tar umi sudur: Tarnarm aym aruz kalibiyla yazdan bi tden çok dizeli veya beyitli siir b ölük1erine verilen isim. Eski Tü rk edebiya nnda murabba , muhammes, müseddes, terkib-i bend, terei-i bend gtbi nazrm sekillerinin her bir b ölüg ünün ismi de benddir. Aynca, Musammat'l arm her bir parçasm a da bend ad r verilir.
BERCE5 T E. Mtsra-l bereeste, seçkin dize. Söylenis güzelligi, mazmun yeniligt ve anlarnmm dolgunlugu ile yazrldlgt manzumenin içinden aynhp tek ba sma meshur olan yetkin mtsralara verilen addrr. Bir bereeste rrusra , çog'u zaman bir siir krymetine yükselebilir. Koca Ragip Pasa , "Eger maksûd eserse misra-i berceste kêfldir" diyerek bu tür rrusralann bir esere bedel ol du gu nu imê etmistir. Kadim sairler, berceste rrusra söylemeyi önemli bir me. ziyet say mislardir. Bereeste mtsralarm merakhsi çoktur. Söz konusu rrusralar asirla rdr r siir sev erlerin ha frzal ann, d a yer etmis, dilIerde dolasrrusnr. Son yü zyd içinde, berceste nusralar d iyebilecegimi z örn ekle ri içeren nusra seçkileri dahi hazirlanrrushr,
Bir siiri meydana geti ren ikilik (beyit), üçlük , d ört lük, beslik vd. kümelere de bend denmistir. Ahmet Hasim'im asagt ya ald tguru z "Bûlb ûl" Isirnli siiri iki ben dd en ibarettir: Bir gam h haz êrun seherinde Isr ära ne Meet yin e bülbül? Bil, kalbimizin bahçelerin de Can verdi sen in söyledigin gü l!
" 1
: 1.
Bereeste rrusra örnekleri: N e beslersin bu ten i, sind e kurt kus yer gider Yunus Emre
Savrulmada gül simdi ha v êda Gün dogmade bir baska ziyà da ... Çokluk kendi içinde bir anlam b ütûnl ügü tasryen yaz r p arçalan na ben d dendigi gibi, Tü rk çe ilk özel gazet elerin çrkm as mdan som a ftkra, makale yerine dahi ben d tabiri kullarulrrusnr,
G
Dahl eden dinimize bari müselmàn olsa
Küfrî Bahayî
I 63
I
1
J
BESMEl E·HAMDEl E·S AlV El E BE!; HECECllER
H ên rda zev k di lde saf ä tende yok mecäl Ndîl-; Kadim Ne ler çeker bu gönül söylesem sikaye t olu r $eyhülistam Ya hya
Gü} me vsimidir d efter ü d ivaria bakrlmaz $eyh citisfam Yahya Kena nn dilberi n êzfk de olsa nêzenln olmaz Nabi Sitem h ep ästnäla rd an gelir bîgä neden gelmez NObi Sab r et gönü l ki kalmaz bu rüzgä r b öyl e Nev'; Gü n d ogmadan mestme-t sebd en ne ler dogar Rahm i Çesmini görd ü m unuttum d er di d e dermam da $eyh G41ib 'Su u yu r d üsmen uyur heste-i hicr án u yumaz $eyh GO/ib Bu terim , öze llik1e be yit ve d ört lük seklindeki güz el siirIer için dahi kull amlsa da , bercest e d eyince ak la mlsra gelir. BE5MELE-HAMDELE-5ALVELE, islam î Türk Edebiy an ala runda ese r ortaya koyan yazarlan n, kitaplannm basrna ya zdiklan mukad d ime nin ü ç bö lü müne verilen ad . Eseri nin önsö zü nd e bu geleoege u yan yazar, Besmele'd e
yaz iyà/yez may a AlIah'm ad ryla baslad rguu, hamd e-
"I
le'de AlIah'a d uydugu ha mdr (sükra ru), salvale'de Peygam be rimiz Hz. Muh ammed 'e olan saygrsrru d ile genrir, ona dua eder ve onun ~efà a ti n i dile r. BE$ HECECiLER . H ecenin bes sai ri d iye de am lan Or han Seyfi Orhon 0890-19n), Enis Behiç Koryürek (18911949), Halit Fahri Oza nsoy 0 891-1971), Yusuf Ziy a Orta ç (1895-1967), Faruk Nafiz Ça mhbel (1898-1973) beslis! için kullamlan bir ib are. ilk siirleri ni aruzla yaz malan na hatta se nraki ytllarda d ah i aruzu kull anmalanna ragme n, bu bes kisinin "hececiler" d iye bilinmelerinin en büyük se bebi, öne mli sil rlerini heceyle yazmalan, hece veznini n ülkemiz de itibarda oldugu bir döne mde, ay m za ma n di lim ind e ya~am ,-? olma lan d u; Söz konus u isimlerin hece ölçüsüyle ~iir ya zmalannd a Rrza Tevfik, Me hmet Emin ve Ziya Gökalp gîbi sai rtertn tes iri olmus tu r. Bir ~ey daha var etki eden; 0 günlerde bir bakr ma ed ebiyattn gündemi ni bel irle yen " Yen! Mec muavrnn dergiye gö nde rilecek silrlerde arad lgl iki ~art: s áde Tûrkçe ve hece vezniyle yazrlmrs olmak.
Bu be s sair in sitrle rine b akarak "s ád e, özentis iz" ortak bir ed ê ile, ycrl i bir sanat anl a yisiyla mcmleke t sathma yaytlmasi u mu lan bir edebiyat kurmay i amaçlad rklan s öylenebilir. Yu kandaki bes isimd en sairllk y ön ü güçlu olam Orhan Seyfi ve Faru k Na fiz'd ir. Adr ge çen bes sair; silrlerinde da ha çok 11'ti heee kahbrm kullansalar da yeni kaliplan denemisler; hece ölçüs ün ün durak lannd a baz i degisikltkler yap rruslard rr, Heeenin çok yaygm na~ zrm b irimi olan 'dö rtlü k'e bagh kalm ayip yeni sek il ar a. Yl~l içinde old uk lan görülü r. "H an Duva rla n ", "Peri KIZ1 ile Çoba n Hikayesi" örneklerinde old ugu gibi konulu / öyk ülü man zum elere i1 tifat ede rek na zrruysiiri nesr e yaklasnrrrusl ardi r, Bu tavrm belki bir sü regi olarak heet:' ölçüsüyle ma nz u m tiya trolar kale me alrrnsla rdrr. N~ en "Bes Hececiler", alhncr bir isim bu lu namaz mlY-
I"
BETiMlEME
d l, 0 ytllarda heceyle yaz an? Elbett e bul u nabilird i. Anee k, hu ismin tercih edil isine sebe p DIarak, da ha ön ce Pransa'da kurulmus olan "Bes Yaz arlar Demegt" akla geliyor. Çagdaslasmayi "b an hlasmak'tla bir tutan ya d a ona endeksl eyen bir toplumda, basit bir edebî olusumda ve adlandrrmada bile bu çarp ikhk g örûlebiliyor,
BETÎMLEME. Bkz. TA5ViR. BEYÄN. Bkz. BELÀGAT. BEViT. Beyt, ikilik. Aym vezinde yazrlrrus, anlamca birbiriyl e iliskili iki rrusradan meydana gelen, anlam b ütünIügüne sahip bir nazim birimi. Farkh ölçülerle yazrlrrus iki rrnsram bir aray a gelmesiyle be yit olmaz. Bir beyitteki rrusra lann birb iriyle kafiyeli olmeer sart degildir, Beyit, klas ik siirim izin en öne mli birimidir. Eski Türk siirinde bir manzumenin uzunlugu be yit sayisi yla belirlenir, Bazr özellikleri g özardr edi lse de, bey it modem siirimizde d e ku llarulrms tir,
Klasik Türk siirinde, bir takrm öze llikleri seb ebiyle beyitlere d egisik ad lar verilmistir. Gazelin en gü zel be ytine beut'iü-gazel , kasi denin en güzel be ytine de beyt'üIka sîd; bir manzumen in (özellikle gazelin) mutlak güz el c la n beytin e de §à h veya §elr beyit d enlr. Sai rin mehlesrmn bu lu ndug u beyitlere kasidelcrd e tà c beyit, gaz ellerde is e m ahl as bey ti adi ve rilir. Gazel ve kasidenin ilk be yfine matla', öze llikle gazelin eon beytine de makta ' d enmistir. iki misral birbitiyle kafiyeli olan b eyitler e mu rassa , kafiyeli olmayan bcy itlere de ferd vey a miifred ad i venlir. Manas t d iger bir beytle tamamlanan bey te d e beyt-i me rhûn den ir. Bir s iirm parçasl olabildigt gibi tek basm a bu lunabil en beyitler de va rd ir, Divarila rm "m üfred" bashg irutasryan k rsrmlarmd a ba gl m sl z beyitlcr yer a h r. Seçkin bir zev ke sahip herk estn begenisi ru kazan an, dil -
BIBlI YOGRAFY A
d en dil e dolasan, ÖZ ve biçim itib ariyle kusursuz beyitlere berceste beyt denmistir, Klasik siiri mizde bu tur beyitIer-in saYlsl oldukça fazladrr, Berceste beyite öm ekler: ;;îrler pen çe-i kahnmda olurken lerz ên Beni bir g özleri ahuya zebûn e tti felek Yavuz Sultan Selim
Garîbindir am hos tut efendim iste biz git tik Gönül derler ser-i kûyunda bir dîvênemiz kaldi Hayalî G~m-l agy ár u d erd- i y ár ile matemdeyim her gü n NIce ba yram olur m êbeynimizde merhab ê olmaz Yahyá Bey
Gören sanur ki saf ádan semê-r rê h ed erim Döner döner bakanm kUY-1 yäre ah ed erim
G
Esrsr Dede
Ne Süleymàna esîri z ne Selîmin kuluyuz Kimse bilmez bizi bir säh-r kerîmin ku lu yuz Hay retî
Isterim hüsnün gibi cevrine pay än olmasm Tek seni sevmek cihá n halkina êsên olmas in
$eyh Gdlib
o gûl-end ám bir al sále bürûnsûn yürüsün Ucu gönlüm gibi ardmca sürünsün yü rüsün Enderun lu Vaslf
BiB ~iY.~GRAFY~. BibHyografi de denir, Kitabi yyat. kltap bil gisi. Her çestt yayuu (ki tap, dergt, mak ale vb.) krsr m Ia ra a yirarak yrl, ay ve tü r be lu-tere k list e h äli nde g österen yazr. Genellikle inceleme kitap tanru n , arasnr-
I"
BIÇIM
BIBLivOGRAFYA
ma ya zrlanrnn sonunda yer alir, ba zan müstakil kitap olarak da yayunlarur. Bizde, bibliyografya alamnda ilk ese rt Katip Çelebi ha zirlamisnr, Adr geçen zatm batt dillerine de çevri len Ke~füz-Zünûn adlt kitabt. bu alanda önemli bi r es erd ir, "Bir eser ha zrrlarurken yararlamlan kaynaklar" anl anuna gelen kaynakça He yaymevlerinin basrp sat ttklan çesitli kitaplann listesini-gosteren kataloglar bibliyografyamn yerini tutmaz. Bibliyografyalar, ilmi çahsm alanrr/arasn rrn alann vazge çilmez b ölümleri: büyük bir rnesai isteyen, yorucu bir çahs ma sonrasmda ortaya çikan, ortalama okuyucunun fazla ilgisini çekm ese d e arasnrmecilar için vazgeçilmez krsrmlardrr. Son d erece dikkat ve emek isteyen böyle bir çalrsmarun okunmaktan çok gerektiginde bakilmak üzere ha zrrlandrgr da bilmen bir gerçektir, Bibliyografyalar, arastirma konulanmn vey a yaptlan ilmi çalrsma larm çesitliligine g öre degisi k sekilde ha zrrla nabilirler. Yani, bibliyografya hazrrlarnarun belirlenmis bir rnet odu yoktur, Degisik bir ifadeyle, yap tlan ilmî çahsmarun kendisi, bibl iyograéyasiru d a belirler, Bazi bibliyogr afyalar, hazirlanan eserin-kaynaklanru, yan i arastirmacuu n yararland igi eserleri ihtiva etmekle beraber, 0 konuda daha evvel ya zdan kitap ve makaleleri de içine ahr. Bazilan da, yaptl an çahsmanm ka ynaklanm muhtevî oldu gu gibi, aynca ele ahnan sahsiyetin (sanatk êt; düsû nce adarru vb.) yazi hayahm ve düsünce gel isimi ni takip ed ebilmek, eserlerini belli bi r d üzen ve disiplin içinde dikkatlere su nabilmek için, onun kalern Iaaliyetler inin bir say rm-d ökû mü nü de içine alir, Bu ikin ci tip bib liyogra fyalar, öz ellikle monografik çahsmalarda dikkati çekmekted ir. Bir konuda yapllaca k ilmi ça h~ mal ar için, daha önce ortay a ko nan ara:;;h rma ve incelemeleri d erli to plu su n maSI sebebiyle bihliyog rafya lar bü yü k b ir önemi haizdir.
Bibliyografyalan "genel" ve "öz el" olmak üzere ikiye ayirmak da m üm k ünd ûr. Gene l hibli yograf yalar herhangi bir konu aynml ve suurlarnasi ya p ma ksizin bütü n ya ymlan g österirler, Bazt alanla ra, ko nu lara ait btbliyo grafyalar da öze ld ir: H aIk ed ebiya n bibliyog rafyasr , Karacaoglan bibliyo grafyasr vb . glbi. BibHyografyalar, genellikle yazar lann so ya d r es as alma rak alfabetik olar ak düzenlenir, Ayru yaz ar m bird en çc k eseri zi kred ileceks e, eserlerin tarih sirast d ikkate ah rur. Bibliyagrafyada kitaplar ayn bir ba shk altmda, yazrl ar (m akaleler) da ayn bir bashk altmda verilir. Bu ki tabm sonundaki "b ibliyo gra fya " kisrnma bakilarak, kitaplarm veya makelelerin künyelerinln nast! verild igi gö rü lebilir.
sisLivOMANÎ.
Kitap hastahgr. Kitap m eraki. k itap edinme he vesi, hastahkh bir häl a hrsa, bu du ru ma bibliyoma ni denir. Bir baska d eyisle , bibli yomani; oku ma k içln degi l de, b iriktirmek, gosterts amacryla kitap toplamaknr, Bu hastahk, insaru kitap çalmaya dahi sevkeden tehlikeli bi r dururndur.
BiçEM. Bk.z . ÜSLÛP.
siçiM. Sekil,
farm. Edebi yat eserinin di s yapisr/ görûnûsu. an lahrnla ilgili un surlanr un bütünü . Na zrm biçim leri. kafiy e, ölçü , ses, ü slû p , eserin uzunlu k ve kisa hgr. kelimelerin örgüsü vb . u ns urlar/özell ikler, bir ed ebiyat esc rin in d is gö rûnûsü n û olustura n b içimsel ög elerdir. Bir ed ebiy at eserinde iki ternel un sur vard rr: Öz (muhteva . içerik) ve biçim. Bu nlard an b iri zayif veya anzah olu rsa eserin güzelligi zedelenir, kiymeti aza hr. Na h id Srrn. "en kiym etl i edipler, fonla berab er forma [biçime] ehemm iye t veren ve onu n ü zerinde yorulan muh arrirlerd ir" d iye rek, edebiyat ese rind e, biçimin öne mi ni vurgular. Biçim, dah a çok ~ii rin öne m verdigi bir unsurdur denl;;'-
Iq BilOiRI
bil ir, Edebiyat eserleri, biçimsel öze llikleri dikkate almaTak snu fland m hr,
Ibn-i Haldun, meshur eseri Mukaddim e'd e, siir konusunu islerken, biçimi 'Iaftz' kelimesiyle karsrlar ve eserde tut tugu yeri isaret eder: " Bil ki gerek nazrm, gereks e nesir olsun s öz (kelám) sanatmdan asrl maksar artlamlar degi l, lafrzlardr r. Anlam1ar ancak lafizlara tábidir, lafrzla r asildrr. (...) Dil ile konusulau ve tekrarlanan nesne laft~la :. ve t.erkiplerdir. Anlarn~ar i~e zihinde dogan seyle r~lr. Ustehk an~amlar.herk~~I~ z.~ hninde me vcut olup dil ile konusuldugu sekilde du~unuldügü için, ayn bilgi ve sanata muhtaç degtldir. Ancak bu anlamlan an latmak için lafrzlard an cümle ve iba reler kurmak ge rekir. Kelimeier ve te rkipler anlamlann kahbr yerindedir. Nasrl kj su kabt is ter alhn ve gümüsten, isterse sedef veya topra ktan yapilrrus olsun, içind eki su aym sudur." (5. 245246)
c. B.~:l- bi.zi. san.at e.seri karsrsmda costuren. vecde dü~ü ren oge biçimdir diyerek, söz konusu un su run bi r sanat eserinde tuttugu yerf/ önemi vurgulamaktadn, (Biçim~çerik. mukayesesi ve bu konuda daha genis bilgi için IÇ ERIK maddesine bakilabilir. )
eiLDiRi. Teblig . Bilim ve sanat adamlanrun, edebiyat ve diger saha ara~hnnacdan~l~e n son yapn klan özgü n arast~rmalar!m, incelemel crini anlatan ve çesitli bil gi sölenlennde (simpozyum) sunduklan bilirnsel ya zilar. Bildtrinin özgün bir arastirma ya da tnceleme .ü rü nü olmasi gerekrnektedir. Esef verici bir gö z lem ; so n ylliarda, edebiyatm ç~~i~li. ko~~ ba~ltk.1~~~ alnnda ya ptla n simpozyum_ lann btldmlen mc elendlgmde, bir ktsmmm özgünlü kten uzak, dahast slradan ve harclálem ~eyler oldugu öTÜlecektir. g eiLMECE . HayahmtZI ku~atan, dolduran he m en her ~eyi (nes neler, araç-gereç, tabiat olaylan, ca nhla r vd. ), bir ta-
'I
BilMECE
kim benzetmelerden, çagrtsimlardan yararlarup ûstü kapah bir biçimd e anlatarak soran kahplasrrus s öz gruplan . Bir çesit söz oyunu ola n h er bilmecenin bir çözümü / cevabr vardir, Haik edebiyah anopim ürünleri arasmda incelenen bilmeceler, bir takrm kelime oyunlannda n, ses tak litIerinden, zrt hklardan, ölçü ve kafiyeden çokça yararlamr. T ürkçe'nin ze ng in bir bilmece hazinesi vardir, Bilmecelerin, salt bir oyun olm a kta n öte, insa nlann ke lime dagarcigrrugeni sletmek, on la n ba zr konular üzerinde düsünmeye sevketmek gibi fon ks iyonlan d a vardrr. Dikkatle üzerinde durulursa bi lmecelerde "pslkolojik, sosyolojik, pedagojik kry metler" da h i bulunabilir. Sabahattin Rahmi Eyiboglu [Sab ah attin Eyuboglul, bilmecel erin siirle ilg isini kurdugu bir yazrda su tespitleri ne de yer verir: "Bilm ecelerdeki ruh dünya hayattna ve 'dünya nim etleri ' ne d erin bir sevgi Ile baghd rr. (...) Bilmecelerde yasa ma k bir salkrm üzüm kadar tath ve ta- I; ze .. Yüzlerine bak rnad rgrrruz ev e~yastnm h er birine, bil- ~ meceler 's aven' ve 'sevilen' bir een veriyor. Havlu her sabah bizi kucaklayrp yûzümüzü öpen bit ge lin, ba rdak herkese dudakl anru veren cömert bir kiz oluyor. Yemek, içmek, ya tm ak, kal krnak gibi itiyatlanrruz bi lmecelerde sevinçli birer oyun h alini ahyorlar." ("B ilmecelerin Cenne tin d e" ) Eyibog lu, bilmecelerin edeta çocuk ruhunun esye ka rsrsm d ak i ha yretini ifa de ettigin i d e yaz ls mm deva rrund e belirtir.
Asirdan asira degisime ug raya n, yöreden yöreye Iarkhliklar arzed.ebilen bil m eceler daha çok manzum olarak düzenlenir. FazIa uzun olm ad iklan ve çokluk ölçûl ü hatta ahenk te~kil eden seslerden /kelimelerden kurul· duklan için bilmeceler çabuk ezberlenebilir ve hahzalarda yer eder. Bir çok çe~idi olan bil m ecel er tam tmaca, athmesel, ath he1cP.t gibi isi mlerle de amlmt~ttr. Örnekler:
Si RLIK
BIYOGR AFI
Ufacrk krrtruzt bir ev N e kapisr var ne pencerest Içind e yrld izda n bir yatak Yatakta bes k üçük ya vrucak. (elma)
Sakah va r, söz ü geçmez, Pek Uzagl gözü seçmez. Kara nohut eke r gid er, Tasta rt tasa seker gider; Akça suyun içer ler, Sey tan d eyip geçe rler. (keçi)
Saça ktan sü ng ü sa rkar. (buz)
Gö kte gö rdüm bir kö prü Rengi var yedi türlü. (ebemku",g.! BiRLiK. Vahd et. Gene] bir sanat terimi olarak söyle terurnlaru r: "Bir sana t eserini n muh telif kis unla n a ras mdaki rab ita ve ahenkten d ogen birlik." H erhangi bir edebl metind e ( ~iir, nesir) anlatrlme k, s öylen mek, d uy uru lma k istenen özû n / Içerig in bir tern el m otif ya da d üs ûnce etrafmd a toplanmasma birlik denir, Eserin b ûtünlüg ü içind e ge reksiz ola n aynnnlara girmek, ternel d üsü ncede n uzaklasmak, "birlik" ten dogacak olan etkiyl azal nr,
Mu sta fa Nihat Özön, birligi yazma ugrasirun (kempozisyonun) en ternel özelligi sayar ve söyle der: "Bir yaza r, eserinin tj.J rlü bölümleri arasmda tam ve ah enkli bir uygunluk kurab ilmis ise, kon usu nu iyice ortaya koymus ve onu bir so nuca, ma nhga uyar bir çözü lü~ u l~~hrmak için de metot lu bir ta rzda geli~tirmi~ ise 0 eser d e birlik
7'1 bn
va r demektir. Sana t eseri tü mü ile ay m etkiy i uyandi racak bi r b üt ühl ük ah en gind e olmahdr r," (ETS, ay. m .) BÎYOGRAFÎ. Tercu me -i h ál, yasa m öyküs ü. Bir sana tçuuu. yazan n ya da rneshur bir insarun ha yat hik ayesini anlatan yazr/mett n / ktta p. Böyle insa nlarm hayatmm bûtûn sa fhalanm konu alan kitap larm genel adr. An toloji ve ansiklopedilerde ye r alan genel biyografilerde, ele ahnan kismin dogurn tari hi, d ogd u gu ver, a ilesi, ögrenirni, meslek hayah anl anhr, ölüm ta rihi .Qelirtilir. Eger bir sanat kär sa krsa ca eserlerinde n d e ba hsed ilir. Bazt kitap lann iç veya arka kapagmda ye r alan "hê l tercümeler i" d e, yazanma dair bu k ábil bilgilcri içerir ve bir çes it biyografid ir. Biyografiler bir yazl ha em ind e olabilecegi gibi. bi r kit ap büyüklûg ûnde dahi olabi lir.
Bir insamn hayatt yla birlikte hayahna etki eden çevre VL' in sanlar, sa hs iyetini se ktllendiren her türlü ay n nn , eserleri , hizrnetleri ve etkilerinin anla nld rgr ay n nn h biyo grafilere mo nografi denir. Bu tü r yazr lar, ka ra kterleri geregi daha çok bir sahstye tin etrafmda sekilleni rle r. An cak, bununla srrurh kalmayip ya7.ann birikimi ve bakr s aÇ'lS1 nisbetind e. ele ahnan kistyle bi rlikte 0 sahsiyetm d önemi, içinde bul u ndugu ed.ebî veya siyasî ortamlar, onlan n belli bash öze llikleri de gü n I~lgma çika n labil ir. (Bkz. MONOG RAFl.l Mesh ur bir kisinin ölüm ünü n hem en ard md an, d aha çok onun hati ralanndan, dostlanrun, arka da slanr un an lat ttklannd an / yazdlklanndan yo la çrkrlara k, ha tta bi zza t söz konusu malzem en in derleni p bir araya getirilmcsi suretiyle hazrrlan an kita pla r nekro loji ad ryla a rulsa d a bir çesit biyografidi r. Hilmi Yücebas'rn "Biitün CepheIeriyle .:" serisi bu tü r çahsmalara ti pik bir öm ektir. Biyografiler, tezkire, hadika, siisilenûme, mennklbnäme ad lanyla kitapla~ml~ giderek bi r gelenek ol u ~ m u~ tu r. Cumhuri yetle bi rlikte monogra fi çah~ mala n ag lrhk ka zan -
.... 80HEM
nus, eski biyo grafi kitaplan mn yerini ansikl opedik çabsmalar alrrusttr, Dene bilir ki, b ir m illetin ede biyat tarihinin dogru ve eks iksiz yaztlabilrnesi için, her sair ve yazann ciddi biyog rafi ve mo nografisine ihtiyaç vard tr. $u da var ki, biyogr afi ve monografiler yazthrken nesnellikten aynlmamah, dogru bilgilere itiba r edi lmel idir. Metnin "okunabilir" olmasma da özen gös terilme lid ir.
BOHEM. Boh emian. Içind e varoldugu toplumun altsik 01madrgr aykm bir yasan n yr benimsemis: genel ya~a YI~ ve ahlak kura llan na fazla yü z verro eyen "s rrad ts i" b ir insan tipi. Bohem d ü nya mahna, paraya p ula fazla ön em verrneye n, içkiyi seven, sanata äsina, ede biyata gö nül veren kim i insanlar için de ku llamlan bir sifatd rr, "00zens iz, d agnuk bir haysta ahsrru s sa na tçr ve ya za rlan n ahska nhkla n, avarelikle ri ve m ace ralan" bchem bir yasann ola rak n itelendirilir. Batr'da ki bu insan tipi, edebiyatirruzrn yen ilesme sü reciyle birlikt e, bizd e d e kull am hr olmustur, Sanat çr ruhlu ama , top lum ku ralJan m dikkate alma d an "se rse n" bir hayat ya;;ayan kimsel ere bu srfat yakrstmlrmsn r. Bohem, Sark kül tür ve ede biyah mn yarattlgl "ri nd r'e, bazr özellikleri bakrmm d an be nzeyen bir insa nd rr ama , daha d ün yevî yani seküler ve de rinlikten yoksundur. (Bkz. RiND.)
8 UTÜNLUK
ziya d e beyit gûzelligini yani parçalann mükemmelligini
gezeten bir ;;iir anlayisr hakim di. On doku zu ncu yûzyrlm sonlan na dogru Servet-i Fünûn d ergisinde bir ar uoa geIen sairler, Batr'da ortaya çtkrp gelisen sa nat anlaytslanna bak arak. siirin bir bürün olmas t gerektigi konus unda g örüs beyan ed ip bu bagfamda de nerneler ya p nlar, Giderek muh tevayr en iyi yansitan sekillerin seçilmes i, gerekiyorsa bulunmasi ragbet gänneye baslad i. Böyle ce, siirin içerigiyle sekli (özle biçim) bütûnlesmeye baslad i ve özü n, biçimd e eritilmes ine özen gösterildi. Bug ünk ü siirimizin bü yük zaytfhkla n ndan biri, hem öz hem d e biçim olarak, b ûtûnlü k duygu su ndan mahrum olusudur,
BRO~ÜR. Bkz. Ris ÄLE.
BULWit Sanat ala mnda bir yenilige im za atma k ya da edebiyat eserinde konu/tema , motif ve üslûp baki rrnnd an yenilik g österm ek. (Bkz. leAD.) BÜTÜNCÜLÜK. Strüktüralizm. Yirm inci asnn baslannda ortaya çrkan ve sanat eseri nde bü tüncül güzellige (yek pêrelik), kuru lusa önem veren, bunu öncü leyen sanat akmu. BÜTÜNLÜK. Bir ede biya t eserinin özellikle ~iirin öz ü yle ve biçimiyle b ütünl ük a rze tmesi. Divan ede biya n nda , daha
I"
CAizE. "Srle" de denmistir. Eski edebiyatrrruzda, sairlerin devlet adamlanna, itibarh kisilere sunduklan, onlann ÜS· tünl üklerini anlatan medhiyye veya diger eserlere karsr11k ald rklan m ükaf ät, bagl~ ya da hediyelere caize denir, Tehir'ûl-Mevlevî, caize He ilgili olarak tarihî bir anektod nakleder: "Hü küm darlan n çogu . hakkmda yaztlan ve huzurunda okunan kas id eleri an lamadan dinler ve käillerin e ihsan ederd i. Germ iyan hükümdan Yaku p Bey bir gü n bir saz sairinin: 'Benim devletIû sultam m akîbtîtm haYlr 015unl Yedügün bal ile kaymak, gezindiigün çay" 015 «n' diyerek saz çald igrru dinl emis ve anladigr bu SÖZÜ d inlemekten hosleurrus. 'Medhiye dedigin b öyle anlasihr SÖ Z olur, Bizim Seybî (Germ iyanh) gelir bir seyler okur ; anlamam, faket mecbûren din Ier, bir kaç pa ra da veririm!' diye isln dogrusunu s öyleyiverm is." Ayru m üellif, konuyla ilgili bir de yorum ya par ki, hakhd ïr: "Evet, medh budalasr olan larm mûsteri çikm asi, medhiyeciligi kêrh bir sanat [d ogru su is de meliyd i] häline getirdigt için ma nzû m söz söyleyebilenler in çogu bu vad ide çahsmaya baslarrus. Mevcut d ivarilarm han gisl göz de n gcçinlse bir kaç kesideye tesa d üf olu nur." (EL, s. 28-29)
C .
77 1
b
,..-------------;---------, CA"
CEZALET
CAN. insanda ve hay vand a ya~amaYI sagla yan marlde dl~l
CEDEL Bir fikir tartr smasmda. taraflard an bi rinin dü~ünc.~
varhk. Beden elb isc sini n içinde var oldugu bilinen yasama cevheri. Cansiz beden cesettir. Ruh kelimesiyle çogu zaman aym anlama gel en hu tab irle özellikle Divan ~ i irinde srkça karsrlasmz. Can mazmunu, edebiyatm diger tûr lerinde de zengin çagrtsrmlarla karsirruza çikar,
lerini bir mantik silsilesi dahilind e sunmasi. (Bkz . MU-
Evvelemirde ~airin/ a:;;l~n sahsuu temsil eder. Can , canán için feda edilecek en krymetli varhkttr, Nedim'in "Áfet~i can dediler gemze-i cell ádm için j Nahl-i gül söylediler k ême t-i simsêdm için" beytinde de dile getiril digi gibi , cän ên, cana taliptir ve sadik äsrk caruru cên êruna bagts lamaktan büyük bir ha z duyar, Günümüz sairlerinden At tila Ilhan, cen-ten baglammda sunu söyler: su dinlerim gök anla nm alevi tenime sigmaz teni canla bütün lerirn büyür bedenime srgmaz
CANAN. Sevgili, masûka, mahbûbe. Á~tgm ve "cäru candn ditemis vermemek olur mu ey dil" di yebi len seirin gönül verdigi, cärundan çok se vdigi bazan muhayyel, ba zan d ûn yevî güzeli imà eden, isa retle yen: hem klasi k hem de modern siirimizde çok kullamlan tabirler den biridir. Ah met Hasim'm "Havuz" siiri, 'cän án' m evs áfiru dile getirmek baglarrunde g ûzel bir örnektir:
Aksam yine top land 1 d erinde.. Cênên gülüyor eski yer ind e, Cànàn k.i gündüzleri gel me z Aksam görü n ür ha vz üzeri nd e, Mehtä b kemer taze belinde. Üstü nde se rnä gizli bir örtü Yrld rzlar onun gü ld ü r elind e...
'I
NÁZARA) CEM: Klasik siirimi zde "bir kaç seyi tek bir hüküm altmda toplama sanatma" cem denmistir. Nefî'nin "Hem kadch hem báde hem bir $ûh sdkîdir gönül/ Ebi-i a$kln hasilf sahibmezdkJd,r gönül" bey ti bu sanata örnek olarak gösterilir. Beyitteki "kadeh, bade, sûh sákî" sözcüklerinin h ükûmleri "gönül" de cern edilmia/toplanrrustir. Fakat cem, Divan siirinde srkça basvurulan ve ragbet edilen bir edebî sanat degildir,
Aynca, Cem, sarabi buldugu için. edebiyatta zevkin ve eglencenin simgesi olan efs änevî bir kahramamn ad id rr. Kadeh, sdgar, peymane, piydle, kdse, ayag, sebû, dolu ke lim eleriyle aym anlama gelen, hepsinin anlarrum kersila yan "dim" (içki kabi) da hi on un yad igê rid ir. "Cám-i Cem" sözü ne red eyse bir d eyim olmustur, Cahit Srtkr, "Cem" siirin d e onu s öyle anar: Besbelli bu kadeh senden yadigär ey Cern; Elimizde garip garip panldar ey Cem, Vermiyor amma sa na verdigt nese yi: Ne rde senin dem sürdügün zamanlar ey Cern?
IJ ..
CERÎDE. Türkçe'de gazete anlammda /kars ihgmda ilk defa Cerîde-i Havä dis tamlamasmda kullanilan bir terim. (Bkz. GAZETE.)
CEZÁLET. Sertlik. Söylendlklerinde ku laga sert, kaba gele n kelimelerin bir söz veya yazl içind e bir ara ya gelmest durumu. Rikkàtin tersidir. Belêgatçilar, ke limelerin bir kisrrurn (toprak, agaç , çarh, ar z vb.) "elfêz-i cezle", bir kisrmru da (siir, edîb, sevgtli, sen vb.) "elf äz-t rekîka" di ye nitelemislerdir. " 'Ed a'ru n ' rn ûed d a' ile, ya ni lafzm mana, d aha açlgl üslûbun 'rnevzu' He m uva ftk olmast
I"
CILD
-CINAS
içi rt kelimlerin rikkat ve ceza letine dikkat etmek gerekhgtru" ögü tleyen Tahir'ü l Mevlevî bu hususta bir d e örnek verir: "Bes tkteki bir yavrucugun u yud u gu nu an latmak için 'rrusil rrusrl' tabi ri kullaruhr; Ç ü n k ü mevzuun rikkati öyle bir rikkati gerektirir. Onun yeri ne ' horuI ho rul' tabiri kullarnlacak olsa 0 kelirnelerin cezêleti, adeta çocugu uykudan uyandinr ve korkutur." (EL, ay. m.)
Büyük salrler, adeta bir ke lime kuyumculugu yaparak, seç tikleri kelimelerin dile getird ikleri duygu ve d üsüneelerle u ygunluk içinde olmasma özen göstermislerdir. Bu baglam d a, Yahya Kemal'in titizligi edebiyatla içli d ish olanlann ma lûmudur, CiLD. Bir dergi ya da kitabm sayfalanru, forma lanm dagrlmadan bir arada tutabilmek için deri, b ez, plastik vb . maddelerden yap ilan koruyueu kab /kapak. Bir eserin ayn kit apl a r halinde basrlan h er birine de cild denir, Son A szr Türk ~ajrleri 'nin bi rinci cildi gibi.
CiNAS. Teems de d enir. Yazih s ve söylenisleri aym veya birbirine çok benzeyen an eak, a nIamIan farkh olan keIime ve kelime gruplanru bir arada kullanmak suretiyle yap llan bir edebî sanattir. Nêbt. "kelêma vûsat-r meydan ve rir cinas" diyerek bu sanatm önemini vurgularmstrr. Klasik ve haIk siirimizde sikça kul la mlan cinasm "ta m" ve "eksik" olmak üzere iki sekli vardir, Bu iki cinas çesidi de kendi içinde bir takrm gruplara aynhr, Cinasi m eydana 'getiren kelimelerdeki ha rflerin tür, stra, saYI ve heyet bakrrrundan b irbirleriy le uygun/ esit olmalarr h álinde " tarn cinas" tesekkûl eder, Bu dort noktadan birinde bir esitsizlik varsa "noksa n cinas" olu r. Tam cinae ö rn ekleri: Krsmetindir gezdiren yer yer seni Arsa çiksan ákibet yeryer se ni
jbn-i Kemal 80
....
1
Üftád elerle. ge rçi 0 m eh senli benlidir Benlik ed ers e d e yakrsrr çifte benlidir
BeUg Dûs olup bir taze yáre Cána açnm laze yáre
Enderunlu Vdslf Dönülmez aksarrun ufkundayrz, va kit çok geç Bu son fasrld ir ey öm rü m nast l geçersen geç.
Yahya Kemal Beyatll Niçin kondun a bülbül Kapimdaki asmaya Ben yárimden vazgeçmem C ötürseler asmaya
Anonim
Keli~elerden birinin basit digerinin iki ve ya daha çok olusuyla yapilan cinasa eski belágatçiler "m ûrekkep einas" ad r vermistir, Ne va r ki, bu tû r cinas örnekleri d e giderek tam cinasm Içind e zikred ilir olmustur, Áh kim ömrüm cihan mülkûnde CananSIZ geçer Ben cihan mti lkün niderem çü nki cán anslz geçer
Ahmet Her nefeste ieledim ben bir giinah Bir gü na h için demedim bir gün ah
Süleyman Çelebi BiT evde dü zen olsa ol evde düzen olm az. Fuad Pa~a
Pa ~a
q
i'
CÖNK
CÖNK
i '
Kendüyü g örmeye häcet yoktur Bilmege ärif ile nädêru Cönkünü görmek ile zähir olur Herkesin mertebe-i irfêru." (Onay: Türk Haik Siirlerinin $ekil ve Neni, s. 20)
Çay kuru çesme kuru Nerden içsin kUZIl su Beni yakip bitiren Bir ananm kuzusu Anonim Yartm cinae örnekl eri : Askm sihirli sarkist yüzlerce dildedir ispanya nes'esiyle bu aksam bu ztldedir.
Yahya Kemal Beyath Ask celladmdan ne çrkar madera ki yiir uardtr Yoktan da vardan da öted e bir Var tardt r Sezai Karakoç efendime vermek için yirmi yedimden gijn aldtm yirmi yet imden giil
ibrahim Tenekecî CÖNK. Içinde haik sair lerinin siirlerinin ve türk ü, mani, desran, ftkra, hikaye, d ua , hutbe gibi yazam belli olmayan anonim manzum ve rnensur ürülerin yer eld rgi, asa gldan yukan dogru açilan. çogu me sin ka ph / ciltli el yaz mas i dofter/ mccmu a. C önklcr biçim bakirrnndan, bu gû n blok net ad, verilen de fterlere ben zerler. Halk edebiyatuu n va zgeçilmez birinci el kaynaklanndan olan cönkler; yaklasik 15-25 cm . uzun lukta, 5-15 cm . gen tslikte ke silm is kagttlarm kisa taraflarmdan d ikilmek suretiyle yapihr. Çoklu k saglam kaglt kullaruhr cönklerde. "Bu ka gt tla r ekser iya renk renk olur ve siirler sek il ve ne vilenne nazara n hu ren kierden birine yaz thrd i. C..) Su krt'a, cönk ler hakkmd a es kilerin d üs üncesin i g österir:
"
Degerli arasnrmacr merhum Orhan Saik Gökyay, 'c önklerd e daha çok äsik lann siir leri bulunur' seklindeki yaygm görüsü söyledikten sonra, içinde hiçbir ma nzum parça bulunmayen, srrf mensur metinlerd en meydana gelmis cönklerin de oldugunu hatta hu tbe, vaaz, dua gibi dinî rnuhtevah metinlerin yer aldigr cönkleri n ' dahi bulundugunu belirtir. Gökyay, cönklerin içerigtyle ilgi li olarak sunlan da kaydeder: "Cenellikle ásrklarm , seyrek olera k d a divan sairlerinin bir kisi m siirleriru ihtiva eden cönklerde çesitli dualar, sihirle ilgili notlar. ilaç tarifleri, sahibini ilgilendiren dogurn ve ölüm tarih leri, alacak verecek hesaplan, anonim tiirkü, rnêni ve ilahiler, halk hikayeleri, ve daha bi r çok konu ile ilgili bilgiler bulunrnakt adtr. Ha ik, gezgin sairlerin ugradrklan yerlerde söy ledik)eri türkü, kosma, desfan ve fikra lan, hikayeleri çok defa aklmda tutabildigi kadanyla eksik ya da yanhs olarak kagida geçirmis: m êni ve bilmeceleri, kendi ha ya nyla ilgt li kendince gerekli bir tak rm hastahklarm tamrruru, bunlann ted avi yo llanru, reçeteleri, nlsimlan, özel bayatma ait notlan bu defterlere yazml§, böylece saYlslz ve birbirinden çok ~arklt muhtevaya sahip cönkler meydana gelmistir," (DIA , ay. m. )
I! ~
Cenellikle anonim eser olarak kabul edi len cönklerin yaprak saytlan 30 ile 300 arasmda degi§ebilir ve çogunda varak (sayfa) numarasi bulunmaz. Genellikle siyah veya kahverengi derilerle çok güzel ciltlenmis olan lan yanmd a ciltsiz, sa yfalan eksik cönkler de va rd it. Cönklerle ilgili olarak, haIk edebiyah ara snrmacisi Kutlu Özen de -,?U bilgilerf kaydeder: "Hemen hem en bû tün 1
83
CUMHURlYET EOEBlYATI
c önkler okunmasr güç, k ötü bir yaz 1 ile yazrlrrusta rdrr. (...) Yine büyük bir ktsmmda iml a boz uk tu r. (...) C ön kler krsa zama nda yazrhp tamamlanamazdr . Bazen bir cöngün ya ztlmast ü ç d ört yih bulurdu. C..} CönkI er ekseriye tle d üzenJeyenleri belli olmayan eserlerdir. Cönkler hem baste n, hem de sondan yaz rldï kla n nd a n çogunlukla bas ve sonlan belli degildir, Yine bü yü k bir krsrrurun kapaklan kopmus. bas ye sondaki y apraklan kaybolmustut. Aradan bazr yapraklan kopanbrus cönkler de vardtr, Bazan bi r, bazan bir çok sahsm kaleminden çrkrrusnr, Bazr cön klerde sahibine ait notlar, hatta mühürler g örü lse d e pek çogu nd a bu tür kayrtlara rastlanmaz." ("Cönk ve Mecmualann Hai k Ed ebiya n Arasnrmalarmda ki Yeri, ..." ) CUMHUAivET eDEBivATl. Cumhuriyet'in ilan mdan (1923) bugüne kadar geçen s üre içinde ge lisen, olusan ed.ebiyat ve verimleri. Sim d ilik, yak lastk seksen yûhk bi r sü reyi kapsaya n bu genis ed.ebiyat d önemi, kendi içinde özellikje siirde (Hececiler, Yed.i Mes 'a lectler, Ga rip akrrru, ikinci Yeni...) b ölümlere aynlarak ele ahru r ve degerlen d ir ilir.
Cu m bu riyet edebiyatm m en be lirgin özelligi, dil deki gelisrne ve sade lesmed ir. Yazr ve ede biyat dili ile konusm a dili ara smd aki bü yük mesafe, bu d önernde gtd erek azalnustir, Sair ve yaz arlar, kalabahklarm anlayabilecegi bir dil ve biçem anla yrsuu tercih etmislerdir. Siirde heee vezninin kullarurm yay gmlasrr us ve ölçüsüz/serbes t ürü nler giderek çogalrrusnr, Toplumsalh k, bir çok edebi yat ada rrumn kaygisr olmus tu r,
cû,
Behçet N ecangtl, Cahit Külebi, Attil a Ilha n, Îlhan Ceçer, ilh an Berk, Edip Cansever, Ece Ayhan, Sezai Kara koç, Ce rnal S üreya , Turgut Vyar, Ataol Behramoglu , ismet Özel, Ca hit Zar ifoglu: hikaye ve ro man d a: Reset Nu ri Güntekin , Me md uh Sev ket Esend al, Ah met H amdi Tanpmar, Saba het tin AH, Kemal Tahir, Sait Faik Abas iyarnk, Orhan Kema l, Oguz Atay, Tank Bugr a, Selim Ileri, Rasim Ózden ören, Mustafa Kutlu, Cemil Kavukçu. CÜMLE. Tümce. Bir d üs ünce, bir du ygu, bir olay, bir olu s, bir istek , bir yargl bildiren /anlatan an lam h kelirne ya da kelimeler dl zisi. Dil bilgisi içind e cümle bah s ini isle yen bilim kolun a da cümle bilgisi denir . Edebi metnin tem el birimi cü mledi r. CÜMLECiLiK. Bir an lam ifad e etrneyen bos sözl er yazma 'hastahg t'. Gramer kurallan bakrmmdan yanhsr olma. yan, d üzg ün, sü slü cümleler ya zlp hir ~ey anlattahnama k. Cümleeilik, bugünkü edebiyat dergilerinde de sik ça karsrlasngmuz bi r ma razî du rumdu r. Ahmh cümlelerle, süslü ve artistik ifadelerle yaz rlnus sayfalar boyu uzayan yazt lan okuyup bi tirdigimi zde ne zihnimizde bir fikir; bir çagn?lm ne de y üregimizde bir d u ygul anm a me yd an a ge lir
CÜz. Kisrrn, bölüm, fasi kü l. Yazrlan ya da bas ilan kitaplann her bir b ölûm û: bi r kitabm ayn kapa k içlnde yayimlanan fasikülleri için eskiden ku lla mla n bir tabi r, Aruz ölçüsü nd e, bir kehbm bir "tefi levs ini kaldirarak yeni bir kah p olus turmay a ve "tefile'Terin her birine eüz denir.
Bu dönemi n belli bash sa hsiyetleri ~iirde: Faru k Nafi z Çam hbel, O rha n Seyfi Orhon, Ahmet Kutsi Teeer, Necip FazlI Klsakürek, Nazlm Hikmet, Ah met Muhip Dlranas, Ziya Osman Saba, Cahit Sltkt Taranel, Asaf Halet Çelebi, Or han Veti Kamk , Oktay RIfat, Meli h Cevdet Anday,
"I
---
I"
•
G ÇAGATAY EDEBiVAl1. Türk ed ebiyanrun m averê ünnehir, Harzem, Altmordu bölgelerinde, Harezrn Türkçesinin gelismis brr sekli olan Çagatay diliyle eserler verdigi kolu. Onbesinci yü zyrlda altm d evrini ya~aya n bu ed ebiyat kolunun en çok bilinen, ön emli temsiicileri Ali $îr Nevaî «(i 441-1501), Hüseyi n Baykara (1438-1507), Babür Sah'dtr (1483-1530). ÇAGRI~IM. Bir isaret, bir sembol veya bir kelime, bir im ge,
bir mazmun ile krsacasr bir uyanCl vasitasryla okurun zihn ind e, ha yalinde ba zr duygu ve d üsünc elerin belirmesi/ olusmast. Oeçrrdste olmus bir olaym veya durumu n hatirlanlmast da çagrrsrm yoluy la yapihr, Çagrrsimln gerçeklesm esi için, u yanel He çagn~lml ya pilacak !?ey arasm d a benzerlik, zith k, aym m eka n ve zamand a bulunma veya ard ishk gibi ilgil erin bu luurnasi gereklidir, Ahcm m/ oku ru n durumuna g öre ça gn~lmm ma hiyeti, etkisi, d erecesi d eglsebil ir. Mizac, sosyal çevre, ögreni m durumu, kültürel binkim. 'al1~kànhklar bakmund an farkh c lan salus lard e çagn~iQ1 çe~itlenir. Özellikle
•
I"
ÇA Ll Nn
siirde, zengin çag rrsun la r yapacak çok anlamh kelime letin ku llamlmasma dikka t edilir,
ÇAUNTl. Bkz. iNTiHÁL. ÇATI~MA. Zithk, kars rthk. Bir edebî eserde birbirine karsit
unsurlan n bir arada anlanlmasr durumu . Çansma, anlatma esasma bagh hikaye, roman, tiyetro ve efsane gibi eserlerin ortaya konmasm da basvurulan önemli unsurlardandar. Neredeyse, bu tür eser lerin temel çerçeve leriru z rthklar olusturur. Kehramanlarm karsir tavrrlan, durus-
Jan; birbiriyle tezat teskil eden mekanlann yan yana, iç içe sergilenmesi; su nulan yasama biçirrunin iki ZIt yüzü, bu tür eserlerin krymetini artmr. Eserdeki ZIt unsurlar, kars rt tipler sayesinde, yazar anla tmak is ted igini da ha kolay ve etkili bir biçimd e suna bilir. Halit Ziya Usakltgil'in Mai ve Siyah ro m anmdaki Ahmet Cemil ve Rad tiplerinin kars rthgr, eserin esp risini güçlen d irir; gerilimini art mr. Peyami Safa'r un Yalmzlz romamndaki Samim ve Besim'in zit kara kterleri, yaza rm verm ek istedigi mesajr kolaylastinr. Ha lide Ed ip Ad rver' m Sinekli BakJml romanmd aki kenar mahalle--saray Zlt!IgI romana çesni ve güç kata r.
çEviRi. Bkz. TERCÜME. ÇEViRiVAZI. Transkripsiyon. Bir metnin tam bir okunusunu vermek samyla / amacryla yazi ld rgi alfabeden baska bir yazl sistem ine akta rmakur. Osmanh alfabesiyle yazrlrrus eski edebiyat ürûnlerinin latin harfli b u günkü alfabeyle ilmî nesirleri yap rhrken veya agrzlardan derlenen yöresel metinier yazl d iline aktanhrken kullamlan bir yöntemdir, Ara p alfabes indeki kimi haflerin veya agrzlardaki bazr seslerin yeni yazI sisteminde (Latin alfabesinde) karsihklan bulunmadrgi için, böyle bir aktanmda sesleri karsilayan bir taklffi i-?aretler ku llamhr.
ÇEVRE. Bkz . MU HiT. ÇIGIR. Bkz. AKIM.
"I
b
çoc o« EDEBIVATI
ÇIKMA. Bkz. DERKENAR. ÇiLE. Bir tasavvuf terimi olan çile, bazi tartkatlarda, yeni gi ren müritlerin nefsin i terbiye e tmek, dünyevî kirlerd en annmak üzere geçirdikleri deneme suresidir,
Son yillarda bu tenmin edebî bir anlam kazandignu, sanatkánn eser vermeden önce ve eser verme sü reclnd c yasadig i hazirhgt, zorlu gu, tabir yerind eyse 'dogu m sanc ilan'ru ifad e ettigini g örmekteyiz. Her sa nat eseri n in bir çileden soma ortaya kondugu neredeyse isin erbabi tarafmda n kabul edilir olmustur. Sezai Ka rakoç, 'çilc'y i sa natm da , sanatkárm d a varelus sa rtlarm da n biri, belki de tek sarti sayar. Çünkü san at onu asmakla baslar. Maddî im ka nsrz hkla r degildir sanat adarrunm asrnasi gereke n. Sanatçi her sartra ve imkanda , yine de bir çilenin adarrudrr. Çilesini doldurmayan / tamamlam ayan deha, deha degild ir. Kar akoç, "sanatçrlar, edebi yatçila r, sa irle r de çekmedikleri çile ka lmadikta n soma eserlerini verebilrnisler" de r. Kirasnu za r-zor ödeyebildigi evin önündeki agaca konan kusla n avlayarak karruru doyuran romanci: çeketini satarak kitabuu basttran sai r öm eginin bu baglamde hanrlanmasi gerektigini vurgular, ÇOCUK EDEBÎVATI. Çocuklann okumasr ame çlana rak yazilan edebiyat ü rü nle rirun olustu rdugu to pla rrun gencl adr. Çocu klar için yazilan metin lerde sena t kaygrsmdn n çok egttiet. ög retici kaygilar ön plandadir. Bu tûr ürünletin çocugun düsü nce ve duygu dünyasma hita p edeeek seviyed e, ahla kî, içten ve kolay anlasihr; resimlerle sü slenmis olmasma özen gös terilir. Çocuklann okuma ah-?kan hg r kaz an masind a, çocu k edebiyan ürünlerini n önemli bir rolü vardir. Haik edebiyatt ·ürünlerinden ninni, tekerlemc, masal , bilmece de çocu klan n zevk le oku · duklan / d inlerikl eri eserlerdir.
~
,
ÇÖZÜM
ÇÖZÜM. Roma n, hikaye, masal ve tiya tro gibi anlatma esa sma bagh edebiyat eserlerinde, anlanlan olaydaki dügtimün çözü lüp olaym sona erdigi krstm.
ÇÖZÜMLEME. Bkz. TAHLiL.
DAOAizM. Eskiden beri olusmus toplumsal ve este tik de gerlert, dil kurallanru, krsaca sr "gelenegi" önemsemeyen , dahasr inkar eden sanat aknrurun ad 1. Dadaistler, I!t 'saçma'yr, raslanhsal olam ve sezgi gücünü kullanarak ~ gerç ege vartlacaguu savunurlar ve buna itiba r ede rIer; anlarnstz h gr ve kuralsizhgi önemserler. Akla kryme t vermezler, estetik kaygi tasrmazlar, Devamh s üp he içind edirler. Sanahn btçimsel unsurlanna sirt çevirmislerdir, Birinci Dünya Savasr'ndan sonra, özellikle 19181922 yillan arasmda, biraz da sevas sonrasirun umutsu z tablosu içinde, Bati'da ortaya çikrrus olan bu aktm , ede biy anrruzda ragbet g örmemistir, ama gerçeküstücülügü haztrl ayan önemli olusumlardan biridir d enebilir. DAGINIKUK. Düs ûnce ve duygulann gelisigü zel bir sekild e konusmada yahu t yazid a yer almeer . Sözü söyleyenin /yazanm d üs üncelerinin, duygulanmn savruklugu ve özensizllgi, verilen öm eklerin yerli-yersiz olusu yaztlard a da gJmkh ga neden olur. Dagnukhk, bir anlah m kus u ru d u r ve ede biyat metinlerinde ki bü tü nlügü n zrdd l bir tutumdur. '0
I
I"
DARB-lMESn
DARB-l MESEL Bkz. ATASÖZÜ .
DEOiM-DEOi. Bir kosm a türüd ür. Haik siirinde örnekle rine rastl arur. Saz sa irlerini n sevg iliyle konusuyormus gib i söy ledi kler i, karsrh kh konusmayla tertip ed ilen silr tü rü . Dedim d ilber didelerin islenmis , Dedi çok agladim sel yarastdrr. Dedim d ilb er yanaklann d islenmis, Dedi zü lfü m degdi tel yarasid ir. Dedim dilber leb in seker bal olm us Ded i bugün bana baska b äl olmus. Dedim dil ber ak ge rda n m al olmus, Dedi çiçek so ktu rn gü l ya ras rd rr. Dedim di lbe r Emrah akhrru aldm, Dedi su ciha nda ben i mi buldun. Dedim d ilbe r niçin sa ra np soldun. Ded i çekd icegim d il ya ras rdir, Erzu rumlu Emrah
DEKADAN. Siird e, d önemin ge ne l eg iliminin aksine, farkh bi r anlaytst ve an lans r benimseyen ler için kullarulan bir srfat. Edebi yatm gelenekten kopup "soy suz lasmasivna zemi n ha zrrl ayanlara da "dekad an " denmistir. Fransrz ed ebiyatmda Baudelaire ve onun izinden giden edebiyatçrlara bu isim verilmistir. Ed ebi yanmrzda, Ahmet Mithat Efen di , dili bozd u klan , ah srlm edrk, anlastlmaz kelime ve tamlamalara eserlerinde ye r verdikleri için ,
Edebiyat-r Cedîde (Servet-i Fünün ) edebiyatma mensup sai r ve yaza rla n a~agIl aya rak "dekada nhk"la suçlarr ush r. Ah met Mithat, 1895't e Sab ah gazetesi nde yaytmlanan "Dekad anlar" bashkh ya zrsryla 0 yrlla rda deva m eden polemikle ri baslatmis olur. Ahmet Mithat te rafta rlanyla (gelenekçilerle) Edebiyat-r Cedlde mens u plan
h
"I
(ye rulikçi le r) arasm d a süren "d ekad anhk tartisrnasrvnd a en çok Ce nab 'Seha be d d m ve on un ;;iiri hed ef ahmr. Cenab, ara kad asla rma ve kendisine yöneltil en suç lamalara söy le ka rsrhk verir: "Sesimizi dirn agmuze topladik: zamarurm zm felsefe-i pîç ü têbm a lêyrk, aCI bir üslûp aradik : bul du gumuze : Dekadanhk d edil er," Hüse yin Ca hit (Yalçm), Kaugalanm isimli kita bmda, 'd ekad anh k' yolundaki mücadelelerini de, 'heyec anla' hikaye eder.
Odönemd e, s öz konusu ibarenin. " te k at an ", "dek aten" kelimelerinden bozma oldugunu (saka yollu olsa gerek) id d ia edenle r dahi çrkrrusnr. Yeni sdri begenmeyen ve sa hip lerine ya kistmlan "d ek ad a n" ism ini muvahk bu lan 'ad a sa m ' Mehmed Ce lal, Servet-i Fünû ncularm üslûbunu kull an arak onlan alaya alan bir d e ma nzume kaIeme alrr usnr, Söz konu su manzumeden bir kaç d ize: Siz gittiniz ey sa nh h ün erverleri d ehrin Bizier hezeyanlar, dekad anlard an usandrk. Göçtü edebiyat-r zek ä perveri dehrin "Zira ki ziya n orta da bilmem ne ka zand rk?" Baslar edebiya t-r cedîde... mü teh ayyir Hatta göz ü baygm ve yüzü hayli rnüsemrnes Bir hasta kizm veçhine ben zer... müteessir Mor nemeli , al cilveli, hem .tirseli bi r ses? Ku mral bastrun üstüne çrkrrus ve kulaklar
DELÁLET. Bir mantik terimi ola n d elàletin ed ebiy attaki an lamt sudun Söyl enen / yaz ilan söz veya ifade ile 0 sözü n/ifade ni n okuru n / mu ha tabm zihninde hastl cttigi anlam arasmdaki ilgiye ver ilen ad. Mantrkta, bir seyln bilinrn esinden ikinci bir seyin anhs dmasr ya da hanrlanmasr ge rekli ligi an lammda kullamhr. Bir yerdeki insa n aya gl izini n, oradan bi r ki~ioglunun yürümüs olmasma del êlet etrnesi gibi. Edebiyat eserlerinde d elale tin mann-
_
I'
....
r DEMAGOJi
kî anlarrundan da yararlarulrrnstrr, Peyarni Safa'nm 0 0kuzuncu Haricîye Kogll$U adh meshur romarunda Hasta Çocuk'un evlerinin sofasmda g ördügû "iki yasnk, bir sise, bir mendil"in deläletiyle annesinin biraz rahatsizlamp oraya uzandrgrru, bic fenahk geçirdigini ve agladlgtru anlamast güzel bic ömektir. OEMAGOJÎ. Mugalata. Haik avclhgl. Demagoji, fikrr bi, tartl$rnada, bir taklm kelime ve mantik oyunlarmm yardlmlyla a511 gayenin dmna çtklp bi, neui "faf ebe/igi" yaparak ba$Qn kazanma çabasl v/arak bilinir. Daha çok siyast ve politik hayatta g örûlen bu tavn toplumbilimciler söyle açikler: "Haik: avcJllgl: Bir toplulugun dûsünce ve duyarhhklanna uygun cümleler kullauarak. onlarla çelismeden kendi menfaatini korumak; çikarlarinm gerekliliklerini yerine getirirken cûmlelerle oymyarak toplumun menfaatlerine uygun davramyor göz ükmek. Bu niyetle yapilan söz oyunlanna ve süslü ifadelere dayah konusma. Kitlenin zaafmdan yararlanarak, insanlann hislerini oksayarak kend i menfaatini komma tavn.' (Demir & Acar, s. 56.) Demagojtyi "Cör ünüste dogru, mannkî bakrmdan hiçbir eksigi bulunmayan, ashndaysa etrafi aldatmak için söylenen sozdür" seklinde tammlayan Rasim Ózden ören konuyla ilgili olarak sunlan da kaydeder- "Demagog'un mantik ku rgusu öyle ustacadir ki, ilk anda derhal inarulrr; hiç olmazsa kitleler üzerinde bu tür sözl erin yanhs yönlendirme bakmundan etkisi vardir. Ne var ki, ldemagojidel kullerulan mantik örgüsü ne kadar güçlû olursa olsun muhteva baklmmdan b o~lugu ve yamltlclhgt çok geçmeden anla?lhr. (".) "Demagoglar, hiç bir zaman yeni gerçekler söylemezler, sadece bilinen gerçeklerden yararlanarak hakikati sapttnrlar. Fakat kullamlan manttk örgüsü kimi zaman öylesine girift olabilir kj, demagoji yaptldlg'l uzunca bir süre anla?lImayabilir de. Kavram karga~asmm mevcut oldu94 1
OENEME
gu ortamda demagoji yogunlasabilecegi gibi , bizzat demagojinin de kavram kargasasma yol açacagr göz ardr edilmemeli." (KJJfa Kansttran Kelimeler, s. 36-37)
DENEME. Edebî tür1er içinde muhteva ve sekil bakrrrundan en serbest özellikler tasiyan ve sirurlan kesin çizgilerle tam olarak belirlenmemis olan denemenin simdiye kadar kesin ve açik bir tarnrm yapilamarrustrr. Bu yüzden S. Johnson, bir edebî tür içine sokamadigr her yazlya deneme demistir, 16. yüzyI1da ya~ayan Fransiz yazan Montaigne'den beri, begrmsrz bir edebiyat türü ?larak biçimlenmeye baslayan deneme, kisaca "yazana göre yazr" diye tammlanabilir. Eskilerin tecrûbe-i kalemiye (kalem tecrûbesi) dedikleri denemede daha ziyade ask, ölüm, gurbet, sanat, felsefe, din, ahlak, gelenek ve hayatm binbir yüzü gibi bütün insanlarr/Insanhgi ilgilendiren genel konular ele ahrur. Deneme türündeki yazrlarda, yazarm duygulan, subjektif düsûncelen, dünya görüsü: krsaca bütün varhgr ön plandadir, Montaigne'e bakihrsa, îyi bir deneme yazan, kendisiyle konusuyormus gibi yazar, kati bir sonuca varmaz; varsa bile, bu sonuç kendisini baglar. Denemede planm önemi yoktur; yazar bir p~ana bagh kalmaz ve serbestçe düsünûr, serbestçe yazar. Istegtyle seçtigi ilginç bir konu üzerinde sahsî görüs ve d ûsûncelerini derinlestirerek, bir nokta üzerinde yogunlasarak kalemini isletir.
E
Deneme yazan, her seyden önce kullandrgr dili çok iyi bilmek, i~ledigi konuyu her yönden iyi kavrarrus olmak zorundadlr. Gerçek denemeler; yapmaclkhktan uzakhr, her cümlesi insam saran bir içtenlik ta~lr. Denemelerin konusu bütün bir hayatl kapsar. Deneme yazan, bu hayatla ilgili tecrübelerinden faydalamr. Gerektikçe bu tecTÜbeler üzerine egilir ve gözlemlerini -aC1 da olsa - tath bir dille, isbata gerek gönneden, fazla iddiah olmayan bir biçimde anlahr.
I"
OENEME
Deneme türün ün d ünya edebiyatmda en ün l ü yazan Pransiz Montaigne (1533-1592)'dir. Ingiliz yazar Bacon (1561-1626) da deneme türünûn büyük ustala n ndand rr. Servet-i Fünûn dönemi yazarlan "mu sahebe" bashgryla d enem enin ilk / el ömeklerini yazsalar da, Ïkinci Mesru yit' ten sonraki sun'i özgürlük ortanuyla birlikte ga zete ve dergilerde deneme ömekleri görülse de, tûrün edebiya tirruzd aki asil serüverd Cumhuriyet'le birlikte baslar. Hasan Ah Yücel (1897-1961), Nurullah Ataç (1898-1957) Su ut Kemal Yetkin (1903-1980), Ahmet Hamdi Tanpmar (1901-1962), Sabahattin Eyuboglu (1908-1973), Cem il Meriç 0917-1987), Salah Birsel 0919-1999), Ahmet Turan Alken (1954) ve Ah Çolak (1965) tanmrrus, usta deneme yazarlannuzdir, Son yillarm dikkate deger deneme yazarlarmdan biri saydrgrm Ah Çolak, deneme türündeki bir ya zismda 'd enem e' yi anlanr:
"Deneme oir gezinti gibidir." der MichaelHamburger. "Key[ince bir dolasmadir. bir i~ yoleulugu degildir." (...) Denemede kalemin 0 özgürce sahmfl, istedigi yerde eglenip istemedigine dokunmaYlfl, gûnluk; gûneslik bir sabah vakti, oimadi bir ikindi gölgeliginde keyfince dolafmaya pek benzer. Stkmnnm, telasm adi okumnaz böyle gezintilerde. Gidilecek iüede biryer yoktllr. Kürekler dheste çekiiir. Herkesin ham degildir böyle yürüyü?ler; ehl-i keyiflere mahsustur. (...) Yazarken yaptlklaTl, ho? bit zihin gezintisinden ba?kasl degildir. Suut Kemal miydi 0 , ?iiri mksa, düzyazlYl yiirüyü?e benzetiyordu. Denemenin 'yü rüyü§ü' öbür düzyazl1ara benzemez pek. Ba?ta dedigimiz gibi daha çok 'gezinti'dir 01111.1110. Ve bil. gezintiden zaman zaman 'raks'a geçildigi olur. Düzyazmm "gidecegi bir yer" vardtr rnutlaka. Bir?eylerögretecek, bir hakikatin örtüsünü slYlracaktlr. Hamburger'in ~u sözü samnm ?iir için de, deneme için de lsmarla ma gibi oturur: "0 , kendi
"I
...
OEAGi
kurallanrn kendi yaratan oir oyun dur." (" Beni Bir Göz ler î Ahuya Zebun E"tti Felek")
OERGi. Mecmua . Belli arahklarla (haftad a, 15 günde, ayda, 45 gunde, iki ayda, üç ayda bir), çesi tli alanlarla (felsefe, bilim, sanat, edehiyat, siyaset, sper) ilgili olarak çrkan süreli yaymlara verilen genel ad. Baslangrçta forma d üzenine göre B, 16, 32, 48 sa yfahk bir hacimle çikan dergilerin sayfa saYIsl gtderek daha da artmis en azmdan d egi~ikhk arzeder olmustur. Dergtler, gazeteler gibi genis bir okuyucu kitlesine ses lenmez, daha srmrh bir çevreye hitap ed er, Daha çok, oylumlu, inceleme-arasnrma yazlIanna yer verir. (Son yillarda ülkemizde haber dergileri, mi zah, kadm, çocuk, mo da dergilert yaygm hk kazanrrus trr, Birinci grupta yer alan bilim, felsefe, edebiyat, sa nat, kü ltür dergileri daha çok bi r ideali gerç eklestirm ek, bir d üs ûnceyi yesertmek, insanlan bir sekilde bilinç sa hib i yap - , mak amaciyla yaymIamrken ikinci gruptaki dergiler, he- .. men hemen para kazanmak kaygrsiyla okurun huzuruna çrkar.) He rhalde srrf bir mukayese oIsun diye, bi zce ya nhs bir kanaatle kitaplann Çlkt/gl günden itibaren eskimeye ba?ladlg ll11 beli rten Mustafa Sekip Tunç , d ergilerle ilgili olarak su isabetli tesp itleri yapar: "Ancak mecmualardrr ki dairnî de vera m temin eder. Kültürün nabiz hareketleri de ancak bu 'uz uvl ar' da takip oIunabilir. Onlar bi ze, nabr z gib i, kü1tü rümüzün zaa f ve kuvvetlerini duyurarak m anevî srhhatimi zi suur ve ihtiyatla takip etmemize yara yacak yegáne vasrtalard ir,' (" Ak siyon") Edebiyat ta, dergilerin öz el ve önem ll bir yeri va rd ir, Kû ltür, sanat-ede biyat d ergileri, bir mill etin, h ir ü lkeni n kü!türel hayatml , g eçm i~teki edebî mah fillcrin, m u hitleri n atm osferini ve ed ebî dalga lanma lan, fikir h areketler ini takip edeb ilmek açlsmd an önemlidi r. De rgiler, adeta,
I"
OESTAN
DERGi
dönemlerinir. kült ür-sanat grafikleridir, Adeta, sürek li bi r m ed -cezir ha linde y üksclen, kaba ran, ye da kan kaybed en k ültür-sa nat o,rta ml a n m bütü n açikltgryla gösteren ha ftahk, ayhk, ya hut iki ayhk tabJolar da diyebiliriz dergil ere. Ceçmisin kü ltürel mirastrn, geleeek kusaklara aktarmak bakr rrnndan da dergi ler. önemli bir görevi üs tlenirier. Bir dergide g örünen imzalar arasmda "görü s b irlig.ï" ve "sû reklilik" önemlidir.
Ce mil Meriç, derg iler için su nlan s öylcr: "Cenç düs ünce, dcrgi lerde kanat çlrp ar. Yasak bölge tarumayan bir tecessü s: taruma ynn , d a ha dogrus u tam mak istemeyen. En çank kas lrlannda bile insem gûl ümseten bir 'itimäd -r nefs', dünyamn kendisiyle bas ladr guu vehmeden bir safvct var. Tomurcukla nn vaitkä r gururu . Bir sehrin iç sokakla n gibi mahrem vc sa m imid irler. Devrin çehresi n i m ak yajsrz ola rak on la rd a bulur su nu z. L ) Dergi h ür tefekkürün kalesi. Belki se ts cri ern a taze ve srcak bir tefckk ür. Kitap, çok dcta tck insanm eseri, tck d üsüncenin ya nktsu derg i bir zckalar top lul u gu nu n. Bir neslin vasiyetnamesid ir derg i; va siye tn amesi, daha dogru su mesa ji. Kapanan her d ergi, kaybedilen bir sava~, hezimet veya intihar. Bizd e ha zin bi r kad e ri va r d ergile rin. çogu bi r mevsim ya~ar, çiçek lcr gibi . En talthlileri bir nesle sesleni r. Eski d ergiler, ziyaretçisi kalm ayan bir mezarhk. An ah ta n kaybolmu:;; bir çekmece. 5.-1yfalarma hangi ha h rala r sinmi;;, hangi üm itler, ha ngi heyeca nlar gizlenmi~, me rak ed en yo k." (Ril Ü/ke, s . 100 -101) De rgilcrin ban ~,l Y II.ln blitlinliylc bclli ktlJlulara ay n llr, ön em li ki;;i1c rt.' yt-'r Vl..'rir; bu nl.ua özel saYI (nüs ha-i mahsusa ) d enir. (Bkz. SAYI.)
Serv('t-; Fijml", VarIIk, Dirili;;; ekol () I m u~ , uzun süre çlkl· sü rd ü rmü;; sana l-edebiya l d e rgiterimi zdir. Bugü n de edcbiya l ortamlanmn nabzlOl lulan der~iler olarak ;,Int
"I
Adam Sanat, Dergah, E, Hece, C österi. Kn ~gar, Kitap-isk, Türk Edebiyall, Var11k... ilk akla gelenle rdi r.
DERKENAR. Hasiye, çikm a, h árnis. Genellikle el yazrnasl kitap lann sayfalannm kenan ndak i bosluklara, unutulan veya izahm a gerek d uyula n bir meseleyle ilgili olarak, küçük harflerle ya zrlan açïklayici ve tam amlayïcr bilgileri içere n ya da sonrada n ese rle i1gili ilgistz dus ülen not la r.
Bugü n, bir kitab t oku rken me tin de geçe n bir düsü nceyIe, kavramla ilgili olarak s ay fa kena rm e oku run yazd igr açrkla yicr, tam am layici, m u halif no tlara ya da b u notla nn bir yazl hàlin e getirilmesine de derkenar, kemlr notII. çlkma, okuma notlan, ha~iye, há m i~, klÏçiik oçttdama denme ktedi t. Bazr edebiyat dergilerind e, bilinçli okur yelestirmenlerin kalern inden çtkrms bu tü r oku m a notla n n m "derkena r' sü tu nlannd a veya özel bi r krs im da yaYlmIandrgt g örül m ektedi r,
~
DE5TAN. Epope, d äsit ên, d ástàn... "Ioplumu d eri nd en e tkileyen tarihî ve sos yal olay la n a nlata n u zun ma nz urn hi ka ye." Da ha d oyu ru cu bir ta mmla de stan, önceleri haIk aras mda tam estetik hü viyetine kavu smarrus olarak ortaya çrkan ve yaygmhk kazandrktan soma daha çok manzum ba zan da m en sur ola ra k yaZlya geçirilen, b ir mill etin veya kavmin g örk em li d önemleri ni anl atan kahra rnanhk hikayclertne ve ri len isimdir. Ergenekon Des-
tam, Oguz Kagan Destam, Alp Er TI/nga Dt.'stam , ~ 1/ Destanl , Manas Destam , Körog/u Deslam gibi. Bu türün Bah'daki
ka~tllg.
epope'di r.
Erdogan Erbay, d ah a ge n i ~ bir perspcktiften bakarak " Desta nla r, bir m ille tin d enn ked er ve uzü ntüler yuma81ile çepeçevre k u ~atl lmasl esnas md a birdcnbire or lay a çlka r. Vü cu t vereni belli d e olsa, d cstan, be lirli bir su re so m a mill eti n orta k hüznü, orta k gözya ~a , ortak kedcri olur. Mill et, elindeki malzemeyi, ke ndi roh vc sl.'Ciyesi ne u ygun bi r tarzda yü cc ltir veya alça lttr, malzemeye i1iwe 99
1
D€ STAN
DEVRIVY f
Ier yap ar, bazr unsurlan çikan r. Bulabildigt kad ar, bütün hüzün ve kederlerini destana yükler, onu zeng inles tirir," d er. Denebilir ki, desterun en önemli vasfi, millî olusudur.
de destan d eni r. Haik oz anlan rruzm, insanoglunun d ogumundan vey a gençligtnden bas layara k yes yes. dönem dönem ha yat mac erasrru siir les tire n ya !J des tanl ar i çok ünlü d ür. (Bkz . YA$ DESTANI.)
Yaranhs , "toplu m vicdamnda iz birakan" sava sla r, kahramanhklar, do gal afetler veya hemen her ola y destan konusu olab ilir. Destanda dikka ti çeken belli bash özellik ier sunlardrr: Gerçekle i1gisi kurulabilse d e çok yüceltilmis bir olay; olagan üstü bir kahraman; siirsel bir an lahm; dönemin sosyal panoramasml da aksettirebilen metifler... Destanlan, yaptlan itibariyle "d ogal" ve " yapma" di ye ikiye ayirmak mümkündür. Muhtevalan bakimmdan da "millî", "dinî", "halk" destanlan scklinde bir gruplandrrma yapilabilir.
Klasik siirimizd e, manzum hikaye lere (mesnevilere) ve bunlann küç ü k bölümlerine de, ba zan dásitán dendigi olmustu r. Destan kelimesi, hikaye, m asal , sergü zest, kissa anlamlarmda da kullarulrrnsn r.
Destanlann çogu. inarulmayacak kadar hayalî, mitolojik bir mahiyet ar zederken, bazrlan da tarihî bir olaya dayamr . Toplumsal ve millî bir karaktere sahip olan destenlar, çok eski dönemlere aûtir. Bu yüzden tarihi çok eski lere uzanan mi lletlerin destanlan vard ir ancak. Hititlere ~it old ugu söylenen GJ1gaml~, Hindler'e ait Ramavana , Iranhlar'in meshur destam Sehnäme. ilyada ve Odisse, Latin ler'in Virjil'i, Fin millî destam Kalevala dünyaca ünlü destanlardrr, Yeni Türk siirinde de, bilinen destanlann kimi özelliklerin i tasiya n ve admda "destan" ibaresi bulunan kü çük hacimli eserler yazilrrnshr, Faz rl Hüsnü Daglarca'run " Üç Sehitler Destam", N iyazi Yildmm Cenç osmanoglu'nun "Malazgirt Destaru" isimli siirleri bu baglamde zikredilebilir.
DEVRiK CÜMLE. Ku ralh olmayan, yani Tûrkçe' de ki sö z d izimine (özne- > nesne veya tümleç-> y üklem srralamasina ) uymaYlp yüklemi basta ya da ortada bulunan cümIe. Siirlerde ve konusma dilinde sikh kla karsmuza çikar Olmaz mI daglaTln derdi/ Hiç eksiimez kusu kurd u. Bu ik i devrik cümlenin düz sekilleri s öyle olurdu: Daglartn d erd i olmaz rruî: Kusu kurdu hi ç eksilmez. DEVRiVYE. Ruhun àlemdeki macerasrru, dolasmurn anl atan manzumelerin adr . Tasavvuftaki devir nazariyest. devriyyelerin bashca konusudut. Daha çok Ale vî-Bekt a. ~î sairler ta rafmdan yazilrrusnr. Devri yyelerin bir kis mmda, tart kata dair bazr ' äd êb' m konu edi ldigi d e gö rü lür. Sirî'ye ait bi t devriyyenin ilk iki ve son üç d örtl üg ü s öyledir: Cih an var olmadan ketm -i ad emde Hak He birlikte yekdä s idim ben Yara th bu mülkü çünkü 0 demde Yaptim tasvirini nakkês id im ben Anä sird an b ir liba sa bûrûndûm N ar b ád ü êb ü haktan g öründ üm Ha yr ülb eser He d ün yaya geld im Ád em ile bil e bir yes idim ben ü
Ha ik edebiyan alarunda, he centn 11'ti ölçûsûyle ve dö rtlükler ha linde yaz rlan, bir toplumda basgosteren önemli ola ylan (se va s, bans, göç, çöküs, kithk, d in ve m ed eniyet degisti rme vb . gibi ): bü yük bilge-ka hra man insanlann yasan nlan ru, gü lü nç olay lan a nlatan ma nz u me lere
~--------------------':""""'---------------...q DuiM
DiDAKTIK
$u fen á mülküne çok gel d im git tim Yagmur olup yagdim, ot olup bittim Urum diyanm ben irsêd etti m Hora san'dan gelen Bektas idim ben Gähi nebi , gähi velt go rû ndü m Gáhi uslu, gê hi d eli göründü m Gáhi Ahmed., gä hi AH g örü ndü m Kimse bilmez srrtt m, kallá s id im ben Simdi hamdülillah $iri dediler Gel d im, gtttim, za nm hiç bilmediler Kimseler bu rem zi feh me ttiJer Her gelen mahluka kardas idim be n
Ale vl-Bekt est haik salrlerinin söy led igt ve tasavvufi tnancr, bir ta rikatm ilkelerini, ögre tis tni dile ge tire n siirlere d e gen el olarak 'deyis' adr venlmistir. OÎSAC E. Eski ed ebiyatmu zda, daha çok manzum eserlerin ba s tar afma konan ve ese rin ya zrhs sebe bini, mahiyeti ni, muhtevasrru açrklayan bi r nevi sun us yazlsl . Man.zu m olan d ibaceler de vardrr, Öz ellikle d ivan d iba celeri, klasik siirimiain kimi poetik mes elelerine l~lk tutacak mahiyettedir. Türkçe divan dibacelerinin tesbit ed ilebilen 4C'lnt, Tahir Üzgör, bugünkü Tür kçe yle karsrhklanru da veterek bir kitapta top larruste. (Tiirkçe Divan Dibace· Ieri, Ank. 1990.) ~u srralayacag muz terimlerin, Tanzimattan so nra dibace
DEVÎM. Tabir. Gerçek / öz a ula m mm drsmda farkh bir an la- . rru clan, en az iki kelimed en olusan kahplasrms söz gruplan. Dey im lerin çogu cümle d egen tasunaz ve ne redeyse hemen tümü genel bir hüküm bildirmezler; Bu yö nleriyle at asözlerind en aynhrlar. Seyrek olm akla b irlikte..bazi de yimlerin atas özü gibi kullamld lg l da g örü lür. Oz1ü ve etkil i bir anlatrm vas itasi olan deyimler, yerti yerinde kul lar uld iklan takdird e, anlanma canhhk kazendmr, d ûs ünceyi gü çlend irirler. Deyimler çogunlukla mastar biçiminde (bi r kasrk su da bogmak, dil d ökm ek, ku lu ku rbaru olmak , vb.) ku ll ~m hr lar. Türkçe, deyim ba . kirrundan zengin bir d ildi r. Orneklcr : Aba altmdan sapa göstennek, abay' yakmak, aYlkln pirincin tasint, blçak kem ige dayanmak , bir ta ~/a iki kll~ uurmak. Crlmm disine takmak. çdgma dömnek, degn ek tutmak. ele nVlIca sIgmamak, felegin çemberillden geçmek, göniil d ii~ JÏ rm ek, hariçten gaz.el okumak, ign e ile kuyu kazmak , slIya sabulla dokllllmamak...
OEYi~. Haik ed ebi yatI alam nda ko?ma (koçaklama, gü zelleme, ta ~lama ) ve lü rkIÏ gib i nazlm ~ekill eri yle yazllan "ez gili" ~iir biçiml erinin ge net ad I. Zaman z ama n "d em e" d iye de aOlIJr.
"1
yerine kullaruldrgr görü Im ekted ir: tfade, ifade·i mahsusa, meram, ifade-i meram, iflitah, medhaf, takdim , m ukaddun e. Diba ce yerine bugün, yaygmhk sirasma g öre, önsöz, mllkaddime, ön deyi~ , SÖZ ba ~I , sunu, s u n u ~ , ba?1angzç, ba ~larkell , birkaç s ëz, g iri~ kelimelerinden biri ku llaru lmaktadir,
~
W
(Bkz. ÖNSÖZ.) DiDAKTiK. Din, ahlak, felsefe, edebiyat, estetik vd . kon u lard a bilgi ve ögü tler verrnek amacryla yazrlan ög re tici manzumelerin gene l adi. Nesir halin de kaleme ah na n ve bi rind amacr ögre tmek olan edebiyat ve rim leri de di da ktik d iye vas rflandmlrr, Klasik ed eb iyanrrnzm baslauglç yillannda sai rlerin çogu eg itici, ögretici, yol-yord am g österi ci bir görev üstlendiklerin den yazdrkla n rnanzu m elerin hemen çogu d idektik bi r mahiyet arz ed er. (Ru ba glamda Kutadgu Bilig, Atabetü'l-HakaYlk, Garibnáme ilk ve tipik örn eklerd ir.) Giderek iyi ~airl er bu tavn terk etmi~lerdir. Za ten has ~iirin, direkt bilgilendirmek, ögüt ver rne k gib i b ir ama CI olmad lgtnd an, "d id aktik ~;jir " ifad esi dognl bir adlandlrma degildir. Oognl olan, gö rünü ~t e ed ebi bir yapl ar zetse de, bu gibi özellikleri t a ~l y an ese rle re "d id aktik manzume" d eme ktir. 1
103
D1K$iVO N
OiKSivON. Tela ffuz /söyleyi~ . He r kelimenin yerli yerind e, d ogru vu rgu lan yla; ses lerind ek i müzik karakter leri ni de hissettirecek b içimd e s öyle n mesi, seslend irilm esi. Da ha açrk bir ifadeyle, ko nu su rke n ve bir metni yü ksek sesle okurken sesleri ve kelimeler i hakkiyle söy lemek; vurgular a ya ni cü m lede ki anlam ve heyecan d u ra kla n na gereken d ikkati gö sterm ekti r. Diks iyonu n, özellikle tiyatro vb . sa h ne sa natlannda, hitabette öneml i bir ye ri vard ir, Siir oku m alan nd a da ilk sa rt, d iksi yonun d üzgün olm asrd rr. Eskilerin fesáhat, taldkat, nahkR tab irleriy le ifade etmek istedikler i manalann tümû, bugün n eredey se bu kelimenin m an asmda toplanrrustir.
OiLBiLiM. Lis ániyat, dil bilimi, lengü isük, filoloji. Bir d ili
Bir edebiyat ese rind e, özellikle s iirde "kelime seçis y öntem i"ne; "eseri n ke ndine özgü kelim e da ga rclg/'na d a d iks iyon denir.
OiLEKÇE. Arz-r hal , ist td ê, dileklik. insanlarm dilek ve is-
DiL Lisan . insa nlar ar asmda anlasm a, iletisim kurma vasttasi olmesm m yan m da d u ygu ve d üs ünc elerin s öz vey a yaz i aracrligiyla beskalanna aktanlmasma , i1etilmesine; krym et ifade ed en sö zü n korunmasm a ya raya n çok mühim bir canh u nsu r/ varhk. Toplumu "millet" yapan unsu rlan n ba smda geld igi için " mi llî" bir mahiyet a rzeder, Edebi yann biri cik / ana malzem es! di ld ir. Cel ismis, kura lh bir dile sa hip olmayan m illetleri n edebi yah da ola -
marmsnr. Kull arurn alarnrun geni:;;ligi sebebiyle dilin çesitli alt kûme leri or tay a çrkm isn r: Edebiyat di li, siir di li, gazete dili, b ilim d iH, hu ku k di1i, meslek d ili, resoû d il, tekn ik dil ve kü lha nbeyi d ili (argo) gibi.. . Dille r, kök enleri ve ya ptlan esas almarak b ir taktm grupIara ay n hrlar. Tür kçe, men :;;e (kö ke n) ba km und an UralAlt ay d il grubu na bagl an an, yap lsl itibariyle d e sondan eklemeli b ir dild ir.
Dil BilGisÎ. Sarf ve nahif, gra me r. Bir dilin i:;;leyi:;;ini, o nu 104
--
DIVAN
1
meydana ge ti.ren ses, keltme, kel troe gru b u v e cü m le d egerind eki d il unsurlan m incelcyen bilim ko lu . Dil bi lgtsin in se s bilgisi (fone tik), kelime bUgi si (m orfo loji; ":;;ekil b ilglsi" , "yap r bilgi si", "anlam bilgisi" ) ve cümle bil gisi (sentaks) gibi alt kollan var di r. yaplSl, i:;;Ieyi:;;i, tarihi, degislmi vd . b ütûn yönleriy le tek basma veya ka rsrlas n rma h olara k inceleyen bilirnin ad r. Bir dogal di ldeki kelime h azin esi ve keh melerdeki an lam degismeleri. d ey im bilgisi, köken (mense) bilgisi, etim oloji. dil tarihi, im lä dahi dilbiltmin u gra :;;hg1, inceledigt konu ve alanlardrr. Dil btl gtsint d e kapsayan ge nis bilim dah. teklerini beli rterek resmi ku rum ve ku ruluslara ve d iger m akamlara s und u klan im zah, tarihli yaz r. Kisilerce ilgi li makamlara yazilan, bi r istek Içeren d ilek kagidr olan d ilekçeler ln belli bir plana göre yazrlmasr ve meram m açikça ifad e edilmesi ge rek lid ir.
DipNOru. Metin içinde yer alma st pek u ygun olm adigmd an sayfa altma ko na rt açrklayi cr bilgileri ih tiva ed en ya d a metin içinde ah nt tlanan sözün ka yna grm, ya ra rlaru lan kaynagm k ün yes ini gösteren not. Esas metinde an lahlan kon uyla ilgili ek bilgiler de , çokluk d ipnotlarda verilir. Öze llikie arastrrma ve in celeme yazilan nda sikça b asvu rul an bir "ç km avdir dipnotlar. "A çikla ma" ve "kaynak" dipnotlan d iye ikiye aYlTm ak m ümkündü r. Dipnotl ard a gösterilen kaynakl ann tarn kü nyesi bibliyografyada verild igin d en , d ip notta mümkün old u gunca ktsa lttlarak verilir. DivAN. Esk i ede biyatim1Zd a, bir $airin ?ÎÎrlerini belli bir diize. ne göre içine alan $iir defteri/kitab,'nm ad1d1r. Divan-l FuzlÎlî; Fuzû1î'nin mesnevileri d l:;;m da kalan ~ i i rl eri n i içine ala n kitap de me ktir. $ii rler divana yerle:;;tirili rke n ~u Sl -
oiVANÇE
ra ta kip ed ilir: Kasideler (tevh id, m ûn aca át, na't ve d i-
gerlen) , ta rihIer, m us am ma tla r, gazelIer (he r beytin 50n harfi esas ah narak Arap alfabesind eki s lray a göre alfa betik), krtalar (rrulfred ler). Böy le eksiksiz divanlara "müret teb di van " denir. Müretteb bit di vanda, sairin her harfle biten en az bir gaze li olmast ger ekir. Osmanh d önemi Türk sairleri arasmda divan tertib etmek yaygm oldugundan, 0 devrin edebiyatma d a divan edebiyatl
denmistir, Öte yanda n, halk sairlerinin /ê siklan n aruz ve zni nin "fáilê tûn fäilát ûn fàilätün fäilün" kahbryla yazdrklan ve özel bir ezg iyle oku nan m anz umelere de divan denir. Aruz ölçüsüyIe yazilrrus olm alarma kar srlrk di van örnekleri, bece nin l S'li ya da 16'h ka hpl an na da u yat. Divan ed eb iyahndaki murabba na zrm sek line çok benzeyen divanlar, d örtl ûklerden olusur ve su sc kilde kafiyelenir: aaba ccce ddda ... Birinci d örtlügün kafiye si abab vey a aaab ya da aaaa scklinde olabil ir. Diger d örtlükle rin son di zesi de , her hä lü kärda birinci d örtl ûg ün so n d izesiyle kafi ye lid ir. Divanî d e denilen b u manzumelerin "ayakh divan " ve "yede kl i divan" gib i çesitleri dahi vardrr.
DiVANÇE. Küçü k siir d efteri, küçük di van . Osmanh sairlerini n kirni, bütûn nazrm biçim ve türlerin e örnek yazrnad ik lan için, müretteb d ivan yer ine, m esela sad ece gazellerd en olusen bir siir mecmuasi ha zrrlarlardi . lste bu tip kü çü k. bir baki m a eksik divanl ara divan çe denir. Bazan d a mürett ep b it d iva n olu st u ra madan dü nyarmzr ter ked en salrlerin û rünleri, ge ride kala al ar ea bir araya getirilir; b u "tamamlanmarrus" siir toplarrune d a divançe denir. Divançelerin iç düzeni de . gen ellikle d ivanlarda 01dugu gibid ir.
DiVAN EDESiVATI. islam medeniyetinin etkisinde ortay a konulan ve ge li~ e n , 13. as trdan 19. asn n br ta larm a kadar yakl a ~ lk 600 Yll d cv am eden Türk ed ebiyah döneminin
DlYAlEKTiK
ad t. Yirmin ci yüzyihn basmdan Itibaren kullaruldrgr samlan "divan ed ebiyatr" edr , sairlerin , manzumeler ini 'd ivan' dedikle ri bir defterde/ eserde toplamalanndan dolayr ver ilmi stir, Söz ko nusu edebiyatm en parlak d önemi, edebî verimlerin zirv eye çlkttgl çag, 16. yûzyildir. Div an edebiyatmda nes ir tü rleri pek gelismemis ve özgün örnekler ortaya konulamarrustrr, Bu edebiyan n erede yse siir temsil eder, Sözün siir olmasr için de ölçül û ve kafi yeli olmast sarttir. Divan siirind e, bu iki unsurd an taviz verilmemistir, Zaman zam an iran edebi yatmm estetik kurgusundan etkilenilmistir.
Eski Türk Edebiyatl, Klasik Edebiyat, islamî Edebiyat, Osmanu Edebiyatl isimleriyle de arulir. Bunlarm yarunda , yaygm olmasa da "yü ks ek zü m re edebiyan", "havê s edebiyatr", "saray edebiyatr", "enderun edebiyatr" isim led de, Divan Edebiyatr yerine zaman zaman kul larul rrusti r, Ne var ki, bunlar, di van edebiyatuu karstlayacak ~ nitelikte isirnler deg ildir, .. Bu edebiyatm siir alamnda belli bash isimleri sunlard rr: Hoca Dehhanî, Su ltan Veled , Ahmedî, Kadi Burhaneddin, Seyyid N esim î, Ahmet Pasa , Seyhî, Necati Bey, Cem Sultan, Zatî, Fuzûlî, Bêkî, Hayalî, Nev' î, Bagdath Ruh î,
Tashcah Yahya, Nef î, N äbt, Seyhu lislam Yahya, Ná ilî, Nedim, Seyh Gä lib, Koca Ragip Pesa , Enderunlu Vastf Keçecizáde izzet Molla .. Nesir vadisinde Evli ya Çelebi, Katip Çeleb i, Sinan Pasa, Náim ê, Veysî, Nergisi gibi bi r kaç isim ön e çikabilmistir. (Bu konud a genis bil gi erayan lar için: Ak ün : DiA , C. 9, ay. m. s. 389A 27; Pala: An siklopedik Divan $iiri Sözlüg ü, 3. bs ., 5. 147-162)
DivALEKTiK. Cedel, ilm~i cedel, fenn -i münazara, eyti~im. Birden çok anlama gelen ve çe~i tli anlamlarda kullamlan bir terimdir. Felsefede, "man h k p rensip lerine gö re tarh ~~ mak üzere fikirleri sualamayt ögreten tartt ~ma sana h"; bir çe~ it "ya p maclkh" aktl yü rü tme; bic ara~tmna yönteI t 07
DOGMA
OtYALEKTiK
mi. Bu baglamda, bazi düs ünürler diyalektigin insan zihnini, düs ünceye zincir vuran, ilmin ilerleyisini yava~ latan dogmalardan, pesin h ük ûmlerden, geçmise takthp kalmaktart kurtaracaguu savunurlar. Dahasr, diyalektigin hayata göz ku lak olacagr, yeniyi görmeyi ve daima ileriye dogru yürümeyi ögretecegi iddia edilir. Insa ediIen gerçege bir çesit bakis tarzr olan diya1ektik için Cemil Meriç ilginç belirlemeler yapar: "Diyalektik, 'degisen'e çevrilen bakis, tezatlann ilmi... diyalektik, süphe. Diyalektik, dairna tedirgin, daima uyamk bir suur. (...) Diyalektik düsûnce, hiç kimsenin inhisannda degildir. Tefekkûrün tarifidir diyalektik. ... düsüncenin bütün fatihleri diyalektikçidirler. Varhk denen esrarh yumagr ancak diyalekttgm titiz, seyyal dikkati çözebilir. Diyalektik düsünceyi birkaç kaba düstura hepsetmek, diyalektige ihanettir. Yorulmayan bir cehittir diyalektik: her konuyu ayn ayn ve tekrar tekrar ele almak, bütün y ön lerini ve bûtün yönleriyIe kavramaga çahsmak: köküyle, gövdesiyle, dallanyla." (Bu Ülke, s. 190-191) Diyalektik bilgiden
ba?ka bir ?ey degildir,diyalektik, ?eylerikendi haraketleri, degi?meleri, kar?tllkb etki ve iIi?ki içinde inceleyen bir arasnrma metodu demektir be lirlemelerini de bu baglamde zikretmeliyiz. (Terimin genis felsefî açrklamasr için bkz. Prof . Dr. Boley, FDS , s.50-60.) Farkh bir zaviyeden bakarak diyalektik der, Rasim Özdenoren "varhgt ve olusu, varhgm hikmetini kü1 halinde kavrayabilmek için insan zihninin yûkselebildig! söyut kurallann adrdtr, Bir bekïma, dûsüncenin, belirli ku rallar içinde sirurlanmasr ve evrene, olusa, hikmete 0 disiplin içinden bakrlmasrdir," Diya lektik kimilerince edebiyatta, "bir düsûnceyi ifade etme, an latma tarz i, metodu" manasmda kullarulrrustir. Necip Fazll, diyalektigi ~öyle tammlar: "Diyalektik, fikrin, ifade kahplannda ve telkin unsurlarmda büriindügü eda , agl z, üsIûp demektir."
OiVALOG. Anlatma esasma bagh edebiyat eserlerinde kahramanlann kaisihkh konusmalanna verilen ad. Roman, hikaye ve tiyatroda basvurulan bir anlatma teknigi olan diyalog, daha çok dram türiindeki eserlerde görülür. Ver yer üslûba canhhk katngr için eserin ko1ay okunmasrru saglar, Son ytllarda ortaya konan hikaye ve roman1arda diyalog tekniginin kismen terk edildigi ya da az basvurulan bir teknik oldugu dikkati çekmektedir.
Öte yandan, kimi yazarlar diyalog tekrugini kullanarak düsûncelerini okura iletmislerdir. Bu baglamde ünlü filozo f Eflatun'un Di:;alog1an zikredilebilir.
ozs, Bkz.MISRA. OizGi. Dergi, gazete, kitap vb. seyleri basabilmek lçin yazi1arm elle veya dizgi makinasiyla harf harf ya da sanrlar halinde dizilme isi. Eskiden dizgi, e1le yapihrdr ve adma tertlp, bu isi yapan kimseye de mürettip denirdi. Mürettip hatast,mürettip eetain tabirleri dilimize bu i~ vesilesiy- ( Ie girmistir, Simdelerele dizgi makinelerle (bilgisayarlarla) yapihyor, bu i~i yapan kimseye de yazlcl operator deniyor,
OiziN. indeks. Bir kitap içinde geçen salus, eser ve yer adlannm alfabetik bir siraya konu1arak hangt sayfada geçtiklerini belirtecek biçirnde sayfa numaralan konarak gösterilmesi. Dizinler, genellikle kitaplann sonunda yer ahr. Daha ziyade bilim, arasnrma ve hatira kitaplanna dizin konur, Dizinler, herhangi bir konuda veya kisi hakkmda arastrrma yaprnak isteyenler için büyük kolayhktir, Dizin, nadiren "lçindekiler" anlammda da kullemlrrustrr,
DOGAÇLAMA. Bkz. iRTicÁL. OoGALLIK. Bkz. TABiîLiK. DOGMA. Mutlak ve kesinkes dogru olan, tarh~ma kabul
et~
meyen bilgi ve inanç. Edebiyat eserlerinde de kar~lmlza çlkan; incelemeden, ara~hrmadan, e le~tirmeden, delilsiz
110
...
•
DOKÜMAN
dogruluguna inarulan ve tasdik edilen düsûnceler dogmatiktir. Böyle bir görüse ve düsûnüs biçimlne de dogmatizm denir.
DOKÜMAN. Vesika, beige. Bil' sekilde kazamlrrus bilgilerin. verilerin veya zamanla meydana gelen çokluk önemli olaylarm kaydedildigi malzeme, beige yahut vesikalara verilen isim. Bil' edebiyat eserinin hazrrlanmasmda, özellikle edebiyat arasnrmalannda öncellkle dokümamn (bilgi fisleri, gözlem notlan, bibliyografya listesi vb.) hazir hale getirilmesi lazrmdrr. DON JUAN. Bah kült ürû ve yasama ortammda boy anp edebiyat cserlerine konu olan olumsuz insan tipine verilen isim. 'ralruzce cinsel arzulanna esir olup bunun drsmda hiçbir seye, Allah'a dahi inanmayan, degel' venneyen; "benim dinim güzellik ve asknr" diyen Don Juan tipi run en ternel özelligt "inançsizhk" ve geleneksel ola na, top lum degerlerine karsr olmaknr, Genel ahlakr hiçe sayan, srk, sûslü ve modaya uygun giyinmekten öte olumlu bil' yam bulunmayan Don Iuan, aYlp nedir bilmeyen biridir. Bu terimin karsrladigi tipin ortaya çikrs macerasrru ve ne gibi özellikler tasidtgiru Burhan Toprak, bu konuya aYlr. dlgl bil' yazismda s öyle anlanr: "Don Juan tiyatroda. edebiyatta, m üzikte ve resimde sürekli bil' öm r ü olan efsanevî bil' sahsiyettir. Ash ispanyoldur. Chronique de Séville'm anlatngma göre, Ispanyarun asil ailelerinden birinin çocugu olan Don [uan de Tenorio, bil' çok krzlan, evii güzel kadmlan, ba$tan çlkal'dlktan soma, bil' gece Reis Ulloa'Yl öldÜl'el'ek ho~una giden klZln1 kaçmr. Ul10a'YIFl'ansiscain rahiplel'inin kilisesine gömel'ler. Bu cinayetin öcünü almak için, Don Juan'l l'ahiplel' kiliseye çagll'arak öldürürler ve haIk al'asma Don Juan'm geceleyin Ulloa'YI mezannda tahkil'e geldig-i ve mezann da anu yutup Cehenneme yalladtgl ~ilyiasllu yayarlar. (.,,) "Yetle~mi~ bit kanaate göre; kadmlan kolayca aldatan
"0
I
DON JUAN
ve bu ugurda icabederse babalanru öldûrmekten çekinmiyen, hiç bil' ~eye inannuyan, krymet vermiyen, her seyle alay eden, çahmh, parlak bil' çapkm manasma kullarulan Don [uan kelimesi, hakikatte beden ile ruhun faciasim isaret eder," ("Don [uan") Nurullah Çetin "Türk Edebiyatmda 'Don juan' Tip i" bashkh incelemesinde bu snnank, ifade yerindeyse züppe ve ahlaksiz insan tipinin özelliklerini söyle anlahr: "Bil' Ispanyol efsanesinin kahramaru olan Don Iu an, asilzade olup dûsûnce, duygu, tavtr ve hareketlerini cinselligin güdûmledigi sefih bil' tiptir. Celeneksel anlamda yerlesik degel' yargrlanna: anlayis, kanun, ädet ve kurallara isyan eden ve erotizmi simgeleyen bil' mittir. Bil' kadmda karar krlmayrp sürekli es degistiren bu Látin a\>lk tipi, cinselltkte Slml'S1Z bagrmsrzhgi esas alrrustrr. "Don [uan'm ahlakî, dinî ve sosyal an lamda inandigr kutsal bil' degel' yal'gisi yoktur. Tek üs tü n degen kendi zevkleridir. Kadm-erkek iliskisi baglarrunde sevgi, ask, romantizm, duygusalhk, sadakat, fedak árhk gibi insani degerler yerine tamamen cinsel iç gûd ülerin tatminini ön plande tuter." Egtenceyi ve sefih ya~amaYl siar edinen bu tipin edebiyatrrruzdaki farkh yansima lanru, Tanzimat'tan soma yazrlan eserlerde g örmek rnümk ünd ür. Ahmet Mithat Efendi'nin "Felatun Bey"! bil' yönüyle Don Iuen'd rr. Kiraltk Konak'taki "Faik", bu tipin bil' çok özelliklc rine sa hiptir. Fecl'-i Átî yazal'lanndan Izzet Melih (Devrim), hem ya~anhslyla hem de eserlerinde yer vel'digi tiplel' vasItaslyla, Don Juan'l bizden bil'i gibi görmeye/göstel'meye çah\>ml~, bu tipi olumsuzlamak yel'ine aClnacak bi~ ti gibi görmü~hil'. Îzzet Melih'in 'Don Juan'hgma ve bu tesbitin dogruluguna, yazann klZI ~irin Devl'im'in kaleme aldlgl $akir Pa~ Ai/est" "Harika Çtlgllllar" kitabl ~eha det etmektedir.
G
DOSYA QUYARll K
DOSYA. Özel bölüm. Edebiyanrruzda son yillarda kullarulmaya baslayan bir terimdir. Edebiy at dergileri ba zi saYIlar mda sayfalan m n b ir krsrmuu btr konu ya da kisiye tah sis ed erler: Iste bu öz el bö lüme d osy a adr verih r. Ele ahnan konu veya sanatçiyla ilgili ne redeyse bütün d ökümanlar, söz konusu sayfalarda toplandrgr (en azmdan b öyle iddia ed ild igi ) içm , bu bölümler dosya di ye isimlend irilmi stir, Dergilerde yer alan bazi dosyala r, edebiyat arastirmactlan için önemli kaynaklardir. Bazan de , dosyal ann bil inen, ha fif bilgilerle geçistirildigine sahit olu ruz. Kitap-uk dergisinin son yrllard aki nüshalarmda yer alan d osya lar di kk ate deger ve takdire sayandrr,
DÖRTLÜK Dör t dizeden me ydana gelen ~iir bölükleri; kit" a. HaIk siirind e, modem siirde itibar edilen, çok ku llarulan bir siir birimidir. Her dörtlûgûn, npki be yit gibi , kend i içinde anlam bû tûnlûg û tasimasi gerekir. D örtlük, Tü rk nazrrurun temel birimi olarak benimsenmistir, Aynca, Divan siirind e, dört misraden me ydana gelen özeI bir nazrm biçimi de va rd rr. (Bkz . KIT' A. )
DÖ$ EME. Baslama bölümü. HaIk hikayelerinin basmda yer alan ve hikayede anlanlanlarla fazla ilgisi olmayan se ci1i s özlere , manzumelere d öseme denir. D öseme, diger eserlerdeki medhal, mukaddime, dibace'yle benzer bir isle ve sahip tir denebilir, D ösemelerde önee dinleyenler selamlarur; som a çogu nlukla bir yalan söylenir ve ardmda n hikayenin anlaturuna geçilir. Dede Korkut Hikaye1eri'n in baslarmdaki 'soylama'Iar en güzel d öseme örneklerid lr.
DRAM. Bu terim, Bah ed ebiyatlannda, baslangrçta, sahnelen mek üzere ma nzu m, m ensur ya da nazrm-nesir kan-
;;lk ya zrlan ve ed ebî kiymeti haiz eserler için kullaruhyo rd u. Komcdi ve traje di olmak ü zere belli bash iki çesid i va rdr . 19. yüzylldan itibaren dram, d aha çok ha yatm isurap f taraflanm ön p lana almakla beraber arada gü l112 1
dürüeü sa hnelere de yer veren tiyatr o çesidi ne: tr ajcd i olm ayan türde n eserler için ku l1am lm ay a baslannusnr . Tü rk çe' ye d e, d ah a çok bu ikinci ve senra ki anlerruyla girmistir. DUDAK DEGMEZ. Bkz . LE BDEGM EZ .
DURAK. Durgu de dcnir. Heee ölçü süyl e ya ztlan siirl er in he r d izes inin belli ye rlerind eki b ölünme noktalanna d enir. Aruz veznindeki takti'nin hece ölçü sü nd eki kar sihgtdt r. Durakiarm m utlaka iki keIime arasm d a olmast gerekir. Bir dizedeki iki anlam öbeginin arasmda bulunan durakler, kulakta áhenkli bir ses brrakir, Bu sekilde yazi lan bir siiri güzel oku m ak içi n , dura k yerlerinde azteik d ur m ak läzrmdir. Heee ölçüsû nde 4+4::::8, 4+4 +3=11, 6+5=11 duraklan ya ygmd ir, Hak b ir gö n ül + verdi bana Ha demeden + hayran olur Bir dem gelir + s ádî olur Bir dem gelir + giryän olur Yu nu s Emre
llgrt ilgit esen + seher yelleri Esip esi p yê re + degm eli degil. Ak elleri elvan + elvan kmah, Karadir gö zleri + sü rm eli deg il.
Knracaoglan DURULUK. Söz lü an lanmla ve öze llikle dûzyazida cümlelcrin anlasrhr; ger eksiz uzatm alard an ve söz faz lahg mda n annrrus olmast durumu . Anla nlarun ta m olarak an las ilabileeek açrkhkta olma st hä li. Du ru lugun siirde ki karsih gl sa deliktir. (Bkz. 5ADELiK .)
DUYARLIK. Ha ssasi yet . "Duygulann ve d üsû ncen in etkilcsiminden dogen bilesik bir ruh hali, bir algrlama ve tep -
DUYGU OÜ$ÜNCE
ki ver me ortanu" diye tammlanan ve son yiller da edebiyat or tamlannda sikça kull arul àn bir edebiya t terlm idir, Du yarh oIma haline de duyarh hk de nir.
DUYGU. His. Insanm bir takrm olgu ve olayla r karsrsmd a veya çesitli varhklarla ve di ger insanIarIa iliskil eri sonucunda iç dün yasmda me ydana gelen; çcg un lukla Hzyolojik tem ellen ve nedenleri izah edi lem eye n sevinç, keder, h üz ün vb . olu su m ler, Duygu için, çesttli nedenlerle hassasiyet ûzerinde meydana gelen izienimlerin bütiinüdür demek yanhs oImaz. Dûsûncenin yarubasmda, çogu zaman onunIa iç içedir, Bir edebî eserde salt d üsüncentn bulunmasi yet erli degildlr. Duyguya da en az onun kadar yer verilmelidi r. Çü nk ü, edebiya t eserin èh birinci ilkesi 'duyurmak' yani gönülde bir ya nki uyandrrmaknr. Mehmed Áki f gibi yazdrklarmda fikri ön planda tutan realist bir sair bile bu hususta der ki: "Bir eser-i edebî yaImz dimagm degil, biraz da kaIbin mahsûlü olrnahdir," DÜSEYT. Bkz . RÜBAi.
OÜGÜM. Bir olayi anlatmayi önceleyen roman, hikaye, piyes vb. 'a nla trla rd a anlahlan aksiyonun nkandigr, kartshgt menkezî kisim : olay m karmasrklasip merakh bir hê l aldigr, oIgu larm çözülmeden önce toplamp birlestikleri yer.
DÜNYA GÖRÜ!?Ü. Ha yat felsetest. Bir sanatkärm eserinde ortaya koydugu, sezd irmeye çah :;;hgl hayat anla yisi, ina nç biçimi; hayat a ve yasamaya dair benimsedigi düsû ncelerinin, ilke ve ina nçIarm m tû m ü. Bir eserd e, insarun varolusu na ve ha yatm anlamma iliskin soru lara veri len cevaplarm hepsi birden, sanat errun d ünya g örû sûnü ele verir. Dü nya g ör üsü eseri kusa rar ak sairin/yazarm yegan e ama cl olursa, eser ede bî olmakta n uza k l a ~ a bi li r.
DÜ!?ÜNCE. Fikir. Edebiyat eserle rinin özü nü èlold uran, içer igini o lu~tura n, ona hakiki klym etin i kazandlran iki te-
"I
meI unsurdan biri olan konu veya tema . Akh n, zekarun û rû nû oIan d üs ü nce, edebî eserin vare lus nedenlerin in de basmda gelir. Düsüncesiz eserler, kisisel fantaz ilere kurban giderler. Siirde dile getirilen d üs ünceye tema, nesirde anlattlan d ûs ûnceye de konu demek gerekir, Recaiz êde Ekrem , "H er bir eser-i edebînin ruhu efk êrdrr. Esálîb ise esk äl-i hariciyeden ibaret kahr" diyerek d üsüncenin önem ini vurgularmsnr. Edebiyat eserini bir insana benzetirsek içerdigi, özündeki düsünce, insandaki ruh gibidir. Biçim, ise, vücut ve ten gibi dis unsurlardan ibarettir, Ruh ol- : maymca ten y a ~ a ya m a z, ten (sek il) olmaymca ruh (öz Zd üs ünce) barrnaeek yer bulamaz. Eskiler, düsûncenin zihinde dogmasma "icê d", slra ya konmasma "terttb", baska seylerle kansnnlmamesma "vahdet" demislerdir. "Fikri n bir cih etten dogrulugu 'hakikat' her cihetten dogrulugu 'selämet'tir' ilkesi, kadim ediplerin düsturu olmustur. ~
$.
Herhangi bir seb epIe s öylenmig /yazrlrrus d ûs ûncelerin dogru, yanil?, aidatia olabilecegtni vurgulayan Mustafa Nihat Özön sunlan kaydeder: "Dcgru bir d ûs ü nce bir gerçegi anlatandrr: 'Bûtû n insanlar ölü r'. Bir düsüncenin bir krsrru dogru bir kisrru da yanhs olursa Aldanci veya paradoks düsünce olur, iIk baktsta dogru gibi g örünüp de esasmda yamln bulunursa b öyleleri ctdan ci olur: 'Z evk, mutlulugu me ydana getirir". Herkes tarafmdan kabul edilmis bir g örüse karsit olursa Paradoks d üs ün ce olm: 'Aglamak ve dua etmek aym d er ecede ba ya gih knr". Bunlardan baska düsünceler konuIanna göre de, derin , arak, ulvi , sadedilce, garip, niik teli, a ~ag lll k , adi olab ilir," (ETS, ay. m.) Yukandaki aynml "kon uIan na gö re" d egil de, mahiye f/eri itibariyle demek daha do gru olurdu kanaatin de yiz.
OÜ$ÜNCE YAZlS I
OÜ$ ÜNCE YAZIS I..Düzy azl türleri~çinde d üs ünceye daha fazla yer veren, dü sü nceyle sekillenen, çoklu k bir d ûsü ncen in ifade edilmesi scklinde ortaya çrkan makale. ftkra,deneme, sohbet gibi yaz rlarm tümü için zaman zaman kullarul an bir tabirdir.
OÜZYAZI. Bkz. NESiR.
EBCED HESABI.Önemli bir olaym tarihini göstermek ûzere yazilan manzumelerde basvurulan ve Arap alfabcsindeki harflerin sayisal d egerini esas alan bir edebî hesap sistemi. Kültürümüz ve edebiyat gelenegimiz içinde önemli bir yeti olan ebced hesabi, bugün dahi kullamlmaktadrr. Ebced hesabmda harfl erin sayrsal degen ~u sekildedir: , Elif =1, be = 2, cim = 3, dal e 4, he = 5, vav « 6, ze 7, h a , = 8, ti = 9, ye = 10, kef = 20, lam =30, mim = 40, nun = 50, sin = 60, aym = 70, fe ::: 80, sad ::: 90, kaf = 100, Tl = 200, ~m ::: 300, te = 400, se = 500, hl = 600, zeI = 700, dad = 800, Z' ::: 900, gaym ::: 1000. Osmanlt yazl sistemi içinde Farsçadan ahmp kul larulan p-be , çe-cim, je-ze, ge-k ef ile aym d egere sa hiptir. Yukanda zikrcdilmeyen harfl erin sa yisal de gen ise l 'dir.
Hesfib-l cümme1 veya cümeI,ebicéd gibi isimlerl e d e amlan bu sistem ad rru eli!, be, cim, dal harflerinin birlestirilmesinden alrrustir. Tarih d ûsürmede (bkz. ) kullarulan bu hesap sisterru, da ha çok sairlerin bir san at gös terisinc d önüserek özellikle eski edebiyatmuz d a yayg mhk ka-
EoA EDEB! SANATLAR
zenrrushr, Mezar kitab elerinde veya bina "tarumhk'Tan nda da ebced hesabtrun kullaruldrgr g örülmektedir,
EDÁ. Bkz. ÜSLÛP. EDES. Edebiyat sözünün tûretildigi kelime köküdür. Er.
de m; terb iye, görgü, incelik, zer afet, aktlhhk gibi birden çok anlarru içinde banndiran bir tabirdir. "Edeb bir tác im is nû r-i Hüdadan / Giy ol tact, e min ol her belêdan": "Gird im ilim meel tsine. aradim kildun ta leb / ibm t ê geride im is, aulad im illá edeb" gibi d eyis ler, gelenegimiz içinde edebe verilen önemi ifade ed en bir kaç kûçük örnektir. Eski yazrd a elif dal , be harfleriyle yaztlan kelime , Bektasiler arasmda olgu nlu gun ifadesidir. Ele, dile, hele hakim olmayi: yani "elinle kimseyi incitme, dilinle kimsenin gönlünü ktrma, sehvete dûskûn olma" seklinde bir d üsturn sembolize etmektedir edeb. Mir'a tî'nin su d örtl ügti nde s öz konu su i1ke vurgulanmaktad rr: Mir'a tî s özlerim ca nh muamma Árif olanlara olur hüveyda Elsizi z, di lsiziz, belsiziz a m m a Yasanz dünyada erkekcesine. Ö te yandan, edeb, lügnt, sart, nahio, i$tikllk, meani, beyan aruz , knfiye, çiir ve insa gibi ilimlerin hepsini içine alan, suurlan oldukça genis bir ilmin ad idir ki, sonralan edebiyat kelimesiyle karsilarnr olmustur. (Bkz. EDEBivAT.) EDEBÎ eSER. Ortaya konduktan sonr a okurdan gördûgû hüsnü kabûl sayesinde b ir mil1etin edebiyan içind e ye r alan ese r. Orijinal bir yaplsl ve edebi b ir ktymeti oIan; içinde va r oldugu dile ve m u hatabi olan okura oIumlu yö nde bir katkist bulunan; meydana getirildigi dönemd e ed ebi yat ortamla nnda günd eme-ge tirilip uzerit:lde konu ~ulan vc milletinin ede bi Y
edinebilen eser. Malzemesi dil olan edebî ese r, m uhatabmda derin duygusal bir etki, estetik heyecan ve güzellik duygusu uyandmr. Edebî ese r, sanat eeeri b üy ük k ümesinin içinde yer alan bir altk ümedir. Edebî ese r deyince, daha çok hikaye, roman ve siir türünde yaz rlan ya pltla r ak la gelir, Edebî eseri , Prof. Dr. Sad rk K. Tural s öyle tarif eder: "Malzem esi d il cl an: duyguya, hayale ve estetik heyecana dayanan uyanmlar yo luyla, zihinde yer edebilme gücüne sahip bulu nan s özlû veya yazrh kompozisyondur. Islenmemis duygu, hayal ve d üs ünceye y öne lm is, estetik endiseden u zak eserle ri ede bî eser sa ymak old u kça güçtür." (Zamanm Etinden Tutmak. s. 25.)
EDEB· j KELÁM. Bkz. ASÁLET. EDEBÎMEKTEPIOKUL Bkz. AKIM. EDEBÎ MEKTUP. Bkz. MEKTUP. EDEBÎ SANATlAR. Mana ve söz sanatlan, sanêyi-i bed îa. Edebî eserdeki s özü , ifadeyi gûzellestirmek, anlarruru güçlendirmek için basvu rula n söz ve an lam oy unlanrun tümüne verilen isim . Ma na ve söz (lafz ) sana tlan olmak üzere iktye aynhr lar. Tezat, tekrîr, mübalaga, husn-i ta'lit , tecûhul-i arif, tetrasüb en yaygm olan anlam sanatlandrr, Söz sanatlan içinde ise aliterasyon, asonans, cinas, i$tikak en çok kul lern lanlandrr,
lI'!i
W
Ali N ihat Tarlan , edebî sanatlan, "heyecana ba gh" olanlar ve "fikre bagh olanlar" seklinde iki gruba aymr. He yecana bagh edebî sanatlan da "mecazî" ve "gerçek" mana sanatlan olmak ü zere iki kisimda inceler. Fikre bag h edebî sa natlar; "mana", "mana ve s öz", "s öz" sa natlan olmak ü zere ü ç grup hälinde tas nif edilmistir. Edebiyat kitaplannda ve diger kaynaklarda itibar edilen tasnif, "mana" ve "s öz" sanatlan seklindeki aynmdir. Edebî sanatlan özellikle siirde bir süs olarak dahasr bir faz1ahk olarak görmek d ogru deg-ildi r. Bir yaza n m lzm 119 1
EDESi TÜRLER
d eyisiyle. "Siir her seyden evvel benzet erek konusan bir di ldir. Tesbih, mecaz, istiêre, sem bol V I" alegoriyi birer s üs olarak d egil, siirin en öz hususiyetl eri olar ak g örrnek Iäzimd rr,"
EDEBÎ TÜRLER. Tür. Edebiyat üriin1 erinin belli özellikleri dikkate almara k yapilan tasnifler sonucu ort aya çrkan yazr/ metin çesitleri. Tü r de yince, edebiyatta müsterek/belli konulan, öze llikleri, biçimleri, teknikleri V I" hatta kural ya da ilkeleri olan eserler akl a gelir, Hikave. roman, destan vb . anlatrlar V I" siir bu baglamde Uk hahra gelen tü rlerdir. Naztm tûrleri (bkz.) ise manzumelerin içerig ine bakrlarak yaprlen özel bir aynmdtr. Band a, eskiden beri nazrm vadisindeki eserler lirik; epik, dramatik, didaktik gib i çesitlere ay n lrrus: mensur yaz tlar d a roman, tenkid, tarih, hitabet, mektup gibi ana ba shklar altmda toplanrrustrr. Gazetenin yay gmlasm asm dan son ra tür, daha genis anlamda kullandmaya baslanrrus VI" her yaz i bir tür sa yilrrusnr, äeneme, makale, ftkra, vd. gtbi . Bugün neredeyse eski türler birbirine kansir olmustur, Hikaye (öykû) silre yaklasrrus: silr anlanya me yletmistir. Edebiyat eserlerini, içerik lerine bakarak "gerçek"], "id eal"! V I" "aksiyon?u an latanlar di ye üç gruba ayrranlar 01mustur.
EDEBÎVAT. Bir çok terurm yaprlabilen edebiyan Prof. Dr. Orhan Oka y genel olarak söyle tarif eder: "Duygu, düsünce VI" hayall erin okuyucuda he yecan, ha yranhk V I" estetik zev k u yandira cak sekilde sözle ifade edilmesi sanahdir." Daha genis bir tarum da söy led lr: jnsanian duygu, äûsunce ve hayal bakJmmdan yükselten, ondaki estetik duyguyu heyecana/ha raketegetirecek degerde siir, roman, hiknye, tiyatro vd. gibi nazlm ve nesir halindeki sanat eserterinin tiimüne; bu eserteri inceleyen bilime; bu bilimi konu olarak ele alan kitaplar manzumesine edebiyat denir. Prof . Dr. Kaya Bilgegil'in tarifi ise !}öylediT: " Bir ilmi ögretmek, biT tezi
EDEBIYAT
müdafaa etmek, bi r takim ka id eleri tesbit etmek, bir ak de de lil olmak gay elerin d en u zak olarak yazrlan: itiba rî d eg erini oku yucunu n vey a o kuyuculann ter cih ölç üsü nde n alan; bu tercihlerin ittifakiyle s äh eser e d ogru yü kselen edebî eserler; destan, siir, dram, roman V I" emsali türler içinde karsnruza çrkarlar." (TDEA, ay. m.)
Edebiyatm amacr, insanl ann d uygu, d üsünce VI" hayallerini inceltmek, güzellesti rmek, zev klerin i yükseltm ek ve bütün bunlara derinlik kazandirmaktrr. Edebiyatm temelybirici k mal zemesi söz, d aha genis anl anuyla dil dir. Ona bi r dil sanan demek yanhs olmaz . Dili kullanan edebiyat: dili gelistire n, zenginlestiren ve koruyan da yine edebiyatnr. Baslangrç ta "edeb" scklinde dili mi zd e kullarulan edebiyat, kelime VI" kavram ola ra k T ürkçe'de Tanzimat'tan sonra kullamlmaya baslanrrus, 1860' ta n sonra yaygmltk ka zanrrusnr. Söz kon usu d öneme kadar, aym yahut bi raz daha farkh anlamda "edeb" kelimest kul larulrrusnr. Geçmis d önemlerde, siir kelimesi d e "edebiyat" anlammda kullarulmaktaydi. Edeb'in Arapça'da çesitli anlamlara geldigi bilinmekte- ( dir. Prof. Dr. Kaya Bilg egil /in arasnrmasma g öre, bunlann belli baslilart sunlard tr: güzel ahlak; insani [enaltklardan sakmdmp iyilige seokeden meleke; güzel huy ve haYlrh amel; islamlIktan som a d a, Araplara has ilim leri içine alan bi r terim olan edeb kelimesi, dilimizde, yukandaki anlamlarmm neredeyse tü müyle karsirmza çikrna ktadrr. Kati p Çelebi, "edeb ilrni, 0 ilim d ir ki , söz ve yaz rd a hataya ugramaktan kurtu1mak on unl a müm kü n olur" der. Sinast d e, bu "fen", in saria iyi huy ögreteceg i için "edeb" ad rru alrrusnr: on u nla u gra san lar a "edîb" d enilmesi d e aym sebeptend ir, g örüs ûnd edir. Ede biya t tari hi m izde, ed ebe, do grusu ed ebi ya ta ayn bir ön em ve ren V I" on u s ik sIk gündeme getiren N am lk Kemal 'dir. Edebiyatslz m il-
EDEBiYAT
leti dilsiz insana benzeten Narruk Kemal'e g öre, milleti olusturan fertlerin kenetlenmesinde edebiyat önemli bir rol. ~ynar; mill.~tin güzel terbiyesi hususunda da büyük tesiri vardtr. Yuzydlar boyunca fikirlerin terbiyesine hizme~ e~i~ olan edebiyat, okuyam da "islah" eden faydah bir eglence olmustur. Narruk Kemal'e göre, en iyi terbiye, edebiyat sayesinde kazaruhr, Muallim Neef, infikad adh kitabmda, "hakikatte edebiyat, edeb lafzrrun cämi' oldugu yüce manaYl ve söyleyisi, lnsarun vicdamna aaksedeeek derecede tesire sahip olan belîg sözlerdir" der. Belig sözlerin telifi için tutulan yöntem de edebiyatt~~. Naci: bir baska yazrsmda da, "edebiyat denilen güzel sozlere msan ruhu cezbolur. Bu cezbedisi hasrl etmeyen hiçbir söz edebiyat dairesine giremez" demektedir. Recaizêde Mahmud Ekrem ise, edebiyatm "terbiye-I efkar, tasfiye-i vicdän, tezhîb-i ahlak, tenvîr-i ezhêna hiz met ettigi"ni inkar etmemekle beraber, "bir sair siirini ahlak dersi vermek için söy lemez" der. Ve devamla "Edebiyatm amacr, fikir, his ve hayalce olan gûzellikleri ortaya çrkarmaktrr" görûsûnû ileri sûrer. Besir Fuad'a göre, edebiyat, "hakikat"i tespit etmelidir. Fikret de, edebiyatm ahlakla olan ilgisini kabul etmekle beraber, onu güzel sanatlarm bir dah olarak gÖTÜr. Yahya Kemal, edebiyat sözünün siir ve nesir sanatrru içine aldrgiru: bunlarm "yazr marifeti"ndcn baska bir mahiyeti bulundugunu, bunun da ancak manevî hayatla ilgili oldugunu söyler. Edebiyat kelimesinin Türkçe'de, kronolojik olarak, su manalara geldigi görülür: 1- Ahlakî bir mana, 2- Dile ait ilimler; 3~ Güzel yazma sana tt ve onun ögretimi, 4- Edebî metinler, 5- Bir konuyla ilgili yaymlar (literatür), 6- Gereksiz yere sözü uzatmak, edada yapmacrkhga dûsmek. .. (Edebiyatm dilimizde kaz
EDEBIYAT-l CEOlDE
EDEBiYAT~1
CEDÎDE. Servet-i Fünûn Edebiyan. Edebiyatinuzm bir döneminde (1896-1901) edebî faaliyet gösteren ve bu krsacik sürede edebî bir mektep olusturucak kadar bir bütünl ük ve 'yeni'lik öm egi sergileyen edebiyat toplulugunun adt. Daha ziyade Recaizáde Mahmud Ekrem/in (1847-1914) y önlendirmesi ile 1896 yrhnda Servet-i Fünûn dergisi etrafmda bir araya gelen ve söz kcnusu dergide siir ve yazrlanm nesreden topluluga, yazdrklan dergiden dolayr Servet-i P ûnûn Edebiyatl da denmistir. Bir önceki ku~aga yani Tanzimat neslîne yeni edebiyat anlammda "edebiyat-i cedîde" dendigt için bunlara galat olarak "Yeni Edebiyat-r Cedide" dendigi de vakidir. Edebîyat-r Cedidecilerin edebiyat görüsleriru yansrtan, içeren belirli bir beyann ämeleri yoktur; konuyla ilgili dagmik kuramsal yazrlan vardrr. Halit Ziya'nm Mai re Siyah romanmin esas kahramam Ahmet Cemil'in söyledikleri, bir yere kader, bu toplulugun siire dair g örüslerini yansitabilir, Söz konusu dönem içinde "sanat sanat içindir" prensibine bagh kalmrrustrr, Ortaya konan edebî ür ünler, ortak özelliklere sahiptir. Mektep mensuplan da d il, edebiyat, sanat ve hayat hakkmda ortak düsünce- ~ Ier tasimaktadirlar, Bunlara ilaveten "Edebiyat-r Cedîde ~ mensuplanru bir araya getiren sebepler arasmda, bun lann orta srmf esnaf ve memur çocuklan olmalan, disiplinli, programh ve yebancr dil ögreten okullarda egtfirn görmeleri gibi benzer sosyal ve kültürel çevrelerde yetism~~ bulunmalan da zikredilir." (Prof . Dr. Orhan Okay: DIA, ay. m.) Biraz da devrin siyasal durumu geregi içe kapanma, ma razilige varan bir melankoli ve sahsilik söz kon usu mektebin olumsuz özellikleri gibi g örülse de, estetik deger1erde derinlesme ve gelisme daha ön plandadrr. 'ïeni bir edebî dilin olu~umunu ve geli~mesini saglaml.~ lar ama, bir önceki nesil tarafmdan sadele~tirilmeye çah~i1an ya-
122 1
123 1
EDEBIYAT-I CEDiDE EOEBlYAT TARlHl
zr dilini, yenid en agi rlasu rdiklan için ele stirilip su çlan rruslard ir. Gerek siird e, ge rekse nesirde êhe nkli kelimeler e, Farsça terkiplere itibar eden Edebiyat-i Cedîdeciler, eski sö zlüklerde bulunan, Arapça ve Farsça'da dahi kullamlm ayan ba zr kelimelere siirlerinde yer vermislerdir, Realizmin siirdeki yanslm asl olan Pamasçihgr benimseyen Edebiyat-i Cedîde mensuplan, asm duyarhk, heyeean ve acr ifade eden ünlemleri, devrik cümleleri , baglaçlarla ba glanrrus uzun cûm leleri tercih etmislerdir, Sairler, sa dec e aruz veznini, neredeyse hatastz olarak kullannuslardir, Eski Tûrk siirinin nazrm biçimler inin hemen çogu terkedilmis, Fransrz siirinden alman "sone" ve keyfî /serbest sekiller denenmistir, Anjambman da bu mekteple siirimize girer. Mensur siir de bu dönemde yaygm hk kazanrrusnr, Hemen hemen ask ve tabiah k